Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3935 E. 2024/6031 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3935
Karar No
2024/6031
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/513 Esas, 2023/284 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/681 E., 2021/155 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, müvekkili bankanın dava dışı borçlu Murfer Giyim ve Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine 18.03.2014 tarihli 50.000,00 TL bedelli, 19.12.2014 tarihli 200.000,00 TL bedelli, 04.11.2015 tarihli 250.000,00 TL bedelli, 24.11.2017 tarihli 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesine istinaden toplam 1.000.000,00 TL tutarında kredi kullandırıldığını, dava dışı borçlu ... ve davalı ...'nin genel kredi sözleşmelerine müteselsil kefil-müşterek borçlu sıfatıyla imza attığını, kredi hesabının kat edildiğini, alacağın muaccel kılındığını, kredi şartlarına uyulmaması, borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili yolunda davalı aleyhinde icra takibi yapıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazının iptaline, takibin takip talebinde yazılı şartlarla aynen devamına, davanın itiraz olunan alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde, müvekkili bankanın dava dışı borçlu ...'ne 18.03.2014 tarihli 50.000,00 TL bedelli, 19.12.2014 tarihli 200.000,00 TL bedelli, 04.11.2015 tarihli 250.000,00 TL bedelli, 24.11.2017 tarihli 500.000,00 TL bedelli genel kredi çerçeve sözleşmesine istinaden toplam 1.000.000,00 TL tutarında kredi kullandırıldığını, davalı ...'nin genel kredi sözleşmelerine müteselsil kefil-müşterek borçlu sıfatıyla imza attığını, kredi hesabının kat edildiğini, alacağın muaccel kılındığını, kredi şartlarına uyulmaması, borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili yolunda davalı aleyhinde icra takibi yapıldığını, davalıların icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazının iptaline, takibin takip talebinde yazılı şartlarla aynen devamına, davanın itiraz olunan alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davalarda davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, somut olayda ipotek akit tabloları incelendiğinde, ipoteğin verilmiş olan kefalet için de teminat olarak gösterildiği, dolayısıyla, somut olayda, ipotek kefilin kefaletini de teminat altına aldığından, müteselsil kefil ... bakımından öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmış olması gerekirken, önce eldeki davanın konusunu teşkil eden takip açılmış, ipotek takibine ise sonradan geçildiği, ipoteklerden biri 420.000,00 TL, diğeri 150.000,00 TL bedelli olup, asıl dosya davalısı müteselsil kefil ...'nin kefalet miktarını aştığı, bu nedenle, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipten önce ilamsız takip yapılması İİK m.45 düzenlemesine aykırı olup, itirazın iptali talebinde yasal uyarlık bulunmadığı, kural olarak aynı durum asıl borçlu bakımından da geçerli ise de, ipotek limitleri toplam borç miktarından daha düşük olduğu açık olduğundan, asıl borçluya karşı doğrudan ilamsız takip yapılmasının mümkün olduğu, diğer davalı ... ise toplamda dört kredi için kefalet vermiş ise de, takip konusu borcun kullandırılan son krediden kaynaklandığı, önceki kredi borçlarının ödendiği, davalı ...'nin kefalet sorumluluğu kullanılan son krediye vermiş olduğu 500.000,00 TL ile sınırlı olduğu, gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalıların itirazının iptali ile 585.811,43 TL asıl alacak, 82,86 TL masraf, 283.596,93 TL temerrüt faizi, 14.183,99 TL %5 faizin BSMV'si, 606,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam (Davalı ... bakımından 500.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) 884.281,21 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan (Davalı ... bakımından 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) 117.162,28 TL'nin birleşen dosya davalılarından alınarak davacıya ödenmesine, gayrınakdi teminattan kaynaklanan 5.230,00 TL'nin asıl borçlu davalı Murfer Giyim ve Tekstil Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı bankada faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Aslı ve birleşen davalarda davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil banka genel kuralı ve usule uygun olarak, ipotekli takip yapılmadan ilamsız takip yapılmamakta, bu nedenle yerel mahkeme gerekçesi hatalı bulunduğunu, borçlu aleyhine öncelikle ipotekli takip başlatılmış ardından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız takip başlatıldığını, diğer davalı ... yönünden icra dosyası incelendiğinde görüleceği üzere, takibe konu olan borç son krediden kaynaklanmadığını, hesap kat ihtarnamesi de tüm borçları kapsayacak şekilde gönderildiğini, davalı ...'nin ise tüm kredilerle imzası olduğundan 500.000,00 TL ile sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, Mahkemece yeterli incelemeler yapılmadan, deliller toplanmadan, hükme esas alınacak bir bilirkişi raporu olmadan usul ve yasaya aykırı karar verildiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacı vekilinin birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun usulden reddine;asıl davanın reddine şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin davacının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada icra takibine yapılan itirazlarının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Asıl dava yönünden; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. Birleşen dava yönünden; birleşen davaya konu icra takibinde 884.344,58 TL alacak, 5.230,00 TL gayrinakdi depo talebinde bulunulmuş olup mahkemece asıl borçlu yönünden davanın kısmen kabulüne, takibin 884.281,21 TL alacak ve 5.230,00 TL depo talebi için devamına, davalı ...'nin ise alacak miktarından 500.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu olduğu belirtilerek bu davalı yönünden de davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili, davalı ...'nin tüm borçtan sorumlu olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. Mahkemece verilen kısmen kabul kararı ... yönünden ret edilen miktar bakımından kesin olmadığından Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Asıl dava yönünden; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 2.Birleşen dava yönünden; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Aşağıda yazılı harcın istek hâlinde asıl dava yönünden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. .

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3935, K. 2024/6031, T. 05.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-3935-e-2024-6031-k-c689c7023da9