Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2456 E. 2024/4933 K.

Konu: Tanıma Ve Tenfiz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2456
Karar No
2024/4933
Karar Tarihi
Konu
Tanıma Ve Tenfiz

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/573 Esas, 2023/186 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/287 E., 2019/809 K. Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında Essen 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (2 O 407/10) sayılı tazminat davasında, 144.890,08 Euro'nun 02.09.2010 tarihinden itibaren %5 oranınında faizi ile birlikte tahsiline ilişkin verilen kararın 04.02.2015 tarihinde kesinleştiğini, kararın apostille onayının yapıldığını, müvekkilinin davalıdan bu miktarı tahsil edemediğini ileri sürerek Essen 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.12.2012 tarih ve 2 O 407/10 sayılı kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin 12.07.2010 tarihinde tasfiye edildiğini, tasfiye edilerek tüzel kişiliği sona eren şirketin davada taraf olamayacağını, Essen Mahkemesinin ticari sicil B adlı belgesinde, şirketin sermaye yetersizliği nedeniyle tasfiye edildiğinin yazıldığını, bu nedenle yabancı mahkemede verilen hükmün Türkiye'de tenfizinin mümkün olmadığını, aynı belgede şirkete aciz müdürü atandığının belirtildiğini, bunun da iflas yöneticisine karşılık geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta taraf ehliyeti ve dava ehliyeti yönünden 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 9 uncu maddesi ve 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği, bu hususta Alman hukukunun maddi hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği, dosyaya sunulan belgenin noter onaylı ve yeminli tercümesinin incelenmesi sonucunda, Alman hukukuna göre tasfiye memuru olarak ... isimli kişinin atandığı ve bu kişinin davada taraf ve dava ehliyeti bulunduğu, yine Essen Bölge Mahkemesi tarafından bir örneği sunulan belgeye göre de ek tasfiye memurunun davacı şirketin tasfiyesi için atandığı ve şirketi tek başına temsil gücüne sahip olduğu ifade edilen ... isimli kişi olduğunun anlaşıldığı, Essen Asliye Hukuk Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu hukuk davasına ilişkin kararın kesinleşmiş bir ilam olduğu, bu ilamın apostil şerhinin onaylı örneğinin ve noter onaylı yeminli tercümesinin dosyaya sunulduğu, Almanya ile yabancı mahkeme kararlarının tenfizi konusunda karşılıklılık esasının belirlenmiş olduğu, tenfizi istenen kararın alacak davasına ilişkin olduğu, bu davayla ilgili olarak Türkiye'de münhasır yetkili bir mahkemenin bulunmadığı, ayrıca davalının bu hususta bir itirazının da bulunmadığı, tenfizi istenen karara konu uyuşmazlığın kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturmadığı, herhangi bir tenfiz engeli bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Essen 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ( 2 O 407/10 ) sayılı, 13.12.2012 tarihli kararının tanınması ve tenfizine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin 12.07.2010 tarihinde tasfiye edilmesi nedeniyle aktif husumet ehliyeti olmadığına ilişkin belgenin dosyaya sunulduğunu, Essen Yerel Mahkemesi Ticari Sicil B adlı belgenin 10.10.2016 tarihli resmi dökümünün aslı ve Türkçe çevirisinin özellikle 6 ncı sütununun en alt bölümünde "b) Şirket sermayesizlik nedeniyle FamFG madde 394 fıkra 1 gerekçesi tasfiye edildi." şeklinde bilgi bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davanın özelliklerine uymayan bilgilerin paylaşıldığını, özellikte raporun 9 uncu sayfasındaki vekalete ilişkin açıklamanın hatalı olduğunu, şirketin sicilden silinmesinin gerçek kişinin ölümü ile aynı sonucu doğurduğunu, bir şirketin tasfiye işlemlerinin yürütülmesi sırasında yapılanların, tasfiye görevlisi ve işlemin niteliğine göre önceden yetki verilmiş avukat tarafından yerine getirilmesinin olanaklı olduğunu, oysa tasfiyenin tamamlanıp şirketin sicilden terkininden sonra önceki yetkilinin işlem yapmasının Türk Hukukuna göre olanaksız olduğunu, terkin edilen bir şirketin ihya edilmeden davanın görülemeyeceğini, bu şekilde işlemin kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu, maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin 12.07.2010 tarihinde FAMFG Yasasının 394 üncü maddesinin 1 inci paragrafı uyarınca ticaret sicilinden silindiği, 1 inci maddedeki kişinin, şirket malvarlığının mevcudiyetini yeterli derecede inandırıcı şekilde ortaya koyması nedeniyle, ek işlem için tasfiye memuru olarak atandığı belirtilerek, ...'ın ek tasfiye için tasfiye memuru olarak atandığının belirtildiği, bu nedenle, davacı şirketin Alman Hukuku'na göre aktif dava ehliyetinin bulunduğu ve şirketin tasfiye işleminden sonra tespit edilen hak ve menfaatlerinin tahsili amacıyla görevlendirilen ...'ın şirketin yasal temsilcisi olarak şirket adına dava açma yetkisinin bulunduğu, Alman Hukukuna göre bir çeşit ihya hükmü olduğu anlaşılan bu hükümle, ...'ın şirketi temsile yetkili olduğu anlaşılmakla taraf teşkilinin usulüne uygun şekilde sağlandığı sonucuna varıldığı, yabancı mahkeme ilamının tenfizine engel herhangi bir durum bulunmadığı, nispi harcın ödenmesi nedeniyle Mahkemece nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5718 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi ve 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 50 nci, 53 üncü, 54 üncü ve 55 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, tenfiz davalarının eda davası değil, tespit davası niteliğinde bulunması sebebiyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca maktu harca hükmedilerek fazla alınan nispi harcın iadesine karar verilmesi gerekirken nispi harca hükmedilmesi de doğru görülmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin tümüyle hükümden çıkarılmasına, yerine “Davacı tarafça peşin yatırılan 27,70 TL başvurma harcı ve 6.893,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 6.920,70 TL'den maktu karar ve ilam harcı 27,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.893,00 TL'nin istek halinde davacıya iadesine," ibarelerinin eklenmesine, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin tümüyle hükümden çıkarılmasına, yerine "Davacı tarafından yapılan 2.000,00 TL bilirkişi gideri, 263,00 TL posta gideri, 27,70 TL başvurma harcı, 27,70 TL peşin harç, 44,00 TL yurtdışı tebligat gideri olmak üzere toplam 2.362,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibarelerinin eklenmesine, yine hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinden “51.379,16 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine “2.725,00 TL” ibaresinin eklenmek suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2456, K. 2024/4933, T. 11.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-2456-e-2024-4933-k-04c1a9fd0963