Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/530 E. 2023/3686 K. – Marka Hükümsüzlü
Konu: Marka Hükümsüzlüğü
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/530
- Karar No
- 2023/3686
- Karar Tarihi
- Konu
- Marka Hükümsüzlüğü
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/448 Esas, 2021/2155 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2017/286 E., 2019/417 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013/87372 numaralı "HALIBANK" markasını 28.10.2013 tarihinde tescil ettirdiğini, marka sınıfının halı, kilim ve yollukların satışının yapıldığı mağaza, showroom, toptan ve perakande satış işyerleri açmak, internet ortamında satışını içerdiği, davalı şirket tarafından HALIBANK markasının 10.10.2016 tarihinde müvekkilinden farklı mal ve hizmet alanlarında 2016/14459 no ile adına tescil ettirildiğini, fakat davalı şirketin müvekkilinin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda müvekkiline ait markanın birebir aynısı ile faaliyet göstererek müvekkilinin markasının tanınmışlığından, ticari itibarından fayda sağladığını, ayrıca müvekkiline ait markayı ticari ünvan olarak da ticaret siciline tescil ettirdiğini, davalının tecavüzünün önlenmesi için dava açtıklarını ve suç duyurusunda bulunduklarını, dava konusu markayı müvekkilinin tanınır hale getirdiğini ve güven kazandırdığını, tanınmış marka özelliğini kazandırdığını belirterek, davalı adına tescil edilen 10.10.2016 gün ve 2016/14459 tescil nolu HALIBANK markasının hükümsüzlüğünün tespiti ile sicilden terkinine, ayrıca davalı şirketin müvekkilinin markası ile birebir aynı olan ticaret unvanındaki HALIBANK ibaresinin de ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı markasının müvekkiline ait markadan önce tescili olmuş ise de, hizmetlerin birbiriyle ilişkilendirilemeyecek nitelikte farklı olduğunu, ayrıca 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında hükümsüzlük koşulları değerlendirmesi yapılırken hükümsüzlüğü talep edilen markanın fiili kullanımları değil tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetler esas alındığını, yani iltibas koşulu gerçekleşmediğini, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası kapsamında davacı markasının tüketiciler nezdinde tanınmış marka olduğuna ilişkin herhangi bir delil sunulamadığından, bu madde yönünden de hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, yine 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında değerlendirilmesi yönünden ise, anılan maddede kötü niyetli bir başvuru sonucu tescile bağlanan markanın hükümsüz kılınabileceğinin açıkça düzenlendiğini, tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı yeterli sayıldığını, kötü niyet iddiasında bulunan davacının bu iddiasını ispatla mükellef olduğunu, davacının dava dosyasında sunduğu deliller kapsamında müvekkilinin marka tescilinde kötü niyetli olduğunu ispatlar nitelikte olmadığını, müvekkilinin HALIBANK ibaresini ek kısım olarak kullanmadığnı, HALI POİNT BANK olarak tescil yapıldığını, dolayısıyla davacı tarafın kullandığı markayla iltibas yaratacak nitelikte olmadığını, ayrıca kapsadıkları emtialar bakımından da farklılıklar bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu markanın Almanya'da da patentini aldığını ve yurt dışı patent hakkının da sahibi olduğunu, müvekkilinin söz konusu markaya değer katan tanınırlığı arttıran kişi olduğunu, ayrıca söz konusu davacının markasından tamamen farklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların kayıtlı olan HALIBANK isimli markanın faaliyet alanlarından da anlaşılacağı üzere markanın kapsadığı hizmetlerin birbirinden farklı olması nedeniyle aynı veya benzer hizmetler koşulunun markanın birebir aynı olmasına karşın somut olayda mevcut bulunmaması, davacının tanınmışlık iddiasının destekler dosyada delil olmaması, davalının kötü niyetli olarak markayı tescil ettirdiğinin (tescil tarihi itibariyle) davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle ispat olunamayan markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine, ticaret unvanında yer alan hizmet kalemleri örtüştüğü gerekçesiyle davalı şirket ticaret unvanından HALIBANK ibaresinin terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markanın 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında hükümsüzlük koşullarının tümünü taşıdığını, dava konusu marka ile iddialara mesnet marka arasında başvuru aşaması açısından tarihsel öncelik sonralık, markaların aynı veya benzer olması ve iltibas koşullarını sağladığını, dava konusu markaya ilişkin başvurunun ve tescili 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci ve dokuzuncu fıkraları bakımından Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, halı üretim ve satış faaliyeti yürütme hakkı ve tescilinin davacıya ait olduğunu, markanın davalı tarafça hem tescil edildiğini hem de kullanımının kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin, davacının markasını haksız olarak kullanarak, menfaat temin etmek ve kötü niyetli olarak davacı tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda faaliyet gösterdiğini, dosyaya sunmuş bulundukları tüm delillerin davacının kötü niyetini ispat eder mahiyette olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 ve 3 üncü maddelerinde düzenlenen iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmesi sebebiyle hükümsüzlük ve terkin koşulları oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya ait markanın kapsamında yer alan hizmetler ile davacının markasının kapsamında yer alan hizmetlerin birbiriyle ilişkilendirilemeyecek nitelikte farklı olduğunu, bu durumun davacı tarafından da beyan edildiğini, hükümsüzlük koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirmesi yapılırken, hükümsüzlüğü talep edilen markanın fiili kullanımları değil tescil kapsamında yer alan mallar ve hizmetler esas alındığını, dosyada mevcut bulunan iki bilirkişi raporunun da markanın hükümsüzlüğünün değerlendirilmesi yönünden son derece detaylı ve isabetli olduğunu, davalının "HALIBANK" ibaresini terkin koşullarının gerçekleştiği hükmü yeterli hukuki dayanağa sahip olmadığını, iki bilirkişi raporunda da bu hususun değerlendirilmesinin ikna edici olmadığını, davalının "HALIBANK" ibaresini ek olarak kullandığını, " HALIPOİNT BANK" olarak tescil yapıldığını, bu iki ibare arasındaki fark, mal ve hizmetlerinin birbirleriyle ilişkilendirilemeyecek nitelikte farklı olduğunu, bu hususlara rağmen bilirkişi raporlarında unvan değişikliğinden bahsedilmediğini, HALIPOİNT BANK ibaresinin hiç geçmediğini, taraflarınca bunun sebebinin ilk bilirkişi raporunun bu değişiklikten önce verilmiş olması ikinci bilirkişi raporunun ise değişikliğin kısa bir süre sonrasında düzenlendiği için bu hususun dikkate alınmadığını, istenen terkin koşulları daha önceden sağlanmış olmasına rağmen Mahkemece dikkate alınmadığını, bu sebeple terkin kararının yersiz olduğunu, davacı taraf markayı kendi adına daha öncesinde tescil ettirmesine rağmen markanın kullanılmasının 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinde düzenlendiği üzere tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verildiğini, bu konu davacı taraf açısından muğlak olduğu, davacının davasında kötü niyetli olduğunu, bu hususta da taraflarınca yargısal yolları kullanacaklarını bildirdiklerini, davalı söz konusu markanın Almanya'da da patentini almakla beraber yurt dışı patent hakkının da sahibi olduğunu, bu sebeple markaya değer katan ve tanınırlığını artıran kişinin de davalı olduğu, tüm bu hususlar göz önüne alındığında davanın marka hükümsüzlüğü yönünden reddi isabetli olduğunu, davalının ticaret unvanından HALIBANK ibaresinin terkinine karar verilmesi dosyanın esası yönünden hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafça her ne kadar; davalının “HALIPOİNTBANK" markasını kullandığını beyan etmiş ise de, buna ilişkin marka tescil belgesini sunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, ticaret unvanının sicilden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ıncı maddesi
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.