Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3707 E. 2024/6046 K. – İstirdat
Konu: İstirdat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3707
- Karar No
- 2024/6046
- Karar Tarihi
- Konu
- İstirdat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46.Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/3549 Esas, 2023/341 Karar HÜKÜM : Esastan ret, vekalet ücreti yönünden kabul İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/643 E., 2020/406 K. Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıdan borç para aldığını, aralarındaki para ilişkisinin zamana yayıldığını, davacı tarafından ödemeler yapılarak borcun tamamen ödendiğini, bu borcun teminatı olarak 300.000,00 TL, 126.000,00 TL, 150.000,00 TL ve 150.000,00 TL bedelli toplam 726.000,00 TL bedelli bonoların düzenlendiğini, düzenleme ve ödeme tarihlerinin boş bırakıldığını, eksiklikleri tek taraflı olarak davalı tarafından tamamlandığını, 300.000,00 TL bedelli bononun İstanbul 26.İcra Müdürlüğü'nün 2016/40933 Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, ancak davacı tarafından borcun kiracısı ... ..., ... ..., davalının sigortalı çalışanı ..., ... ..., davalının oğlu ... ve davalının eşi ... aracılıklarıyla tamamen ifa edildiğini belirterek takibe konu edilen bonodan kaynaklı borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş, daha sonra icra dosyasına ödemeler yaptığını belirterek bu bedellerin istirdadını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu bono nedeniyle borcu olmadığı iddiasının asılsız olduğunu, davacının ödemeye ilişkin bildirimlerini senet ile yapması gerektiğini, davacı tarafça her ne kadar dava dilekçesi ile davalıya ödeme yapıldığını ileri sürmüş ise de takip dayanağı bonoya karşı yapılmış bir ödeme bulunmadığını, davacı yanca gönderildiği iddia olunan bedellerin hiçbirisinde takip dayanağı bonoya istinaden yapıldığına dair ihtirazı kayıt bulunmadığını, davacı yanın iddia ettiği bir kısım bedellerin ise davalıya değil 3 üncü kişilere yapıldığının görüldüğünü, ödemelerin takip dayanağı bonoya bağlanmasına hukuken olanak bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe dayanak 300.000,00 TL lik bononun tanzim ve vade tarihinden önce yapılan ödemelerin davalının hamili olduğu bono sebebiyle ödendiğinin ispatlanamadığı, davacı tarafça ya da onun adına ifa yardımcıları tarafından yapıldığı ileri sürülen ödeme kayıtları, makbuzlar ya da çeklerin söz konusu davaya konu senet için yapıldığının ispatlanamadığı, sunulan belgelerin ispata muhtaç kaldığı, davacı tarafın senede konu borcun bulunmadığı ya da ödendiğine ilişkin yazılı belge ibraz edemediği, davacının delil listesinde açıkça yemin deliline dayanmamış olması sebebiyle yemin delilinin hatırlatılamadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ve kiracıları, davalı yana ve onun aile bireyleri ve yakınlarına ödeme yaptığı sabit olup, bu ödemelerin takibe dayanak bonoya ilişkin olmadığı menfi iddiasının ispat külfetinin davalı yanda olduğu, ispat külfetinin hatalı olarak davacıya yükletildiği, dayanak bononun vade tarihinin boş bırakılarak sonradan tamamlanmasının muhtemel olduğu hususunun gözardı edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken maktu vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu belirterek vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kural olarak menfi tespit davasında ispat külfetinin borçlu olmadığı menfi iddiasında bulunan davacı değil, davalı/alacaklı üzerinde ise de; somut olayda davalı alacaklı kambiyo senedi vasfında bir senede dayanıp, anılı bononun teminat senedi niteliğinde olduğu ispat edilemediğinden ve dayanak senet illetten mücerret olduğundan, ispat külfeti genel kuralın aksine davacı üzerinde olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile, dava dışı ... ... tarafından davacı ...'a 13.09.2012-06.05.2016 tarihleri arasında toplam 333.000,00 TL tutarında para transferinin yapıldığı, yine dava dışı ... tarafından 22.12.2014 tarihinde 49.850,00 TL tutarında para transferinin ...'a yapıldığı, davacı ... tarafından dava dışı ... ...'ın hesabına 16.10.2012-19.06.2017 tarihleri arasında 385.750,00 TL'lik para transferinin yapıldığı, bunun 342.500,00 TL'lık kısmının 15.11.2016 tarihli davaya konu bono öncesi olduğu, 43.250,00 TL'lik kısmının ise senet tarihinden sonra yapıldığı, yapılan bu havalelerde davalı ... isminin geçmediği, bir kısım işlemlerde açıklamaların yer aldığı, ancak bu açıklamaların da davaya konu senede ilişkin bulunmadığı, "09.05.2015 çek için 30 Mayıs tarihi için 19.02.2012 tarihli senet için" şeklinde açıklamaların bulunduğu, yine dava dışı ... ... tarafından dava dışı ... ...'ın hesabına 50.000,00 TL para transferinin yapıldığı, davacı ... tarafından doğrudan doğruya keşide edilen ve ... tarafından tahsil edilmiş toplam 37.500,00 TL çek tahsilat kaydının bulunduğu ve bunların tarihinin de davaya konu çekin düzenleme tarihinden önce olduğu, yine ... tarafından keşide edilen toplam 160.000,00 TL'lik çeklerin de dava dışı ..., ..., ..., ..., ... ... gibi farklı şahıslar tarafından tahsil edildiği, yine ... ... tarafından keşide edilen toplam 170.000,00 TL tutarında çekin ... ..., ... ..., ... ..., ..., ... ..., ... ..., ... ... ..., ... ... gibi isimli şahıslarca tahsil edildiği, yine aynı şekilde dava dışı ... ... tarafından toplam 168.000,00 TL'lik çeklerin de yine 3. Şahıslar ... ..., ..., ... ..., ..., ... ... vs gibi farklı şahıslar tarafından çekildiği yönünde tespit yapıldığı, mahkemece davacı ... tarafından gönderildiği iddia olunan paraların dava dışı ... ...'a gönderildiği, yine davacının ...'den aldığını iddia ettiği, bir kısım paraların da ... ... hesabından davacıya geldiği, ayrıca yapıldığı iddia edilen para transferleri ve çek alışverişlerinin genellikle davada hiç taraf olmayan 3. şahıslar üzerinden yapıldığı, gönderilen paralar ve alınıp verilen çeklerin davalı ... ile bağlantısının kurulamadığı gibi ödendiği iddia olunan paraların pek çok büyük kısmının davaya konu borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali talep edilen 27.09.2016 tanzim tarihli, 15.11.2016 vade tarihli, 300.000,00 TL'lik bononun tanzim ve vade tarihinden önce olduğu, dolayısıyla ödendiği belirtilen bu paraların davalının hamili olduğu bono sebebiyle ödendiği hususunun ispatlanamadığı, bono, çek gibi kıymetli evrakın sebepten mücerret oldukları, bunlar için yapılan ödemelerin de açıkça bu bono ve çek için yapıldığı iddiasının ispatlanması gerektiği, davacı tarafça yada onun adına ifa yardımcıları tarafından yapıldığı ileri sürülen ödeme kayıtları, makbuzlar yada çeklerin söz konusu davaya konu senet için yapıldığının ispatlanamadığı, sunulan belgelerin ispata muhtaç kaldığı, davacı tarafın senede konu borcun bulunmadığı yada ödendiğine ilişkin yazılı belge ibraz edemediği, davacının delil listesinde açıkça yemin deliline dayanmamış olması sebebiyle yemin delilinin hatırlatılamadığı, bu kapsamda davacının davasının sabit olmadığına dair kararında isabetsizlik bulunmadığı ancak davalı lehine dava değeri olan 340.179,45 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın esası yönünden davanın reddine, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası gereğince hesaplanan 29.742,56 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkili tarafından davalıya gerçekleştirilen ödemelerin bazılarının davaya konu senet tarihi sonrasında ait olduğu belirtilmiş ise de, bonoların tanzim tarihinin boş olarak düzenlendiğini ve davalı tarafından sonradan doldurulduğunu, mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, borcun tamamen ödendiğini, davalının muhasebeyi ilgilendirir sebepler ileri sürerek borç ödemelerinin yanında çalışan ya da şahsi ilişki içinde bulunduğu kişilere ait hesaplara yapılmasını ve yine ödeme aracı olarak kullanılan çeklerin bu kişiler adına düzenlenmesini talep ettiğini, taraflar arasında gerçekleşen para alışverişi neticesinde borcun çoğunluğu müvekkili tarafından bir kısmı da müvekkilin ifa yardımcıları tarafından gerçekleştiğini, müvekkili tarafından satış tehdidi altından icra dosyalarına ödemeler yapıldığını, bunlara dair makbuzları yerel mahkeme dosyasına sunduklarını, delillerin toplanması noktasında, bilirkişilerce de eksik olduğu ifade olunan banka kayıtları Garanti Bankası ve Yapı Kredi Bankası tarafından gönderilmeyen (çek görüntüsü/tahsil ciro bilgisi ile çek hesap ekstreleri), bilgi verilmeyen kayıtlar (çek akıbetleri) ile ING Bankası kayıtlarının (sayın bilirkişilerce açılamayan CD sebebiyle) tamamlanmadığını, bilirkişiler tarafından açılamadığı kullanılamadığı ifade olunan kayıtların celp olunmadığını, eksikliklerin giderilmediğini, ispat yükünün yer değiştirdiğinin dikkate alınmadığını, ödeme yapan ve ödeme alan kişiler arasında uyuşmazlığa konu borç ilişkisi dışında başkaca bir ilişki olmadığını, ödemelerin nedeninin istirdat davasına konu senetler olmadığı iddiasının ispatında ispat yükünün yer değiştirdiğini, davalı tarafça kıymetli evrakın soyutluğu ilkesine dayanıldığını ancak belli hâllerde şahsi defi'ilerin ileri sürülebileceği hususu gözden kaçırıldığını, davanın istidat davası olduğunu, bir miktar paranın davalıdan alınarak davacıya ödenmesi olduğunu, bu durumda nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senedine dayalı takip sebebiyle icra dosyasına yapmış olduğu ödemelerin istirdatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.