Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4091 E. 2024/7255 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4091
Karar No
2024/7255
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/469 Esas, 2023/391 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/325 E., 2019/1567 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı, duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.10.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat Rabia Melis Yıldız dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Kuzey Irak'ta alt yüklenici olarak boru hattı imalatı işinin ifası amacıyla dava dışı şirketten iki farklı sözleşmeyle finansal kiralama konusu ekipmanları kiralandığını, bu kapsamda davalı ... tarafından iki ayrı poliçeyle sigortalandığını, ekipmanların tam zıyaa uğramasına rağmen finansal kiralama sözleşmesi nedeniyle her iki poliçenin de yenilenerek prim ödenmek zorunda kalındığını, inşai faaliyet devam ederken 10.06.2014 günü iş sahasının bulunduğu yerin DEAŞ terör örgütü tarafından işgal edildiğini, davaya konu ekipmanların kurtarılamadığını, davalarının belirsiz alacak davası olduğunu ileri sürerek 9618806 nolu poliçe kapsamında şimdilik 70.000,00 USD'nin ve bu poliçenin yenilenmesi nedeniyle ödenmiş 15.496,53 USD ile 9732328 nolu poliçe kapsamında şimdilik 30.000,00 EURO'nun ve bu poliçenin yenilenmesi nedeniyle ödenmiş 1.841,30 EURO'nun tahsilini talep etmiş, 02.06.2028 tarihli dilekçesi ile 70.000,00 USD olan talebini 301.196,94 USD ve 30.000,00 EURO olan talebini de 39.905,97 EURO olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; DEAŞ'ın faaliyetlerinin terör faaliyeti olarak değerlendirilemeyecek kadar büyük ve ciddi olduğunu, bölgede NATO'nun da müdahale ettiği bir savaşın devam ettiğini, bu durumun terör klozu kapsamında değerlendirilemeyeceğini, söz konusu riziko için poliçelerde teminat verilmediğini ve davanın belirsiz alacak davası olarak değil kısmi dava olarak açıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş; davacı tarafın dava devam ederken artırdığı miktarlara karşı zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; DEAŞ'ın terör örgütü ve faaliyetlerinin de terör eylemi olduğu, Devlet ile terörist gruplar arasında savaş olmayacağı veya Devlet otoritesinin terör girişimlerine karşı gösterdiği gücün savaş ve iç savaş olarak tanımlanamayacağı, davacı zararlarının terörist eylemler nedeniyle meydana gelen zararlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, rizikonun davacı ... ettirenin beyan ettiğinin aksine gerçekleşmediğinin ispat yükünün davalı ... üzerinde olduğu, bu nedenle tam zıya hasar varlığının kabul edilmesi gerektiği, tazminat hesabının Genel Şartların 14 üncü maddesine göre yapıldığı, dava konusu sigortalı emtianın bedelinin davacı tarafından dava tarihinde belirli veya belirlenebilir olduğu dolayısıyla davanın belirsiz alacak davası koşullarını taşımadığı ve kısmi dava olarak kabul edildiği; davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi nedeniyle davacının ıslah ile arttırdığı kısım için davalı tarafın zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi sonucunda ıslah ile artırılan kısmın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ıslah ile artırılan kısım yönünden davanın reddine, dava dilekçesindeki talepler yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, DEAŞ hem uluslararası hem de ulusal anlamda terör örgütü olarak kabul edildiğinden, savaş olarak nitelendirilecek bir durumun tarafı olmayacağı, bu nedenle mahkemece isabetli olarak tespit edildiği üzere davaya konu olayda rizikonun terör olayı sebebiyle gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, davaya konu her iki poliçede de terör olaylarının genişletilmiş klozla teminat altına alındığı, davalının sigorta teminatı verdiği tam zıya olayı nedeniyle tazminat ödemekle yükümlü olduğundan davalı vekilinin zararın teminat kapsamında olmadığına ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, rizikonun kapsamı ve gerçekleşme biçimi gözetildiğinde sigorta tazminatının dava tarihi itibariyle miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği, dolayısıyla davada tazminata ilişkin kısmın sahip olduğu unsurlar itibariyle, dava dilekçesinin talep sonucunda da belirtildiği üzere belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi gerektiği, davacı tarafından sunulan 20.06.2018 tarihli dilekçeyle artırılan talep sonucu için de alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresinin dolduğu söylenemeyeceği gibi anılan dilekçe ile gerçekleştirilen talep artırımının da ıslah olarak nitelendirilemeyeceği, bu itibarla talep edilen tazminat miktarının tamamı yönünden dava zamanaşımı süresi içinde açılmış olup davalının talep artırım dilekçesine karşı beyan dilekçesinde ileri sürülen zamanaşımı def’î yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, kararın kaldırılmasına yeniden karar verilerek davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, finansal kiralama sözleşmesine konu ve leasing all risks sigortası kapsamında davalı ... nezdinde sigortalı malların tam zıyaa uğraması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, hasarın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı, davanın belirsiz alacak davası mı kısmi dava mı olduğuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin ikinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420 nci maddesi, 1454 üncü maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 23.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 09.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4091, K. 2024/7255, T. 09.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-4091-e-2024-7255-k-23c6274c7ad2