Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3650 E. 2024/6321 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3650
Karar No
2024/6321
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1557 Esas, 2023/285 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas 3. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi SAYISI : 2021/14 E., 2021/216 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı tarafından müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, takibe konu borcun ödendiğini, bu nedenle borcun bulunmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın borcu ödediğine dair beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun olup, söz konusu borcu ödememek amacı taşıyan kötü niyetli bir iddia olduğunu, davacı tarafından yapılan ödeme ve ödeme makbuzlarının davacı/borçu ile yapılan cari hesap borcuna karşılık Yatağan Noterliği 18 Haziran 2010 tarih 4667 yevmiye numaralı temlik sözleşmesinden dolayı yapılan bir ödeme olduğunu, yapılan temlikin takibe konu borçlara ait olmadığını, takibe konu yapılan bonoların ödenmediğini belirterek, davacının haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı davasının reddine, haksız ve kötü niyetli olarak açılan bu davadan dolayı davacının %40'dan aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 05.10.2015 tarihli ilk rapor incelendiğinde; davacı firmanın davalı şirkete dava konusu icra dosyası nedeni ile 351,461,74 TL borçlu olduğunun belirtildiği, tarafların itirazları üzerine ek rapor alındığı, alınan 11.08.2016 havale tarihli ek raporda; icra ve takip konusu mezkur senetlerin, davalının davacıya gönderdiği cari hesap ekstrelerinde iade anlamına gelen "NO PORT" yazılmış olması( hesaptan çıkış gösterilmesi) ayrıca senetlerin vadesinde ödenmediği gerekçesiyle protesto edilmemiş olması hususlarının, mezkur senet bedellerinin davacı borçlu tarafından ödendiğinin karinesini teşkil ettiği, bu itibarla davacı şirketin, davalı şirkete takip dosyasında alacağın sebebi olarak gösterilen kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olmadığı,kök raporlarındaki görüş farkının muhasebe kayıtlarındaki "NO PORT" ifadesinin hatalı yorumlanmasından kaynaklandığının belirtildiği, asıl rapor ile ek rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasına karar verilerek alınan 11.04.2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacının borçlu olmadığı, hatta incelenen kayıtlarda alacaklı olduğunun bile tespit edildiği görülerek aldırılmış olan son raporun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık bilimsel verilerden yararlanarak hazırlandığı görülerek davanın kabulune karar vermek gerektiği; davalının davacıdan alacaklı olmadığını muhasebe kayıtları üzerinde yapacağı inceleme neticesinde bilebilecek durumda olduğu, haksız yere takip başlattığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davaya konu senetlerden 09.09.2008 tanzim tarihli 35.000,00 TL tutarlı senedin bedelinin çek ile ödenmiş olması, 26.04.2010 tanzim tarihli 5 adet toplam 108,05 euro bedelli senetlerin icra takip tarihi itibariyle 267.517,58 TL tutarınında olması, bu senetlerle ilgili davalı kayıtlarında "NO PORT" ibaresinin bulunması, temlik edilerek 28.01.2011 tarihinde ödenen 360.000,00 TL destekleme primi ödemesinin senet tutarlarını icra takip tarihi itibariyle karşılaması karşısında davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir delile rastlanmadığı, kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, borcun ödendiği iddiasına dayalı menfi tespit talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davaya ve takibe konu senetlerin davalının ticari defterlerinde "no port" ibaresi ile çıkış kaydının bulunması senetlerin ödendiğini göstermekte olup davalının, senetlerin ödendiğini bildiği halde takibe konu etmiş olması kötüniyeti ispata yeterli olmakla davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda belirtilen gerekçe ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 12.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3650, K. 2024/6321, T. 12.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-3650-e-2024-6321-k-411c0c3ea7b2