Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/415 E. 2023/1086 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/415
- Karar No
- 2023/1086
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/122 Esas, 2020/832 Karar DAVA TARİHİ : 02.10.2012 (Asıl)-31.12.2013(Birleşen) HÜKÜM : Asıl davanın kısmen kabulü, birleşen davanın reddi BİRLEŞEN DAVA : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/501 E. sayılı dosyası Taraflar arasındaki asıl itirazın iptali, birleşen alacak davalarının bozma ilâmına uyularak yapılan yargılaması sonucunda, Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalının davacının çalıştığı taşıma komisyoncularından biri olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde verilen taşıma hizmetlerine karşılık davacı tarafından tanzim edilen faturaların davalıya gönderildiğini, davalının faturalara bir itirazının olmadığını, ancak davalı tarafından bir ödeme yapılmaması üzerine 23.130,75 usd asıl alacağa istinaden davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, takibin itiraz sonucu durdurulmasından sonra davalının davacı banka hesabına 2.005,00 usd havale gönderdiğini, bu durumun da davalının icra dosyasına yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ileri sürerek itirazın kısmen iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davacının hapis hakkını haksız kullanımı nedeniyle müşterilerine yaptığı ödemelere istinaden düzenlediği fatura bedellerinin asıl davacı alacağına takası yoluyla borçlu olmadığının tespitini ya da 21.125,75 usd’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesine göre karşılıklı komisyonculuk yapıldığını, davalının gönderdiği emtiaya davacı tarafından, cari hesap borcu gerekçesiyle el konularak teslimat yapılmadığını, davalının vadesi gelmiş borcu olmadığını, davacının elkoyduğu malları gönderen şirketler tarafından da taşıyıcı sıfatı ile davalıdan rücu edilerek malların bedelinin tazmin edildiğini, davalı tarafından bu zararların davacı adına fatura edilip davacı hesabına işlendiğini, davacının verdiği zararın mahsubundan sonra borcun kalan kısmın davacıya ödendiğini belirterek asıl davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı birleşen davanın cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 14.01.2014 tarih, 2013/53 E. ve 2014/12 K. sayılı kararı ile Çin'den Türkiye'ye taşımalarda davalının alt komisyoncu; Türkiye'den Çin'e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında cari hesap sözleşmesi bulunmamakla birlikte, ödeme ve fatura hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalıya tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacının yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 usd asıl alacak yönünden iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir. B. Birinci Bozma Kararı Dairemizin 09.06.2014 tarih, 2014/4882 E. ve 2014/10905 K. sayılı kararıyla mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan iade faturaları ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin'e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde hapis hakkını kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmek üzere araştırma yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.03.2018 tarih, 2014/847 E. ve 2018/167 K. sayılı kararı ile asıl davada davacının hapis hakkını kullanabileceği muaccel alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına, birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada takas talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. D. İkinci Bozma Kararı Dairemizin, 23.10.2019 tarih, 2018/5369 E. ve 2019/6629 K. sayılı kararıyla Mahkemece, asıl davada davacının hapis hakkı bulunmadığının kabul edildiği, ancak bu kısım yönünden gerekçeli karar davacı tarafından temyiz edilmediği, bu durumda, davalı taraf lehine oluşan usulü müktesep hak oluştuğu, asıl davada davalının takas talebi dikkate alınarak davacı tarafından alıcılarına teslim edilmeyen mal bedellerinin, davacı alacağından mahsubu ile sonuca ulaşılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur. E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalının takas beyanının dikkate alınması gerektiği, icra takibindeki alacak miktarının 21.125,75 usd olduğu, asıl davada davalının hapis hakkından kaynaklı zararının 13.175,75 usd olduğu, davalı alıcılarına bir kısım malların teslim olmadığının davacının kabulünde olduğu, alıcılara teslim edilmeyen mallara ilişkin davalının 20.04.2012 tarihi, 713490, 713491 ve 713684 numaralı faturalar düzenlendiği, bu faturaların borçtan mahsubu gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, itirazın 7.950,00 usd asıl alacak yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4 üncü maddesinin a bendi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle takibin devamına; birleşen davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının el koyduğu eşyaların tamamı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişilerce sadece malına el konulan müşterilerin tazmin faturalarına yani doğrudan zararlarının incelendiğini, müşterilerin bir kısmının daha sonraki taşımalarında navlun bedelini düşürterek zarar bedelini aldığını, navlun faturalarındaki indirimlerin bilirkişiler tarafından incelenmesinin gerektiğini, birleşen davada aleyhe hükmolunan vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin haksız olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada davacının kullandığı hapis hakkı nedeniyle alacağından mahsup edilebilecek davalı tarafından üçüncü kişilere ödendiği iddia edilen mal bedellerinin tutarı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.