Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1277 E. 2024/4626 K. – Marka Hükümsüzl
Konu: Marka Hükümsüzlüğü
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1277
- Karar No
- 2024/4626
- Karar Tarihi
- Konu
- Marka Hükümsüzlüğü
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/53 Esas, 2022/2077 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/87 E., 2020/263 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tekstil alanında faaliyet gösteren müvekkiline ait "al-marwah" ibareli markanın 22.06.2016 tarihinde 25. ve 35.sınıflarda tescil edildiğini, tanınır ve bilinir bir marka olduğunu, davalının "al-marah" ibareli markayı kendi adına 25. ve 35. sınıflarda tescil ettirdiğini tesadüfen öğrendiklerini, davalının müvekkilleri ile aynı faaliyet alanında ve aynı müşteri çevresi ile çalışması nedeniyle müvekkiline ait markayı biliyor olduğunu ve ilgili markayı kötüniyetli olarak kendi adına tescil ettirdiğini, davalıya ait markanın, müvekkiline ait marka ile iltibas oluşturacak nitelikte olduğunu ileri sürerek 2016/49736 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait marka ve davacıya ait markanın görsel ve kavramsal olarak kolaylıkla ayırt edilebilmelerini sağlayacak düzeyde farklılıklar içerdiklerini, markalar arasındaki farkın yalnızca bir-iki harf ya da şekil unsurundan oluştuğu durumlarda dahi markalardaki farklılıkların görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayrılmasını sağlıyorsa markaların farklı olarak algılanacağını, davacının markasının Mekke şehrinde yer alan hacıların ziyaret ettiği kutsal iki tepeden birinin adı olduğunu, müvekkilinin markasının ise "kadınlar" anlamına geldiğini, müvekkilinin markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmündeki şartları taşımadığını, dolayısıyla hükümsüzlüğüne karar verilmesinin mümkün olmadığını, markalara arasında hedef tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma veya ilişkilendirme ihtimali bulunmadığını, davacının müvekkilinin marka başvurusundan yaklaşık 3 yıl sonra dava açtığını ancak müvekkillerinin herhangi bir itiraz gelmeyen tescilli markasını kullandığını, bu nedenle kötüniyetinden bahsedilemeyeceğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında bilirkişilerce nihai tüketici nezdinde iltibas teşkil edecek benzerlik arz ettikleri yönündeki tespitine mahkemece de aynen iştirak edildiği gerekçesiyle davasının kısmen kabulü ile, davalı markasının 25. ve 35.sınıflarda bulunan "koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri; Ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri; Şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri; ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri; şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri" şeklindeki mal ve hizmetler bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ve mahkeme kararında müvekkilinin kötüniyetli olmadığının isabetli bir biçimde tespit edildiğini, eksik incelemeye dayalı ve çelişkiler barındıran bilirkişi raporuna dayanarak karar verildiğini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlarının dikkate alınmadığını, mahkeme kararında sadece bilirkişi raporuna atıf yapılmakla yetinildiğini, davacı markasının yalnızca "AL-MARWAH" olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, markada yer alan baskın şekil unsurlarının da dikkate alınması ve değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda markaların görsel olarak da birbirlerinden ayrıştıklarını, davacının markasında yer alan “W” harfinin markaların özellikle işitsel olarak birbirlerinden ayrıştırılmasını sağladığını, markaların hece dizilişini değiştirdiğini, bu durumun markaların kolaylıkla ayrıştırılmasına imkân sağladığını, markaların kavramsal olarak değerlendirildiğinde, müvekkilinin markasının Arapça kökenli "kadın" anlamına geldiğini, davacının markasının Mekke'de yer alan ve hacıların ziyaret ettiği dağın adı olduğundan kavramsal olarak da birbirinden farklı olduğunu, benzerlik incelemesinden sonra ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bağlantı kurması olarak ifade edilen karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde; ortalama tüketicinin "makul seviyede bilgilenmiş, özenli ve dikkatli olduklarının gözetilerek, karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna varmak gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki taraf markasının şekil ve renk unsuru içeriyorsa da, baskın unsurun sözcük unsuru olup davacı markasında bulunan "W" harfi dışında markadaki diğer harflerin dizilişi ile birlikte aynı olduğu, markaların görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, davacı markasındaki "W" harfinin markanın okunuşu sırasında vurguyu üzerinde toplamadığı, görsel ve işitsel olarak ayırt edicilik katmadığı, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin ortalama tüketici kitlesi olup Türk halkının Arapça diline hakim olmadığı, markaların farklı anlamlarını bilemeyecekleri ve davalı markası ile karşılaştığında, aynı anda davacı markası ile yan yana karşılaştırma imkanı bulunmadığından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, markaların aynı tescil sınıfına sahip olduğu, davalı markasının tescilinin ortak olduğu, mal ve hizmetlerde kısmen hükümsüzlük kararı verildiği, davalı vekilinin mahkeme kararı ve bilirkişi raporuna yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.