Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1979 E. 2024/4991 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1979
- Karar No
- 2024/4991
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2801 Esas, 2022/2829 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/283 E., 2021/569 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar ve fer'i müdahil tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankanın .... Şubesi ile dava dışı ... Teknik Yapı İnş. Taah. Mad. Harf. Nak. Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlulara gönderilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, davalılar hakkında başlatılan icra takibine davalılar tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; aynı alacağa ilişkin olarak Tokat 2. İcra Dairesinin 2017/1571 E. sayılı dosyası ile yapılan takipte cebr-i icra yolu ile taşınmazı kendilerinin aldığını, davalı banka ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra sözleşmenin birinci sayfasındaki tahsis edilen kredi limiti ve sözleşme tarihinin sonradan banka yetkisince doldurulduğunu, yine kredi sözleşmesinin 28 inci sayfasındaki kefil olunan azami miktar ve sözleşme tarihinin banka yetkilisince sonradan doldurulduğunu, bu nedenle geçerli bir sözleşmeden ve kredi borcundan sorumlu tutulamayacağını, bu hususta suç duyurusunda bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde ; dava dışı ... Teknik Yapı ... Ltd. Şti. ile davacı banka arasında akdedilen ticari kredi sözleşmelerine istinaden kullanılan kredilere ilişkin kullandırılan bu kredilerin teminatını teşkil etmek üzere ...'e ait taşınmaz üzerinde 26.04.2013 tarihinde birinci dereceden 250,000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davacı banka ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin 28 inci sayfasındaki ad, soyad, adresi tarafından kendi el yazılarıyla yazılarak taraflarınca imzalandığını ancak sözleşme tarihi kefalet miktarı, kullanılacak kredi miktarının rakam ve yazı ile sonradan banka yetkilisince doldurulduğunu, geçerli bir sözleşmeden ve kredi borcundan sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda sözleşmede davalıların sorumlu olacakları azami miktar ve kefalet tarihinin kendi el yazıları olmadığı anlaşılmakla söz konusu kefaletin geçersiz olduğu kanaatine varıldığı, bu sebeple takibin haksız olduğu, takibe itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine, talep edilmediğinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar ve fer'i müdahil istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadan alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, her ne kadar ATK raporunun bir kısmında rakam ve yazıların davalıların el ürünü olmadığı belirtilmiş ise de; davacı bankaca akdedilen kredi sözleşmelerinin gerek müvekkili bankanın tebliğ ve uygulamaları gerekse mevcut yasal hükümlere uygun olarak yetkili personeller veyahut şube müdürleri huzurunda kimlik tespiti yapılarak ve imza örnekleri kontrol edilerek düzenlendiğini, bu nedenle davalıların eli ürünü olmadığının kabulünün mümkün olmadığını, anılan hususlarla birlikte incelemeye esas genel kredi sözleşmelerinin tarihlerine bakıldığında itiraza vaki olarak incelenen yazı örneklerinde bir kısmının aidiyetinin tespit edilememesi ve bir kısmında ise davalılara ait olmadığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yargılamanın sadece Adli Tıp Kurumundan alınmış olan rapora hasren yapılması mümkün olmadığını, zira Jandarma Kriminal Laboratuarları, Kriminal Polis Laboratuarları ve Grafoloji uzmanları da imza incelemesinin yaptırılabileceği bilirkişiler olduğunu ve sözkonusu bilirkişiler arasında herhangi bir hiyerarşi bulunmadığı gibi, sözkonusu bilirkişilerin raporlarının delil olarak değeri açısından da bir üstünlük bulunmadığını, kaldı ki, Adli Tıp İhtisas Daireleri ile Adli Tıp İhtisas Kurulları’nın raporları kesin olmadığını, bununla birlikte, davalıların kredi ve kefalet ilişkisine dair herhangi bir itirazları olmadığını, davalı ... tarafından şubeye sunulan geri ödemelere ilişkin dekontlar ve hesap ekstreleri bulunduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, ikinci bir rapor alınmaksızın hüküm kurulduğunu, kamu bankası niteliğine haiz davacı bankanın kötü niyetli olmadığını, kötü niyetli olma ihtimalinin de bulunmadığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun)’nun 67 nci maddesi uyarınca, alacaklının kötüniyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması, bu durumun sübut bulmuş olması gerektiğini,icra takibinde taraf sıfatı bulunmayan asıl borçlu ... Teknik Yapı ... Ltd Şti' nin hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, hatta ve hatta aleyhine bir durum söz konusu olacağını, hukuki şartları oluşmamasına rağmen dava dışı firmanın feri müdahil olarak davaya kabul edilmesi de hukuk ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. 2.Davalılar ve fer'i müdahil katılma yoluyla istinaf dilekçelerinde, lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini ileri sürerek kararın düzeltilmesini talep etmişlerdir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyada bulunan bilgi ve belgelere, istinaf edilen nihai kararda ayrıntıları yazılı açıklama, yasal sebep ve gerekçelere göre, İlk Derece Mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, yapılan tespit ve değerlendirmelerin dosya içeriğine ve yürürlükteki mevzuata uygun olduğu, özellikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde belirtilen kefalet sözleşmesinin şekil unsurlarının somut olayda bulunmadığının Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporla sabit olduğunun anlaşılması karşısında, Mahkemenin kanıtları takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ve katılma yoluyla davalılar ve fer'i müdahilin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve resen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinde davalıların kefaletinin geçerli olup olmadığı hususuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi, 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı banka harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı bankaya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.