Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2886 E. 2024/5706 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2886
- Karar No
- 2024/5706
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/880 Esas, 2023/148 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/679 E., 2021/12 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı aleyhine Denizli 7. İcra Müdürlüğünün 2016/1874 E. sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başladığını ve haciz işlemleri yapıldığını, davalının, davacının kardeşi Sıddıka'nın eşi olduğunu, davacının 2001 yılında eşi ...'den boşandığını ve ...'nin şirketteki hissesini davalının oğlu müvekkilinin yeğeni ... Sinkil'in bedelsiz olarak devraldığını, davalının oğlunun bu şekilde ... Boya Pazarlama Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'ne ortak olduğunu ve davacı birlikte müştereken çalışmaya başladığını, ... Sinkil ile arasında bazı davalar bulunduğunu, davalının çalışma nedeniyle işçi olarak Avusturya'da ikamet ettiği 1990 yılının başlarında yatırım amacıyla imar uygulamasıyla değerIeneceği düşünülen Denizli Servergazi bölgesinde Cumhuriyet tarlası olarak bilinen ve genel olarak 3 dekar büyüklüğünde olan taşınmazlardan satın almak istediğini, ancak uygun taşınmaz tespit edemediğinden satın alması mümkün olmadığını, taşınmazın hisseli olması ve hissedarların tamamı ile görüşerek anlaşması, fiyat konusunda mirasçılar arasında ortak rakam belirlenemediğinden satın almasının mümkün olmadığını, kayınbiraderi olan davacı ...'nın mirasçılarla görüşerek gerektiğinde taşnmazı kendi adına satın almasını, taşınmazın pazarlıkla tespit edilecek bedeli için paranın kendisine ait T.C. Merkez Bankası hesabından çekebilmesi için özel yetki içeren vekâletname verdiğini, davacı eniştesi adına para çekme yetkisini içerir vekaletname almış olduğundan teminat amacıyla davalıya davaya konu 22.07.1993 tanzim tarihli miktarı ve vade tarihli (yazı ve rakamla olan kısımlar) açık bırakılan lehtarı ... olan senedi düzenleyerek teslim ettiğini, müvekkilinin taşınmazı 22.03.1994 tarihinde tapuda kendi adına satın aldığını, bu taşınmazın bedelini de davalının verdiği vekâletnamedeki yetkiye istinaden davalının banka hesabından çekerek ödediğini, müvekkilinin, davalının talebi ile satın aldığı bu taşınmazı davalının yurtdışında bulunması nedeniyle daha sonra davalının istediği şekilde 25.09.1998 tarihinde davalı adına tapuda intikal ettirdiğini, senedi teslim aldığı şekliyle tanıklar huzurunda müvekkilimize iade ederek teslim ettiğini, müvekkilinin davalının huzurunda geri aldığı senedi işyerindeki kasasına koyduğunu, müvekkilinin yeğeni ile birlikte çalışmaktayken 10.03.2005 tarihinde iş yerine hırsız girdiğini ve iş yerindeki kıymetli eşyalar ve para kasasının çalındığını, para kasasının açılmış vaziyette dere yatağında bulunduğunu, bir kısım evrakların yakıldığının da tespit edildiğini, hırsızlık olayı İle ilgili olarak başlatılan soruşturmada zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilinin kasada bulunan davaya konu bononun çalındığını fark etmediğini, teminat amacıyla davalı eniştesine verdiği daha sonra geri alarak kasasına koyduğu bononun davalının eline hukuka aykırı olarak tekrar geçtiğini öğrendiğini, davalının haksız olarak ele geçirdiği bonoyu haksız kazanç sağlamak ve müvekkilin oğlu ... Sinkil ile olan hukuki ihtilaflarından doğan nefretle müvekkilini mağdur etmek amacıyla bonoda müvekkil tarafından boş bırakılan alacak hanesinde rakam kısmına rakamla "750.000" yazı hanesine yazıyla "Yedi Yüz Elli Bin Amerikan Doları" şeklinde yazılı hale getirmek suretiyle ve daha önce boş olan vade tarihini "22.07.2004" şeklinde yazılı hale getirmesine rağmen bu tarihin yıl kısmını kimyasal yolla sildikten sonra "22.07.2014" olarak tahrif ettiğini, müvekkilinin davalı hakkında C.Başsavclığına suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin davalıya borcu olduğu kabul edilse bile borcun zamanaşımına uğradığını, bu nedenlerle Denizli 7. icra Müdürlüğü'nün 2016/1874 E. sayılı dosyası ile yapılan icra takibine konu bono yukarıda belirtilen nedenîerle bedelsiz olup davalı tarafından hileyle ele geçirilmiş ve sahtecilik yapılarak işleme konmuş olduğunu belirterek müvekkilin Denizli 7. icra Müdürlüğü'nün 2016/1874 E. sayılı dosya nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, müvekkilinin borçlu olduğu kabul edilse dahi zamanaşımı nedeniyle takibin iptaline, haksız ve kötü niyete dayalı icra takibi nedeniyle %20'den az olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taraf dava dilekçesinde, müvekkili ile davacının birlikte arsa alıp satmak için anlaştığını, müvekkilinin davacıya para çekmesi için vekâlet verdiğini bu vekalet ile para çektiğini arsa alım satımı yaptığını aldığı paraların karşılığında senet verdiğini ve senetteki imzanın kendisine ait olduğunu ikrar ettiğini, takibe konu senedin teminat senedi olmayıp borç senedi olduğunu, davacı tarafın teminat senedi olduğu iddiasını kendisinin ispat etmesi gerektiğini, davacı taraf dilekçesinde kendi adına aldığı taşınmazı müvekkile 1998 tarihinde verdiğini beyan ettiğini, bu taşınmazın davaya konu senet karşılığı olmadığını, ayrıca tapu senedinden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın parasını aldığını beyan ettiğini, tapunun senet karşılığı verildiğini de, davacının ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın takibe konu senedin kendisinde olduğu ve kasasından çalındığı iddiasının bir iftira olduğunu, bir kişinin kendi borçlu olduğu senedi ödedikten sonra niye kendi kasasında iptal etmeden saklayacağının anlaşılabilir bir durum olmadığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın haksız ve hukuka aykırı olarak ve müvekkilinin alacağını ulaşmasına engellemek amaçlı kötü niyetli olarak açıldığını, bu sebeple davanın reddine, %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça takibe konu bononun davalıya teminat senedi olarak verildiği iddia edilmiş olup davalı asilin 27.11.2019 tarihli duruşmada isticvap beyanında "Yurt dışında yaşadığını, peyderpey davacıya arsa alınması için para gönderdiğini, senedin bu sebeple düzenlendiğini" belirttiği, davalı tarafın senedin teminat senedi olarak düzenlendiği hususunda talil beyanının bulunduğu, davacı tarafından davalının gönderdiği para ile kendi adına alınan taşınmazın davalı adına tapu kaydının devrinin sağlandığının beyan edildiği, dosya içinde bulunan Merkezefendi Tapu Müdürlüğü'nün 13.05.2016 tarihli müzekkere cevabından Yeşilköy mahallesi 1100 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından 22.03.1994 tarihinde satın alındıktan sonra 25.09.1998 tarihine davalıya devir edildiğinin belirlendiği, davalı her nekadar talil beyanında davacının aralarındaki anlaşmaya göre yurt dışından gönderdiği para ile beş tane tarla alındığını ve kendisine diğer taşınmazların devir edilmediğini iddia etmiş ise de davalı tarafın iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, bu hususta davalının hukuka uygun deliller göstermediği, delil listesinde yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Denizli 7. İcra Müdürlüğünün 2016/1874 E. sayılı dosyası ile yapılan icra takibine konu 750.000,00 USD bedelli bono nedeniyle davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatına ilişkin talebinin şartların oluşmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkilinin eniştesi olduğunu, taraflar arasında yakın akrabalık bağı bulunduğunu, davalının kötüniyetle hareket ederek müvekkilinin evindeki ev eşyalarını haczederek yediemin deposuna kaldırdığını, ayrıca müvekkiline ait aracı haczettirdiğini, tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu senette alacak nedeni kısmının boş olduğunu, davacıya taşınmaz alması için müvekkilinin borç para verdiğini, borç para karşılığı davacıdan senet aldığını, davacının hem taşınmazı vermediğini hem de parasını ödemediğini, senet metninden alacakla ilgili borcun sebebinin anlaşılamadığını, borcun sebebini değiştiren borçlunun davacı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senedin 22.09.1993 keşide tarihli 750.000,00 USD bedelli, 22.07.2014 vade tarihli, keşidecisi davacı ... ..., lehdarının davalının olduğu, senette ihdas nedeninin yazılı olmadığı, davaya konu senetteki imzanın davacıya ait olduğu yönünde uyuşmazlık bulunmadığı, senette ihdas nedeninin yazılı olmadığı, davacı tarafça bu senedin davalının kendisine taşınmaz alımı için gönderilen para karşılığında teminat olarak düzenlendiğini ileri sürdüğü, davalının ise davacıya gönderilen paralarla davacı adına taşınmazların alındığı, senedin bu nedenle düzenlendiği ve alınan taşınmazların kendisine devredilmediğini savunduğu, senette ihdas nedeninin bulunmaması nedeniyle senedin talilinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla ispat yükünün davacıda olup, senedin teminat amaçlı olduğu ve bedelsiz kaldığını davacının yazılı ve kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, davacının bu iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispat edemediği, bu nedenle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle senedin talil edilerek ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilip davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı, davacının istinaf isteminin yerinde olmadığı, davalının istinaf isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; vekâletname ile bononun aynı tarihli olduğunu, davalının gönderilen paraların teminatına dair senet verildiği iddiasını kanıtlaması gerektiği, isticvabında da senedin talil edildiğini, senet tarihinden önce alınan taşınmaz bulunmadığını, senedin iade edildiğini, ancak sonrasında çalındığını, kötüniyetli takip başlatıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup uyuşmazlık, dava konusu senedin teminat için verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Dava menfi tespit istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, dava konusu senedin teminat olarak verilip verilmediği hususundadır. Davacı; davalının yurtdışında olması nedeniyle davalıya devredilmek üzere kendi adına taşınmaz aldığını, davalının T.C. Merkez Bankası hesabından para çekebilmesi için özel yetki içeren vekâletname verdiğini, vekaletname almış olduğundan teminat amacıyla davalıya davaya konu senedi düzenleyerek teslim ettiğini, müvekkilinin taşınmazı 22.03.1994 tarihinde tapuda kendi adına satın aldığını, bu taşınmazın bedelini de davalının verdiği vekâletnamedeki yetkiye istinaden davalının banka hesabından çekerek ödediğini, müvekkilinin, davalının talebi ile satın aldığı bu taşınmazı davalının yurtdışında bulunması nedeniyle daha sonra davalının istediği şekilde 25.09.1998 tarihinde davalı adına tapuda intikal ettirdiğini belirterek teminat olarak verilen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı ise cevap dilekçesinde; takibe konu senedin teminat senedi olmayıp borç senedi olduğunu, davacının devrettiği taşınmazın davaya konu senet karşılığı olmadığını, ayrıca tapu senedinden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın parasını aldığını beyan ettiğini belirterek davanın reddini istemişse de 27.11.2019 tarihli duruşmadaki isticvap beyanında "ben 1971 ila 1996 yılları arasında yurt dışında çalıştım. Bu süre zarfında kazandğım paraları davacı ...'ya benim adıma arsa ve arazi alması için gönderdim. Gönderilen paralarla arsa ve araziler alınıyordu. Ancak ben yurt dışında olduğumdan kayınım olan davacı adına alınıyordu. Daha sonra aramızda sorun çıkmaması için bu senedi düzenledik. Senet bu gönderilen paralarla alınan tarla ve araziler davacının üzerinde olduğu için düzenlendi. Ben anlattığım gibi peyderpey paralar gönderdim. Ayrıca elden de ödeme yaptım. Paralar verildikten sonra senet düzenlendi. Davacı bana 5 tane tarla aldığını söyledi. Bunlardan 3'ü Cumhuriyet tarlası idi. Cumhuriyet tarlasından kastım askeriyenin üst tarafında başak heykelinin kavşaktadır. Yanında istikbal mağazası vardır. 1'i davacının yanında çalıştığı Gürsel isimli şahsın üzerine alınan daha sonra satılan tarla idi. 1'si ise Babadağ tarafında idi. Alınan tarlalar daha sonra bana devredilmedi" şeklinde açıklamada bulunmuştur. Davalının isticvap beyanından yurt dışından gönderdiği paralara istinaden kendisi hesabına alınan ancak davacı adına tescil edilmek zorunda kalınan taşınmazlar nedeniyle ortaya çıkması muhtemel sorunlardan dolayı senedi teminat olarak aldığını kabul ettiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davacının üzerine alınan taşınmazlardan biri davalıya devredilmiştir. Bu durumda mahkemece; senedin düzenlenmesine sebep olarak gösterilen tüm taşınmazlar belirlenip, bu taşınmazların tamamının iade edilip edilmediğinin tespit edilmesi, tamamı veya bir kısmı iade edilmişse taşınmazların senet düzenleme tarihindeki değerleri belirlenip ne kadarlık bir miktar için senetteki teminatın devam ettiği saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.