Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3287 E. 2024/6222 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3287
- Karar No
- 2024/6222
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1178 Esas, 2023/443 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/143 E., 2020/579 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.09.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında yapılan faktoring sözleşmesi kapsamında davacının hamili olduğu 166.000,00 euro bedelli çeki davalıya temlik ettiğini, sözleşme uyarınca davacının edimlerini yerine getirdiğini, davalının davacıya ayrıca kur taahhütnamesi imzalattığını ve buna göre tahsil tarihinde kurun 4,91 TL altına inmesi halinde aradaki farkın müvekkili tarafından karşılanacağının yazıldığını, sözleşmeye göre davalının 12.000,00 euro X 4,91 TL = 58.920,00 TL komisyon alarak geri kalan 756.140,00 TL'yi 30.03.2018 tarihinde davacının hesabına gönderdiğini, faktoring sözleşmesinin TL cinsinden kararlaştırılmasına rağmen tahsil tarihindeki kur yüksekliği nedeniyle davalının fazla tahsilat yaptığını ve sebepsiz zenginleştiğini, kur yüksekliği nedeniyle 1.223.420,00 TL tahsil edildiğini, aradaki fark olan 378.840,00 TL'nin davacıya iadesi gerekirken edilmediğini ve davalının bu miktarda fazladan zenginleştiğini beyanla bu miktarın 21.09.2018 tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 29.03.2018 tarihli faktoring işlemi yapılarak davacıya döviz endeksli kredi (DEK) kullandırıldığını ve temlik edilen alacağın ödeme vasıtası olarak 21.09.2018 tarihli ve 166.000,00 euro bedelli çekin davalı tarafından iktisap edildiğini, davacının işlem tarihi ile ibraz tarihi arasındaki kur farkı sebebiyle, tahsil eden davalı şirketin sebepsiz zenginleştiğinden bahisle huzurdaki davayı açtığını, davanın zamanaşımına uğradığını, faktoring sözleşmesinin düzenlenmesi üzerinden 2 yıl geçtiğini, davacı ile yapılan faktoring işlem tarihindeki euro kuru 4.91 TL iken, çekin tahsil olduğu tarihteki kur 7.37,00 TL olduğunu, taraflar arasında imza edilmiş olan kur anlaşmasına göre, taraflar arasındaki işlem, "Gayri Kabili Rücu - Dövize Endeksli Yurtiçi Faktoring" olarak tanımlandığını; fatura tahsil kurunun da kapanış günü cari kuru olduğunun kararlaştırıldığını, kapanış kurunun çekin tahsil tarihindeki kur olacağının belirtildiğini, aynı anlaşma metninde, işlem tarihi ile çekin vade tarihi arasında kur farkı oluşması halinde, %5'inin BSMV olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu doğrultuda, ilgili çekin 24.09.2018 tarihinde tahsilinden sonra kur artışına bağlı olarak oluşan BSMV ödeme sırasında ayrılan tutar içinden kesilerek, kalanın da 5.665,00 TL olarak, 25.09.2018 tarihinde müşteriye ödendiğini, böylece davacının davalı şirketten herhangi bir alacağı kalmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar kur farkı nedeniyle davalının tahsil ettiği miktarın TL karşılığı artmış ise de, bu artış nedeni ve yapılan tahsilatın davacının mal varlığından çıkmadığı, keşideci aleyhine bir durum olduğu, davacının çekte lehtar olup ciro veya temlik suretiyle devrettiği çek nedeniyle artık bir talep hakkının kalmadığı, taraflar arasındaki faktoring sözleşmesinde de kurun yükselmesi halinde farkın davacıya ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, tam tersine para veren davalının üstlendiği risk nedeniyle davalı lehine tek taraflı kur farkı ödeneceğine dair davacı tarafından taahhüt verildiği, davalının mal varlığında bir azalma olmadığına göre sebepsiz zenginleşme nedeniyle talep hakkı kazanmayacağı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf edilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı tarafça, davacıya kullandırılan kredi karşılığında davalıya temlik edilen euro bedelli çekin, temlik tarihindeki kur ile, tahsil tarihindeki davalı lehine gerçekleşen kur farkından kaynaklı alacak talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.Taraflar arasında imzalanan kur fark taahhütnamesi 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.