Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1920 E. 2024/4898 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1920
- Karar No
- 2024/4898
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1851 E., 2022/1942 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/213 E., 2020/502 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2015/33719 E. sayılı dosya ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, takip dayanağının 29.08.2005 tarihli genel kredi sözleşmesi olarak gösterildiğini, müvekkilinin yurt dışında yaşadığını, kendisine hiçbir tebligat yapılmadığını, müvekkilinin ihtiyacı nedeniyle kredi çekmek isteyince bu takipten haberdar olduğunu, bunun üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sahtecilik ve dolandırıcılık nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, sözleşmedeki imza ve yazıları tamamen reddettiklerini belirterek İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2015/33719 E. sayılı dosyası ve dayanağı genel kredi sözleşmesi nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, takip dayanağı genel kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının tespitine, alacak miktarı üzerinden %40'dan aşağı olmayacak şekilde tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev yönünden itiraz ettiklerini, davada Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı tarafın diğer iddialarını da reddettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kredi sözleşmesinin tamamının dosyada bulunmaması, icra takip dosyasında fotokopisinin bir kısmının bulunduğu, kredi çeken işbu dava davacısının sözleşmede kaşe olduğu, kaşede vergi kimlik numarası ile 34 THY 05 plakasının bulunduğu, çekilen kredinin ticari kredi olduğu, 31.01.2019 tarihli duruşmasında ilgili sözleşmenin sunulmaması halinde bağlanan sonuçların açıkça yazıldığı, ibrazın gerçekleşmemesi halinde davacı tarafça öne sürülen imza itirazının kendilerince kabul edilmiş sayılacağının ayrıca ihtar edildiği, imza incelemesine esas sözleşmenin aslının bulunmadığı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 nci maddesinde belgeyi elde bulunduranın mahkemeye ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde diğer tarafın beyanını kabul edilebileceğinin belirtildiği, davacı borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu yönünde kesin bir kanaate erişilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul 1. İcra Müd. 2015/33719 (eski 2008/18406 E.) E. sayılı dosyası ve dayanağı olan 29.08.2005 tarihli genel kredi sözleşmesiyle yapılan icra takibinde davacının borçlu olmadığının tespitine, davanın takipte haksız ve kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin menfi tespit kararının doğru olduğunu, kararın bu yönden onaylanması gerektiğini, ancak kararın davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı bankanın müvekkili aleyhine sahte bir kredi sözleşmesi fotokopisi ile icra takibi yaptığını, işbu menfi tespit davasına cevap bile vermediğini, beş duruşmaya katılmadığını, vekil göndermediğini, mahkemenin sözleşme aslını dosyaya sunması konusunda yaptığı ihtara verilen kesin süreye uymadığını, sözleşme aslını da dosyaya sunmadığını, müvekkilinin Almanya'dan gelip mahkemeye imza örnekleri vermek zorunda kaldığını, uygulamaya elverişli imza örneklerinin toplandığını ve sözleşme aslını dahi dosyaya sunmayan davalının son duruşmaya vekil gönderdiğini ve bu vekilin sözleşme aslını dahi sunmadan davanın reddini istediğini, yani davalının böyle bir takibe devam edilmesini ve bu haksız alacağın tahsilini talep ederek bu hususta ısrar ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının sadece tazminat yönünden bozulmasını veya düzeltilerek müvekkiline tazminat verilmesini istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin bu sözleşme dışında başkaca bir delil araştırma yoluna dahi başvurmadığını, gerekli incelemenin eksik yapıldığını, kararın gerekçe kısmında dayanılan tek noktanın, müvekkili banka tarafından sözleşme aslının sunulmaması ve imza incelemesi dahi yapılamaması olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi son cümlesindeki ifadenin ucu açık ve davalının isteğine bağlı olduğunu, mahkemenin sözleşmenin sunulmaması üzerinde vardığı sonucun hatalı ve eksik olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankaya yazı yazılarak, icra takip dosyası dayanağı olan 29.08.2005 tarihli 50.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi aslının sunulması hususunda gerekli ihtaratları da içerecek şekilde yazı yazıldığı, ancak davalı tarafça sözleşme aslı ibraz edilmediği gibi delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret de gösterilmediği, davalı tarafça icra takip talebine genel kredi sözleşmesinin fotokopisinin eklendiği, ancak yargılama sırasında sözleşme aslının ibraz edilmediği dikkate alındığında, dosya kapsamına göre davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak davacı hakkında icra takibi başlatıldığı kabul edilemeyeceğinden, davacı lehine tazminata hükmedilmemesinim de yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesine istinaden başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.