Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1707 E. 2024/94 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1707
Karar No
2024/94
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2022/359 Esas, 2023/35 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Davanın reddi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait olan dava dışı Simotek Endüstriyel Hiz. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’deki hisselerinin noterde düzenlenen limited şirket hisse devir sözleşmesi ile davalıya devredildiğini, ancak geçen süreye rağmen 73.500,00 TL hisse devir bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından asıl alacak ve işlemiş faizi olmak üzere toplam 133.101,45 TL üzerinden davalı aleyhinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra dosyasına vaki itirazının iptali ile icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, noterde düzenlenen limited şirket hisse devir sözleşmesinde davacının parasını nakden ve peşinen aldığına dair imzalı beyanının bulunduğunu, icra takibinin kötü niyetle yapıldığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 12.03.2020 tarih, 2019/343 E. ve 2020/198 K. sayılı kararı ile davacının dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde 25.12.2008 tarihli sözleşmeye dayanmadığı, 11.06.2014 tarihli ön inceleme duruşmasının 4 no.lu ara kararı gereği verilen 2 haftalık kesin süre de dolduktan sonra 03.09.2014 tarihli beyan dilekçesinde 25.12.2008 tarihli sözleşmeye dayandığı, davacının 03.09.2014 tarihli beyan dilekçesi ekinde fotokopisini dosyaya sunduğu 25.12.2008 tarihli sözleşmenin 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 ... maddesi uyarınca iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı, yargılama esnasında davalı tarafın 03.09.2014 tarihli beyan dilekçesinde 25.12.2008 tarihli sözleşmeye dayanılmasına açık muvafakatinin de bulunmadığı göz önüne alındığında, anılan sözleşmenin hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 22.03.2021 tarih, 2020/2193 E. ve 2021/2713 K. sayılı kararıyla davacının ileri sürdüğü yazılı sözleşmenin süresinden sonra delil gösterme niteliğinde olduğu, iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi vasfında nitelendirilemeyeceği, 6100 sayılı Kanun'un 145 ... maddesi kapsamında davacının sonradan ileri sürdüğü 25.12.2008 tarihli adı yazılı sözleşmenin yargılamayı geciktirme amacı taşıyıp taşımadığı veya süresinde ileri sürülmemesinin davacının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının değerlendirilmesi gerektiği, delil olarak kabulü halinde ise diğer tüm delillerle birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmadığına işaret edilerek bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 24.01.2023 tarih, 2022/359 E. ve 2023/35 K. sayılı kararı ile 10.06.2014 tarihinde ön inceleme duruşması yapıldığı ve 03.09.2014 tarihli beyan dilekçesi ekinde bozma ilamınına konu sözleşmenin sunulduğu, delilin bunca yıl boyunca davacı uhdesinde bulunduğu, süresinde bu delile dayanılmadığı ve verilen süre içerisinde mahkemeye sunulmadığı, davacı tarafından yargılamayı uzatmak amacıyla yapıldığı, 6 yıldır davacı uhdesinde bulunan belgenin yargılamada ilerlendikten sonra ileri sürülmesi nedeniyle yasa kapsamında bu delilin dikkate alınamayacağı, sözleşmenin dava konusu noter senedinin aksini ispatlayan herhangi bir husus içermediği, noter senedinin kesin delil olduğu ve bu sözleşme süresinde kabul edilseydi dahi noter senedinin aksini ispatlar nitelikte bir husus içermediğinden sonuca etkili olamayacağı, davacı tarafın noter senedinin aksine huzurdaki davayı açtığı, likit olan alacak için haksız olarak dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine, asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin kesin delil niteliğinde olduğunu, usuli müktesep hakkının bulunduğu, yargılamanın gecikmesine neden olmadığını, arşiv belgelerini temin etmesinin zaman aldığını, davalının ödeme hususunda yazılı belge sunamadığını, kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğunu, aynı konuda görülen davada sözleşmenin kesin delil teşkil ettiğinin belirtildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun'un 141 ..., 145 ... ve 194 üncü maddeleri. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Dava, alacak istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin olup mahkemece davanın reddine ve kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmiştir. Ancak 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince itirazın iptali davalarında kötü niyet tazminatına karar verilmesi için alacaklı davacının haksız olması ... koşul olmayıp haksız olduğu icra takibinde kötü niyetli olduğunun da kanıtlaması gerekli olmasına rağmen mahkemece likit alacak için haksız dava açıldığı gerekçesiyle kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 ... maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer ... “Davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si oranında 14.700,00 TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine” ibaresinin çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1707, K. 2024/94, T. 09.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-1707-e-2024-94-k-cc358e710601