Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/6265 E. 2024/3202 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6265
- Karar No
- 2024/3202
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/882 Esas, 2022/741 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/225 E., 2020/125 K. Taraflar arasındaki anonim şirkete kayyım atanması, yönetim kurulunun taşınmazı kiraya verme işleminin batıl olduğunun tespiti, davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespitine ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirkette ortak olduklarını, 2015 yılında yapılan genel kurulda yönetim kurulunun tüm ortaklar tarafından ibra edildiğini, dava dışı...'ün şirket yönetim kurulu başkanı olarak şirketi temsil ve ilzam yetkisini üzerine aldığını, yönetim kurulu başkanının şahsi ve keyfi uygulamalarıyla şirketi yönettiğini, yönetim kurulunun bir başkan ve başkan vekilinden oluşması gerekirken 2015 yılından bu yana başkan vekili seçilmediğini, yönetim kurulu tam olarak teşekkül ettirilmediğinden alınan kararların yok hükmünde olduğunu, davalı şirketin gelir kaynaklarından biri olan taşınmazının bila bedel Yeniden Refah Partisine verildiğini, bu durumun şirketin amacına aykırı olduğunu, bu haliyle müvekkillerinin paylarının ve şirketin zarar göreceğini, kamuoyuna yapılan beyanlarla davalı şirketin itibarının hiçe sayıldığını, taşınmazın Yeniden Refah Partisine kullandırılacağı beyan edilerek tahliye sonrası olası kira tekliflerinin önüne geçildiğini, yönetim kurulu üyesinin özenle bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiğini, şirketin menfaatinin değil, kişisel menfaatin gözetildiğini, hakkın kötüye kullanıldığını, şirketin bu işleminin şirketle işlem yapma yasağına aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulu üyesinin genel kurulun izni olmaksızın kendisi veya başkası adına yaptığı işlemin batıl olduğunu, yöneticinin şirket zararından sorumlu bulunduğunu belirterek davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, taşınmazın kiraya verilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, pay sahiplerine verilen zararda şirket yönetim kurulu üyesi...'ün sorumlu olduğunun tespitine, bir sonraki genel kurul toplantısına kadar şirketin belirlenecek kayyım aracılığıyla yönetilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; anonim şirket yönetim kurulunun tek kişiden oluşabileceğini, başkan vekili seçilmesi hususunda yasal zorunluluk bulunmadığını, yönetim kurulunun birden fazla kişiden olması halinde başkan vekilinin seçilebilme ihtimali bulunduğunu, yönetim kurulu tek kişiden oluştuğu için başkan vekili seçilemeyeceğini, yönetim kurulu üyesinin şirketle işlem yapma yasağı iddiasının şirket tarafından ileri sürülebileceğini, taşınmazın kiraya verilmesine ilişkin işlemin batıl olduğunun tespiti talebinin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, pay sahibinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü maddesi kapsamında sorumluluk iddiasını doğrudan şirkete yöneltemeyeceğini, kar etme amacı güden müvekkilinin siyasi bir takım emellere alet edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirket taşınmazının davadan önce de kiraya verme işlemi yapıldığı, bu nedenle yapılan işlemin eşit işlem ilkesine aykırılığının ileri sürülemeyeceği, ileride şirketin zarara uğraması durumunda kusurlarıyla ihlale neden olan yöneticinin sorumluluğuna gidilebileceği, davalı şirket yönetim kurulu üyesi...'ün sorumluluğunun tespitine yönelik davanın doğrudan anılan kişiye yöneltilmesi gerektiği, yönetim kurulunun tümü ya da bir veya bir kaçının görevden alınmalarının yönetim kurulu üyeliğini sonlandıran nedenler olduğu, azle yetkili tek organ genel kurul olup, genel kurulun bu yetkisi mutlak olup devredilemeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin ana sözleşme ile seçilmeleri halinde de genel kurulun bu kişileri görevden alabileceği, şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırılması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hüküm bulunmadığı, davacıların yöneticinin seçimine ilişkin genel kurula karşı dava yoluna gitmedikleri, davalı şirketin yönetim kurulu başkan vekili seçmediği ileri sürülmüş ise de genel kurulda üç yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak...'ün seçildiği, 6102 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine göre anonim şirket yönetiminin bir kişiden de oluşabileceği, azil isteminin azli istenen yönetim kurulu üyesine karşı ileri sürülmesi yerine davada azli istenen yönetim kurulu üyesinin taraf olarak da gösterilmediği, kayyım tayini için organ boşluğu veya azil bulunması gerektiği, somut olayda bu durumların söz konusu olmadığı, dava dışı yöneticinin kendi alacağından dolayı şirket hakkında icra takibi yapmış olmasının yönetici hakkında açılacak bir azil davasında dinlenebileceği, şirket hakkında özel denetçi atanmasına ilişkin diğer mahkemelerde dava açılmış olmasının bu davada kayyım tayini için yeterli olmadığı gerekçesiyle şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, diğer talepler yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesinin bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekalet etmek üzere bir başkan vekili seçileceği hükmünü içerdiğini, davalı şirkette 2015 yılından bu yana başkan vekili bulunmadığını, yönetim kurulunun tam teşekkül etmediğini, aldığı kararların yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulunun keyfi hareket ettiğini, şirketi zarara uğrattığını, yönetim kurulu başkanı olan...'ün alacaklı, davalı şirketin borçlu olduğu icra takibi ile şirket mallarına haciz koydurduğunu, yönetim kurulu başkanının usulsüz işlemler yaptığını, şirkete ait taşınmazın bedelsiz olarak kiraya verildiğini, bu durumun şirketin kuruluş amacına aykırı olduğunu, şirketin kar elde etme amacı bulunduğunu, işlemler yapılırken müvekkilinden hiçbir izin ve onay alınmadığını, herhangi bir genel kurul yapılmadığını, müvekkillerinin azınlık haklarının yok sayıldığını, şirketin bir takım gelirlerinden şahsi menfaatler uğruna mahrum bırakıldığını, dava dilekçesinde yönetim kurulu üyesinin bizzat ismi verilerek sorumluluğunun tespit edilmesini talep ettiklerini, zarar tespiti talep edilmesine rağmen işin esasına girilmeden davanın usulden reddinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece tayin edilecek tarafsız bir kayyım nezaretinde en kısa sürede bir genel kurul yapmanın müvekkillerinin azınlık hak ve yetkilerinin yargı vasıtasıyla teminat altına alınacağını, bu talebin yönetici ve şirket temsilcisinin azli talebinden farklı olduğunu, şirketin yönetim kurulunun gerektiği gibi kurulmadığını, ortakların haklarının korunması ve şirket işlerinin yürütülmesi için bir sonraki genel kurula kadar şirketin bir kayyım aracılığıyla yönetilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespitine ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi, diğer talepler yönünden davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, anonim şirkete kayyım atanması, yönetim kurulunun taşınmazı kiraya verme işleminin batıl olduğunun tespiti, davalı şirket yönetim kurulunun kanuna aykırı teşekkül etmesi nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmadığının tespiti, aldığı kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun tespiti taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.