Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2637 E. 2024/4975 K.

Konu: Markanın Hükümsüzlüğü

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2637
Karar No
2024/4975
Karar Tarihi
Konu
Markanın Hükümsüzlüğü

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1436 Esas, 2022/1710 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/657 E., 2019/163 K. Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin on yılı aşkın süredir MANJE markası adı altında faaliyet gösterdiğini, İzmir'de iki şubesinin bulunduğunu, davalı tarafın 43. sınıfta tescilli "MANNAMANJE" markası ile müvekkilinin markası arasında benzerlik olduğunu, ortalama tüketici nezdinde sıralı marka intibaı uyandırdığını, markaların aynı sınıfta tescilli olması sebebiyle iltibas tehlikesi bulunduğunu, bu sebeplerle davalıya ait 2014/101150 tescil numaralı "MANNAMANJE" markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, markanın kullanmasının önlenmesine, müvekkilinin tescilli markası ile iltibasa sebep olacak unsurların kaldırılmasına, web sitesi ve sosyal paylaşım sitelerinde yer alan kullanımların kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 2014 yılında turizm, otelcilik, konaklama, restoran alanında faaliyet göstermek üzere kurulduğunu, "..." ibaresinin ticaret unvanının esas unsuru olduğunu ve aynı zamanda Türk Patent ve Marka Kurumu ("TürkPatent") nezdinde tescilli çok sayıda markanın esas unsuru olduğunu, müvekkilinin otelinin İstanbul'da ilk tasarım butik otel unvanı ile Gayrettepe'de açılacağını, "MANNAMANJE" markasının da bu otelde bulunan restoranın adı olacağını, TürkPatent nezdinde tescilli olan "..." esas unsurlu markalar yanında "... HOTELS" markasının WIPO nezdinde ABD'de ve Çin'de tescilli olduğunu, somut olayda markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, markaların farklı ve ayırt edici olduğunu, "MANJE" kelimesinin Fransızca'da yemek yemek anlamına gelen "manage" kelimesinin okunuşu olduğunu, markaların kavramsal ve işitsel olarak benzer olmadığını savunarak bu sebeple açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek, davalının markasının esas unsurunun "MANNAMANJE", davacının markasının ise "MANJE" olduğu, yabancı kelimeden oluşan bu markaların Türkiye'deki vasat tüm tüketiciler tarafından anlamlarının bilinmesinin mümkün olmadığı, davacının markasının davalının markası içinde birebir yer aldığı, davalının markasının tescilli olduğu 43.sınıfta yer alan "yiyecek ve içeçek sağlanması" hizmetleri için davacının markasının daha önce tescil edilmiş olduğu, her iki markanın da tescilli olduğu bu hizmetler için, "makul seviyede bilgilenmiş, özenli ve dikkatli" ortalama tüketiciler yönünden, benzer oldukları gibi; markaların işitsel, görsel, kavramsal olarak ve genel izlenim itibariyle karıştırılması riski bulunacak düzeyde benzer oldukları, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, buna göre davalının markasının kısmi olarak hükümsüzlüğüne karar verilebileceği, davacının markasının tanınmış marka olmadığı, koruma kapsamında olmayan diğer mal ve hizmetler için hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, ayrıca kararın kesinleşmesinden sonra marka kullanımının durdurulmasının talep edilmesinde davacının hukuki yararının bulunmadığı, zira hükümsüzlük kararı kesinleştiği takdirde kullanıma devam edilmesinin ayrı bir davanın konusunu oluşturabileceği, bu aşamada bu konuda talepte bulunulamayacağı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu sebeple bilirkişi raporuna itibar edilmemişse de yeniden rapor alınmamasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıya ait 2014/101150 numaralı "Mannamanje+Şekil" markasının tescilli olduğu 43.sınıfta yer alan "yiyecek ve içeçek sağlanması hizmetleri" için kısmen hükümsüzlüğüne ve kısmen sicilden terkinine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını, bir bütün olarak bakıldığında “manje” kelimesinin her iki markada da ortak olarak kullanımının markalar arasında benzerliğe yol açmadığını, markanın asıl unsurunun "..." ibaresi olduğunu ve seri marka yaratıldığını,“...”ibaresi altın tozundan elde edilen bir maddenin adı olup 43. sınıftaki hizmetler açısından ayırt ediciliği olduğunu, Fransızca dilinde yemek yemek(fiil) ve yemek(isim) anlamına gelen "manje" gibi ek unsurların 43. sınıf hizmetlerde zaten ayırt edicilikten yoksun olduğunu, markalar da ortak unsur olan "manje" ibaresinin 43. sınıf bakımından tanımlayıcı olduğundan karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde “manje” ibaresinin dikkate alınmaması gerektiğini, ayrıca renk ve şekil unsuru da dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin müvekkili makasının kısmen hükümsüzlüğüne dair kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının kavramsal ve işitsel olarak aynı oldukları benzerlik gösterdikleri, davacı başvurusundaki şekil unsurunun ve "..." ibaresinin markayı farklılaştırmaya yetmediği, bu sebeple taraf markalarının ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca markaların esaslı unsurları arasındaki benzerlik "markalar arasında yüksek düzeyde işitsel benzerlik" olarak kabul edildiğinden, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarih, 2020/7116 E, ve 2022/1737 K. sayılı kararı ile aynı Dairenin 20.10.2020 tarih, 2020/614-4248 esas ve karar sayılı kararı, aynı dairenin 08.06.2020 tarih, 2019/4686 E. ve 2020/2665 K. sayılı kararı, taraf markaları arasında işitsel (telaffuz) benzerlik olduğunu, “kelime+şekilden oluşan marka başvurularında, markanın ayırt edici unsuru açısından yapılan değerlendirmelerde önceliğin markanın kelime unsurunda bulunduğu, MANJE ibaresinin 43. sınıfa dâhil emtialar yönünden zayıf bir marka olarak nitelendirilemeyeceği, bu açıdan davacının “MANJE” ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığı “...” sözcüğünün ilavesiyle oluşturulan davalı markasının müşteriler tarafından bu anlamda bir seri marka veya davacının markasının bir türevi olarak algılanabileceği ve söz konusu markaları taşıyan emtianın müşteriler tarafından aynı ekonomik kaynağa atfedilebileceği, sonuç olarak söz konusu markalar açısından, davacının, seçenek özgürlüğü varken davacı markalarına yaklaştıracak şekilde oluşturulduğu nazara alındığında, dava konusu markaların birbirinden farklı firmalara ait olduğu izlenimini vermediği, 43. sınıfa dahil emtialar yönünden iltibas bulunduğu, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğraması şartlarının oluşmadığı, davalı vekilinin bu sebeplerle istinaf başvurusunda haklı olmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalara arasında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin hukuki bir konu olduğu ancak mahkemenin hukuki değerlendirmeyi yaparken bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeleri de dikkate almak durumunda olduğunu, "..." kelimesinin müvekkili Turizm İnş. ve Otelcilik San. ve Tic. A.Ş.'nin unvanında yer aldığı, dava konusu markanın müvekkiline ait ... Otel'in restoranında kullanıldığını, bu kelimenin müvekkiline ait otel de olmak üzere diğer projelerinde de kullanıldığını, nitekim 43. sınıfta “...” esas unsuru ile tescil edilmiş 13 adet markasının bulunduğunu, markada "..." ve "Manje"nin bitişik kullanıldığını, bu haliyle bir bütünlük oluşturduğunu, tüm veriler dikkate alındığında tüketici tarafından asıl ayırt edici unsurun tüzel kişiliğin isminde yer alan "..." kelimesinin olduğunu, kaldı ki yazı tipi ve şekil bakımından hiçbir şekilde benzerlik göstermediğini, markaların görsel, işitsel be kavramsal olarak farklılık gösterdiklerini, ortalama tüketici dikkatinin nazara alınması gerektiğini belirterek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 43. sınıfta hizmetleri içeren MANJE ibareli markası karşısında davalının aynı sınıfta tescilli MANNAMANJE ibareli markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.556 sayılı KHK'nın 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 42'inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2637, K. 2024/4975, T. 12.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-2637-e-2024-4975-k-524ef489327f