Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4131 E. 2024/7324 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4131
Karar No
2024/7324
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/109 Esas, 2023/724 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/347 E., 2020/557 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.10.2024 günü hazır bulunan asıl davada davacı vekili Avukat ... , birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Asıl ve birleşen davada davacı vekilleri dava dilekçesinde; davalı şirketin 2018 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 26.03.2019 tarihinde yapıldığını, müvekkillerinin davalı şirkette yaklaşık %15 oranında pay sahibi olduklarını, gündemin, yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin 5 inci maddesi ile şirketin toplam 1.465.422 payından 1.025.796 adet payının sahibi ve yönetim kurulu başkanı olan ...'ın talebi gibi aylık 360.000,00 TL net ücret ödenmesine ve sonraki yıllarda ise ocak ayından itibaren yıllık tüfe oranında artış yapılmasına karar verildiğini, 439.626 adet red oyuna karşılık 1.025.796 adet kabul oyu ile oy çokluğuyla kabul edildiğini, kararda olumlu oy kullanan tek pay sahibinin öneride bulunan ve ücretin ödeneceği yönetim kurulu başkanı ... olduğunu, kararın sermayenin korunması ilkesine aykırı olması nedeniyle batıl olduğunu, söz konusu kararın kanun, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olması nedeniyle de iptale tabi olduğunu iddia ederek söz konusu kararın batıl olduğunun tespitine, batıl değil ise kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin, kurulduğunda elinde hiç bir varlığı ve projesi olmayan bir şirket iken bugün elinde bir jeotermal kaynak işletme ruhsatı, elektrik üretim lisansları, üretim ön lisansı, jeotermal elektrik üretim santrali işletmesi ile yatırımı %95 seviyelerinde tamamlanmış, Ekim 2019 tarihinde işletmeye girecek ikinci bir jeotermal elektrik üretim santrali bulunan bir şirkete dönüştüğünü, yatırım riskini tamamen %70 hissedar olan ...'ın aldığını, diğer paydaşların şirkete hiç emek koymadıklarını, ...'ın zorlukla geçen 10 yılda şirketten hiç ücret almadığını, artık yatırımlardan birinin yaklaşık 1 yıldır işletmede olduğunu, diğer yatırımın da işletmeye girmek üzere olduğu bu noktada yıllara sari yoğun emeğinin ve mesaisinin karşılığında belirlenen ücrete karşı çıkılmasının haksızlık olduğunu, kararlaştırılan ücretin harcanan emek ve mesainin karşılığı olması nedeniyle bu ücretin ödenmesi için şirketin kar elde etmesi gerekmediğini, belirlenen ücretin fahiş olmadığını, 10 yıldır yönetim kurulu başkanının hiç ücret almadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesinde düzenlenen butlan şartlarının mevcut olmadığı, davalı şirketin dönem zararının 14.406.801,39 TL olduğu, sabit kıymetler içerisinde yer alan tesis, makine ve cihazlar için ayrılan ve sonraki dönemlerde ayrılmaya devam edecek amortismanları, satışların maliyeti içerisinde yer alması ile birlikte şirketin gelecek en az 3 yıl daha ana faaliyet kârının ve dönem karının oluşmayacağı, YK başkanına ödenecek ücretin şirketin bozuk olan mali ve finansal yapısını daha da bozacağı dikkate alındığında söz konusu kararın aynı Kanun'un 445 inci maddesine göre iptali şartlarının oluştuğu, yine davalı şirketle benzer faaliyet alanlarında çalışan şirketlerin aynı dönemde yönetim kurulu üyelerine ödedikleri ücretlerin davalı şirket tarafından belirlenen ücretten oldukça az olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile 5 numaralı kararın iptaline karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davalı şirket vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirketle aynı, benzer faaliyet kollarında bulunan bir kısım şirketlerde ödenen ücretlerin kıyaslandığı, elde edilen mali veriler, şirketin uzun dönem borçlarının miktarı, 2018 yılı dönem zararı, yakın zaman içinde dönem kârının oluşmayacak olması, yatırımların hepsinin faaliyete girmediği nedenleri ile belirlenen ücretin şirketin geliri ile orantılı olmadığı, örtülü kazanç aktarımı niteliği taşıdığı, aynı, benzer sektörde faaliyet gösteren şirketlere göre oldukça fahiş olduğu, hakim ortak olan yönetim kurulu başkanı ...'ın kendi olumlu oyu sonucunda kararın alındığı, ücretin sadece YK başkanına takdir edilmesi hususunun dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğu, kararın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, davalı şirketin 26.03.2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 5 numaralı kararın butlanı, olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4131, K. 2024/7324, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-4131-e-2024-7324-k-4e9de05872d6