Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3375 E. 2024/6269 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3375
Karar No
2024/6269
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1072 E., 2023/436 K. HÜKÜM : Asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/510 E., 2022/232 K. BİRLEŞEN DAVA :İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/123 E. sayılı dosyası Taraflar arasındaki tazminat ve alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davacı vekili ve temlik alan vekilinin asıl davaya yönelik, birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik başvurularının reddine, asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davacı Global Park Hizmetleri Turizm ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve temlik alan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.09.2024 günü hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ..., asıl davada kısmen temlik alan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Japonya menşeli Irıax Co. tarafından üretilen ürünlerin Türkiye'ye ithalatı ve satışı konusunda inhisari hak sahibi olduğunu, müvekkili ile davalı arasında ürünlerin Türkiye'de dağıtımı, satılması ve pazarlanması amacıyla 28.07.2009 tarihli sözleşme imzaladığını, sözleşmenin 3. maddesinde davalının her yıl sözleşme konusu ürünlerden asgari 50.000 m² satın almayı taahhüt ettiğini, davalı şirketin, yıl sonunda asgari satın alma taahhüdünü yerine getirmediği takdirde müvekkili şirketin 6 ay önceden yazılı olarak sözleşmeyi fesih ve muhatap şirketin sözleşmenin 4. maddesinde düzenlenmiş olan inhisari hakkını iptal etme yönündeki seçimlik haklarından herhangi birini kullanmakta muhtariyetinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, başka firmaların bayilik alma tekliflerini geri çevirdiğini, davalının asgari alım taahhüdünü yerine getirmediğini, 8.366,22 m² ürün satın aldığını, bu ürünlerden de 4.644 m²'sini iade ettiğini, davalının alım taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle Inax Co. ile ilişkilerinin bozulduğunu, müvekkilinin 24.09.2010 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarname ile sözleşmenin 3. maddesine göre sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiğini, müvekkilinin davalı şirketten sözleşmenin 3. maddesine aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshinden önce doğmuş bulunan haklarına istinaden yoksun kalınan karını talep etmesine rağmen davalının müvekkili oyaladığını, 16.01.2012 tarihinde gönderilen e-posta ile müvekkilinin tazminat talebini yerine getiremeyeceklerini bildirmeleri üzerine, 24.01.2012 tarihli ihtarname ile davalının şimdilik 1.188.413,39 euroyu 3 iş günü içinde ödemesinin talep edildiğini, bu ihtara da yanıt alınmadığını, davalının almadığı miktarın 46.277,78 m² olduğunu, bunun da 1.188.413,39 euroya tekabül ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000,00 euronun fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 13.10.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.190.059,00 euro arttırarak 1.215.059,00 euro tazminatın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faizi ile tahsilini talep etmiş, birleşen davanın reddini istemiştir. II. CEVAP VE BİRLEŞEN DAVA Asıl davada davalı-birleşen davada davacı Kaleseramik Çanakkale Kalebodur Seramik San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sözleşmede öngörülen asgari alım taahhüdünü tüm gayretlerine rağmen yerine getiremediğini, sözleşmenin imzasından yaklaşık 14 ay sonra yapılan fesih bildirimi ile müvekkilinin bu iş için yaptığı yatırımların zarara dönüştüğünü, davacının distribütörlük aldığı tarihten itibaren hiçbir sene 50.000 m²'lik ürün satışına ulaşamamasına rağmen müvekkili ile yapılan sözleşmeye bu yönde bir hüküm koyması ve bu maddeden dolayı kâr kaybı talep etmesinin haksız olduğunu, söz konusu madde yönünden müvekkili açısından 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 117 maddesi uyarınca ifa imkansızlığı bulunduğunu, davacının geçmiş yıllar ithalatının Gümrük Müdürlüğünden sorulması gerektiğini, davacıdan asgari alım taahhüdünün güncellenmesi talep edilmesine rağmen davacının bu talebi kabul etmediğini savunarak asıl davanın reddini istemiş, birleşen davada, sözleşmenin sona ermesinden sonra davalı Global Park Ltd.Şti.'ne iade edilen ürünlerden kaynaklanan müvekkilinin alacağı konusunda taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığını, müvekkilinin davalıdan 738.904,66 TL cari hesap alacağı bulunduğunu ileri sürerek 738.904,66 TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar tacir olup davalının da dava konusu ürün grubu ile ilgili olarak sektörde eskiden beri faaliyette bulunduğu, başlangıçtaki ya da sonraki ifa imkansızlığının söz konusu olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 8/3 paragrafındaki “Taraflar tarafından yapılan ihlal haricinde sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, mağdur taraf son takvim yılına kayıtlı ürün satım cirosuyla sınırlı kalmak üzere zararlarını talep etmeye hak kazanacaktır.“ hükmü göz önüne alındığında davacının müspet zararlar bahsinden olan kar kaybını talep edebileceği, davacının sözleşmenin sonuna kadar yağması gereken masrafların davacının elde edeceği kardan mahsubu gerekeceği, sözleşmede kar kaybının döviz cinsinden talep edilebileceğine dair hüküm bulunmadığından TL olarak hüküm kurulması gerektiği, davacının kar kaybının 1.321.769,92 TL olduğu, 684.777,37 TL'sinin ...'e temlik edildiği, birleşen davada davacı Kaleseramik A.Ş.'nin 738.904,66 TL cari hesap alacağı hesaplandığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 1.321.769,92 TL'nin temerrüt tarihi olan 31.01.2012 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı Kaleseramik A.Ş.'den tahsili ile 684.777,37 TL'nin temlik alan davacı ...’e, kalan 636.992,55 TL.'nin davacı Global Park Ltd. Şti.'ne verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince kâr kaybı, müspet zarar kapsamında olup akdin hiç ya da gereği gibi yahut vadesinde yerine getirilmemesinden kaynaklanan zarar olduğu, sözleşmenin feshi halinde ancak uğranılan menfi zararların yani sözleşmenin ifa edileceğine güvenilerek iyi niyetle yapılmış giderler ve yine sözleşmenin ifa edileceğine güvenilerek kaçırılan daha elverişli fırsatlardan dolayı uğranılan menfi zararların istenebilmesinin mümkün olduğu, Mahkemece belirtildiği gibi ancak sözleşmede açıkça belirtilmiş ise sözleşmenin feshi halinde müspet zararın talep edilebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8/3 maddesine göre sözleşmenin ihlal haricinde bir sebeple sona ermesi durumunda mağdur tarafa son takvim yılına kayıtlı ürün satım cirosuyla sınırlı kalmak üzere zararlarını talep etme hakkı tanınmış olup somut olayda davacı, sözleşmeyi 3. maddeye göre en az alım taahhüdünün yerine getirilmemesi sebebiyle feshettiğinden sözleşmenin bu sebeple feshi halinde müspet zararın talep edileceğine dair bir sözleşme hükmü bulunmadığından asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, birleşen dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği, faiz türü belirtilmediğinden yasal faize hükmedilmesinin yerinde olduğu, asıl davada talep ıslahla artırıldığından davalı lehine vekalet ücretinin buna göre hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada davacı Global Park Ltd.Şti. ve asıl davada temlik alan ... vekillerinin asıl davaya yönelik, birleşen davada davacı Kaleseramik A.Ş. vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının reddine, asıl davada davalı Kaleseramik A.Ş. vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karar asıl davada davacı Global Park Ltd. Şti. vekili ve asıl davada temlik alan ... vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, kar kaybı nedeniyle ... zararın tazmini, birleşen dava, cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin 8/3. maddesindeki hükmün net, belirgin, açık ve anlaşılır olmayıp, birden çok manaya gelmesi nedeniyle düzenleyen aleyhine yorumlanacak olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle asıl davada davacı Global Park Ltd. Şti. vekili ve asıl davada temlik alan ... vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı Global Park Ltd. Şti. ile asıl davada temlik alacağı kısmen temlik alan davacı ...'ten alınarak, asıl davada davalı ve birleşen davada davacı Kaleseramik A.Ş.'ye verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 11.09.2024 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada uğranılan zarar nedeniyle kâr kaybı, birleşen davada ise; cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir. Sayın çoğunluk ile görüş ayrılığının sebebi taraflar arasında akdedilen 28.07.2009 tarihli sözleşmenin 8/3. maddesinin yorumlanmasından kaynaklanan yorum farklılığına ilişkindir. Bu maddede: " Taraflar tarafından yapılan ihlal haricinde sözleşmenin her hangi bir nedenle sona ermesi halinde, mağdur taraf son tahkim yılına kayıtlı ürün satım cirosuyla sınırla kalmak üzere zararlarının talep etmeye hak kazanacaktır." Davalı Kale Seramik Çanakkale Kalebodur Seramik Sanayi A.Ş.'nin sözleşmenin 3. maddesi gereğince taahhüdünü yerine getirmediği, eksik ürün verdiği, tarafların kabulünde ve bilirkişi raporunda tespit edilmiştir. Sözleşmede bu nedenle fesh edilmiştir. Sözleşmenin bu nedenle fesh edilmesi dikkate alındığında asıl davada davacı tarafın kâr kaybının tamamının tahsil edebileceği gerektiği gibi sözleşmenin 8/3. maddesindeki ihlal hususunun sözleşmenin hükümlere ilişkin diğer madde hükümleri açık olup taahhüdün yerine getirilmemesi sözleşmenin ihlali sağlayacağı hususu da dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesinin kâr kaybına ilişkin olarak asıl davada verdiği kısmen kabul kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin İlk Derece Mahkemesinin kararını kaldırarak asıl davada verdiği ret kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun asıl davaya ilişkin onama gerekçesine bu nedenle katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3375, K. 2024/6269, T. 11.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-3375-e-2024-6269-k-e97cab9eb7eb