Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3888 E. 2024/7602 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3888
- Karar No
- 2024/7602
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2437 Esas, 2022/1033 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/408 E., 2020/382 K. BİRLEŞEN DAVA : İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/255 E. sayılı dosyası. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla kayyım atandığını, ancak kararın bir süre sonra kaldırıldığını, bunun üzerine şirketin ortağı olan dava dışı ... tarafından mal kaçırmak amacıyla şirkete ait 3 adet taşınmazın rayicinin altında davalıya devredildiğini, işlemin muvazaalı olduğunu, satın alan davalının dava dışı ...'in eniştesi olduğunu, satış bedeli olarak banka aracılığıyla herhangi bir bedel ödenmediğini, ... bu parayı elden almış gibi muhasebeleştirdiğini, şirkete en son Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) kayyım olarak atandığını ileri sürerek davaya konu C blok 25, 27 ve B Blok 17 no.lu taşınmazların tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı asıl dava dilekçesinde; İstanbul İli Sultanbeyli ilçesinde yer alan C blok 25 ve C blok 27 no.lu taşınmazların tapularının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu İştirakler ve Gayrimenkuller Daire Başkanlığı'nın 04.04.2019 tarih 7631/8066 sayılı Sultanbeyli Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğüne gönderdiği yazısına istinaden iptal edilerek davalı ...Ş. adına haksız olarak tescil edildiğini, dava konusu konutların üzerinde bulunan arsanın davalı şirketin ilk kurulduğu süreçte, şirketle birlikte edindiğini ve bedelini bizzat ödediğini, dava konusu taşınmazların bu arsa payına karşılık olarak tarafına düşen konutlar olduğunu, 11.04.2016 tarihinde şirkete kayyım atandığını, davalı şirket aralarında dava konusu bu iki taşınmazın da bulunduğu üç taşınmaz için aleyhine tapu iptal tescil istemli dava açtığını, dava kapsamında dava konusu taşınmazların devrini önleyici nitelikte ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ancak Sultanbeyli Tapu Müdürlüğü davalı şirketin kayyımı olan TMSF'nin 04.04.2019 tarihli 7631/8066 sayılı yazılarına istinaden dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarını iptal ederek davalı adına tescil ettiğini, tapu müdürlüğü dava konusu aynı olan İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/408 E. sayılı dosyasının sonucunu beklemediği gibi bu mahkemenin taşınmazların devrinin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir kararını da dikkate almadığını ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına kayıt ve tescilinin yapılmasını talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı asıl cevap dilekçesinde; söz konusu taşınmazların bulunduğu arsaları, davacı şirketin ortakları ile birlikte 2010 ve 2011 yıllarında satın aldığını, arsaları kat karşılığı davacı şirkete verdiğini ve karşılığında dava konusu 3 taşınmazı aldığını, 3 taşınmazdan B Blok 17 no.lu taşınmazın tapusunu 03.02.2015 tarihinde üzerine aldığını ve bu taşınmazların tamamını çalıştığı kuruma mal beyanında bildirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı idarenin 10.04.2019 tarihli muvazaalı satış işlemlerinin geçersiz sayılacağına dair kararına istinaden bu taşınmazların müvekkili adına tescil edildiğini, davacının davacının taşınmazları muvazaalı olarak satın aldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davanının devamı esnasında C blokta yer alan 25 ve 27 numaralı bağımsız bölümlerin KHK kapsamında davacı şirket adına tescil işleminin yapıldığı, davalı tarafından sunulan belgeler anlatımını doğrulasa da, davaya konu taşınmazların tapulu taşınmazlar olduğu, devrine yönelik taraflar arasında herhangi bir resmi şekilde düzenlenmiş belge olmadığından, davaya konu taşınmazların devri sonucunu doğurmayacağı, 25 ve 27 numaralı bağımsız bölümlerin davacı şirket hakkında FETÖ/PDY soruşturması başlamasından sonra mal kaçırmak amacıyla devredildiği, karşılığında herhangi bir bedel alınmadığı, bu haliyle işbu taşınmazların muvazaalı şekilde devredildiği, asıl dava yönünden yapılan incelemede ise 25 ve 27 numaralı bağımsız bölümler yönünden açılan davaların konusuz kaldığı ancak, davanın açılmasına davalının sebebiyet vermiş olması sebebiyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği, 17 numaralı bağımsız bölüm yönünden yapılan incelemede ise taşınmazın davacı şirket hakkında başlatılan soruşturma öncesinde satışının yapılmış olması, davalı tarafından sunulan belgelerin anlatımını doğrulaması dikkate alındığında, satışın gerçek bir satış olduğu sabit görüldüğü, bu taşınmaz yönünden açılan davanın reddi gerektiği gerekçesiyle asıl davada 25 ve 27 numaralı bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali istemiyle açılan davanın konusuz kalmış olması sebebiyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 17 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali istemiyle açılan davanın ispatlanamamış olması nedeniyle reddine, birleşen davanın ispatlanamamış olması sebebiyle reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davalı - birleşen davada davacı asıl tarafından istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada davalının yargılama gideri ve ücreti vekalet yönünden istinaf başvurusu bulunduğu, esas yönünden istinaf başvurusunda bulunmadığı, asıl dava devam ederken dava konusu taşınmazların idari işleme dayalı asıl davada davacı birleşen davada davalı şirket adına tescil edildiği, buna dayanak olan idari işlemin iptali için dava açıldığı, kararın henüz kesinleşmediği, bozma ilamında belirtildiği şekilde asıl davada muvazaa nedeni ile tapu iptali ve tescil davasının açıldığı düşünüldüğünde esastan yapılan incelemede; her ne kadar asıl davada davalı birleşen davada davacı tarafından mal beyanında taşınmazlar belirtilmiş ve ödeme belgeleri sunulmuş ise de, dava konusu 17 no.lu bağımsız bölüm yönünden mahkemece davanın reddine karar verildiği, bu taşınmaz yönünden kayyımlık kararının söz konusu olmadığı dönemde davalı birleşen dosya davacısına devredildiği, dava konusu 25 ve 27 no.lu taşınmazların kayyımlık kararlarının kaldırıldığı ve bu taşınmazlarla birlikte aynı işleme tabi tutulan bir kısım taşınmazlar hakkında açılan davaların kabulle sonuçlandığı, ödeme yapıldığına ilişkin satışı yapan şirket kaydında herhangi bir ödemeye rastlanılmadığı, devir işlemlerini yapan dava dışı ... ile davalı birleşen dosya davacısının akrabalık ilişkisi bulunduğu, ödemenin satışı yapan şirkete yapılması gerektiği, herhangi bir ödeme belgesinin olmadığı, bilirkişi raporuna göre tapudaki bedel ile gerçek bedel arasında fark bulunduğu, ceza dosyasında satış yapan şirket ortağı ...'in mahkum olduğu, bu durumda devrin muvazaalı yapıldığının kabulü gerektiği, asıl dava yönünden asıl davada davalı birleşen davada davacının dava açılmasına neden olduğu, davayı başlangıçta kabul etmediği, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu olduğu, idari yargıdaki dava kesinleşmemiş ise de, asıl gerekçenin devrin idari işlemle değil koşulları varsa adli yargıda muvazaa nedeni ile tapu iptali ve tescil davası açılması gerektiği, bu yönüyle idari işlemin yasaya uyarlığının olmadığının belirtildiği, gerekçede belirtilen şekilde bu davanın muvazaaya dayalı olarak açıldığı, bu nedenle idari yargıdaki davanın kesinleşmesinin beklenmesine gerek olmadığı, gerekçesiyle asıl davada davalı - birleşen davada davacı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar asıl davada davalı birleşen davada davacı asıl ve katılma yoluyla asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, muvazaa nedeni ile tapu iptali ve tescil; birleşen dava ise, yolsuz tescil nedeni ile tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Kural olarak İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak kendisi hakkında yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Başka bir deyişle İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu itibarla asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili kararı katılma yoluyla temyiz etmişse de İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmediği gözetildiğinde Bölge Asliye Mahkemesinin esastan red kararını temyiz edemeyeceğinden temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir. 2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin REDDİNE, asıl davada davalı birleşen davada davacı asılın temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde asıl davada davacı-birleşen davada davalıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan alınmasına, 24.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.