Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3181 E. 2024/5668 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3181
- Karar No
- 2024/5668
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/195 E., 2021/64 K. Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme Değerledirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait “porland” ibareli markaların 07.07.1992 tarihinden beri TÜRKPATENT nezdinde korunduğunu, “porland” markasının, “porselen” ve “land” kelimelerinin özgün ve ayırt edici şekilde kısaltılması ile oluşturulduğunu, davalı şirketin 2019/33667 sayılı "Porselen Dünyası+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruya itirazlarının reddedildiğini, dava konusu başvurunun kapsamında müvekkiline ait markanın tescilli olduğu 21. sınıf malların yer aldığını, başvurunun esaslı unsurunun “porselen” ibaresinden oluştuğunu, ayırt edici vasfı olmayan “dünyası” ibaresinin tali nitelikte olduğunu, “porselen dünyası” ibaresinin 21. sınıf kapsamında yer alan mallar yönünden ayırt edici bir ibare olmayıp, bu sektörde kullanılan cins, vasıf ve kalite belirten bir nitelikte olduğunu, “porselen” ibaresinin tüm sektör tarafından kullanılan bir cins ismi olduğunu, kimsenin tekeline verilemeyeceğini, ortalama tüketici nezdinde “porselen dünyası” ibareli markanın diğer markalardan ayırt edici bir marka olarak algılanmayacağını, müvekkili şirkete ait tanınmış “porland” ve “porland porselen” markasının devamı/serisi olarak algılanmasının ve müvekkili şirket ile bağlantılı olduğu intibaı uyandırmasının kaçınılmaz olduğunu, davalı şirketin, müvekkiline ait markadan haksız olarak yarar elde edeceğini, müvekkili şirketin menfaatinin zedeleneceğini, söz konusu başvurunun esas unsurunun “porselen” olması ve iki kelimenin birlikte porselen sektörünü tanımlayıcı genel anlamı olması nedeniyle başvurunun tescilinin hukuka aykırı olacağını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-3479 sayılı kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu markayı yıllardır kullandığını, ilk marka tescilini 2013/10682 tescil numarası ile 05.02.2013 tarihinde 35. sınıfta gerçekleştirdiğini, davacının benzerlik iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı markası olan “porland” ibaresi ile müvekkiline ait “porselen dünyası” markasının, kavramsal, görsel, işitsel ve bütünsel olarak birbirinden farklı olduğunu, davacı markasının esas unsurunun “porland” ibaresi olduğunu, müvekkillerine ait markanın esas unsurunun ise “porselen dünyası” ibaresinden oluştuğunu, markaların birbirinden rahatlıkla ayırt edilebildiğini, davacı markasının tanınmış olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; dava konusu markada tescili istenen mallar açısından, "porselen" ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı fakat "dünya" ibaresinin tek başına ayırt ediciliği ile birlikte, “porselen dünyası” ibaresinin, özellikle tescili istenen sınıfta kullanılan bir terim olmadığı, markanın düşük de olsa bir ayırt edicilik seviyesine ulaştığının kabul edilmesi gerektiği, bu hali ile markanın tescili istenen mallar ile kavramsal bir bağının bulunmadığı, tescili talep edilen malların özelliklerini doğrudan belirtmediği, ilgili tüketici kesiminin, söz konusu malların makul düzeyde bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı ortalama tüketicilerinin algısında ayırt edilebilme işlevini yerine getirebileceği, herhangi bir bilgilendirme algısı yaratmadığı, dava konusu markanın 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında yer alan mutlak ret nedenlerini aşacak düzeyde olduğu, markanın somut ayırt edicilik vasfına sahip olduğu, tüketici tarafından davaya konu işaret görüldüğünde refleks olarak mal ve hizmet ile işaret arasında bağlantı kurulamayacağı, kelime unsurları ağır basan “porselen dünyası” ibareli markanın, tescili talep edilen 21. sınıf malları açısından ortalama tüketicilerin tescili talep edilen işaret ile mallar arasında, (ancak ilave bir irdeleme ya da analiz olması halinde) bir ilişki kurabileceği, bu hali ile markanın tanımlayıcı olmadığı, markada yer alan ibarelerin tek tek ve kombinasyon içinde cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirtmediği, malların yapıldığı zamanı göstermediği, diğer karakteristik özelliklerine atıf yapılmadığı, davaya konu markanın 5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sayılmayacağı, davaya konu markanın tescil talep edilen sınıfta yer alan -kararda belirtilen- yukarıda işaretli mallarının, davacı markaları ile aynı / aynı tür ve /veya benzer mallar/hizmetler olduğu, somut olayda, söz konusu mal ve hizmetler açısından bu mal ve hizmetlerin alıcılarının; bir kısmının ortalama seviyedeki tüketiciler, diğer bir kısmının da ortalama seviyedeki tüketicilere nazaran daha yüksek derecede bilince/dikkate/özene ve gözlem seviyesine sahip tüketiciler olduğu, davaya konu markanın, şekil ve kelime unsurlarını birlikte içerdiği, “porselen dünyası” ibarelerinden oluştuğu, bu ibarenin zayıf düzeyde ayırt ediciliğe sahip olduğu, ancak ayırt edici gücü zayıf olsa da, minimum tescil edilebilirlik şartını yerine getiren kelime unsurlarının tescil edilmesinin olağan olduğu, markalar ayırt edici niteliği düşük olan bir unsuru ortak olarak içeriyorsa, karıştırılma olasılığı değerlendirmesinin, ortak olmayan unsurların markanın bütünsel olarak oluşturduğu izlenime etkisi hususuna odaklanacağı, ortak olmayan unsurların benzerlikleri – farklılıkları ve ayırt edici niteliklerinin dikkate alınacağı, “porselen dünyası” markasının oluşturduğu anlam, “porland” ibaresindeki ayırt edicilik birlikte değerlendirildiğinde taraf markalarında ilk bakışta iltibasa meydan verecek benzerlikteki yazı, şekli ve renk kullanımının bulunmadığı, bir bütün olarak, anlamsal, görsel ve fonetik olarak taraf markalarının karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzer olmadıkları, davacı, her ne kadar dosyaya markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, piyasa araştırması, satış rakamları/faturaları, yurt içi ve yurtdışı satış ağı vb. delilleri sunmamış olsa da, “porland” ibaresinin sofra ve mutfak ürünleri içerisinde belli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığının kabul edilmesi gerektiği, fakat taraf markaları benzer olmadığından davacının tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı, sonuç itibarı ile 2019 33667 numaralı davalı şirket markasının, 21. sınıfta tescilli malları açısından 6769 sayılı Kanun'un beşinci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, tescil engeli içinde kalmadığı, 21. sınıfta tescilli malları açısından (c) bendi kapsamında tescil engeli içinde kalmadığı, davalı şirket markası ile davacı şirketin itiraza ve hükümsüzlüğe dayanak markaları arasında benzerlik ve bu benzerlik neticesinde iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda, bilirkişi raporuna ilave yapılmaksızın aynen yer verildiğini, taraf iddialarının değerlendirdiği ve muhakeme edildiği herhangi bir kısmın kararda yer almadığını, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler ile ulaşılan sonuçların hatalı olduğunu, "porselen dünyası" ifadesinin, porselen işleri, porselen uğraşıları, porselene dair herşey anlamına geldiğini, buna rağmen söz konusu ibarenin, ayırt edici olduğunun ve 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi kapsamında tescil edilebileceğinin kabulünün hukuka aykırı bulunduğunu, mahkeme kararının 6. sayfasında, "porselen" ibaresinin ayırt edici olmadığının kabul edildiğini, ancak "dünya" ibaresinin tek başına ayırt edici olduğu ve "porselen" ibaresini farklılaştırdığı sonucuna varıldığını, bu yaklaşımın marka hukukunun ... prensiplerine tamamen aykırı olduğunu, dava konusu başvurunun kapsamındaki mallarla müvekkili markalarının kapsamlarındaki malların aynı bulunduğunu, marka işaretleri arasında da karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının gerçekleştiğini, öte yandan müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, mahkemece bu yönden yapılan incelemenin de yetersiz bulunduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu başvurunun "Porselen Dünyası" ibaresinden oluştuğu, İlk Derece Mahkemesince kabul edildiği üzere bütün olarak söz konusu ibare kapsamındaki mallar yönünden zayıf da olsa ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu itibarla 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi kapsamında bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında da 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira davacı markalarının asli unsurunun "PORLAND" ibaresinden oluştuğu ve bu ibare ile dava konusu başvuru arasında işitsel ve görsel benzerliğin olmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı markalarının tanınmış olmalarının da dava konusu başvurunun tesciline engel teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, davanın öncelikle 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinden dolayı mutlak ret sebeplerinden reddi gerektiğini, "porselen" ve "dünyası" ibarelerinin ayırt edicilik unsurunu haiz olmadığını, dava konusu markada esas unsurun bulunmadığını, tescil için yaratıcılık olmadığını, "dünya" ibaresinin ayırt edicilik katan bir ibare olmadığını, porselen ibaresinin cins isim olduğunu,6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi anlamında da "Porselen Dünyası" ibaresinin ayırt edici fonksiyonunun olmadığını, ayırt ediciliği sağlama bakımından bütüncül inceleme yapılması gerekliliğine işaret edilmekle beraber "porselen" ve "dünyası" ibarelerinin ayrı ayrı incelendiğini, müvekkili markasının sadece "porland" olarak ele alındığını, bütüncül inceleme yapılmadığını, emtia benzerliğinin olduğunu, müvekkili markasının serisi olarak algılanabileceğini, bağlantı intibasının oluşabileceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı marka başvurusuna davacı şirket tarafından yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1..6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 5 ve 6 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.