Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/3672 E. 2023/7761 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3672
- Karar No
- 2023/7761
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/410 Esas, 2021/1612 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/367 E., 2019/584 K. Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketlerin dünya çapında üretim yapan ve otomotiv yan sanayi piyasasında lider konumda olduklarını, otomobil şirketlerine fren donanımı, süspansiyon, hidrolik parçaları, direksiyon, hava yastığı gibi pek çok sayıda bütünleyici parça sunduğunu, TRW markasının pek çok ülkede tescilli ve dünya çapında tanınmış bir marka olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde de çok sayıda 12. sınıfta tescilli TRW markalarının bulunduğunu, davalı her iki şirketin de ortağı ve yöneticisi olan Sezai Bahadır adına tescilli 2017/99822 sayılı “TRW” markanın müvekkillerinin tanınmış ve tescilli “TRW” markaları ile iltibas yaratan bu kullanımlarının müvekkili markaları aleyhine tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, karıştırılma ihtimali yaratacak derecede ayniyet içeren “TRW” markasının haksız surette ve kötü niyetli bir şekilde tescil ettiren davalıların, 2017/99822 sayılı “TRW” markasının tesciline dayanamayacaklarını, müvekkili markasının ayırt ediciliğinin yüksek bulunduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile davaya konu TRW ibareli ürünlere ilişkin olarak davalıların tüm kullanımlarının önlenmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı ... Aotumotive İnc şirketinin aktif husumetinin bulunmadığını, tescilli bir markanın, kullanılmaktan men'inin, haksız rekabet hükümlerine dayanılarak talep edilemeyeceğini, davacı markalarının hiçbirinin tanınmış marka olmadığını, davacının da belirttiği üzere, otomotiv sanayinde kullanılmakta olan ve davacının markasını taşıyan tüm yedek parçaların iyi yetişmiş, uzman olan kişiler tarafından kullanıldığını ve satın alındığını, tüketicilerin davacının markalarını taşıyan emtia yerine hataen müvekkilinin markasının taşıyan emtiayı almalarının söz konusu olmayacağını, davacı taraf markalarında “sınai yağ” emtiasının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalılar tarafından gerçekleştirilen kullanımların, davacı adına tescilli TRW markasından doğan hakları ihlal eder nitelikte olduğu, davalının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 155 inci maddesi gereğince tescilli markasından doğan sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileriye süremeyeceği, davalıların ürünlerinde kullandığı ambalajın, davacı ürünlerinin fiili kullanımları ile haksız rekabete de sebebiyet verdiği, TRW markasının davacılar Türkiye iştiraki tarafından, dava tarihinden önceki beş yılda aktif olarak kullanımının mevcut olduğu, hükmün ilanında davacının menfaatinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların dava konusu "TRW" ibareli otomotiv sektörü ürünleri ile davacıların tescilli ve tanınmış markalarına iktibas ve iltibas suretiyle yapılan marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına, davacılara ait "TRW" markaları ile karıştırılacak derece benzer olan davaya konu TRW ibareli ürünlülere ilişkin olarak davalıların tüm kullanımlarının önlenmesine, bu ürünlerin görselini içeren her türlü ürün, basılı, yayın, ambalaj, ilan, reklam, broşür, afiş vs. her türlü tanıtım malzemesi, basılı kağıt, fatura vs. her türlü ticari evrak üzerinde, Türkiye'de yada yurt dışında kullanımının önlenmesine, davaya konu TRW ibareli ürün ve ürün ambalajlarının üretiminin satış ve dağıtımının, ithal ve ihracının yurt içinde ve yurt dışında satışının önlenmesine, yargılama sonucunda el konulan her türlü ürün ve malzemelerin toplatılarak hükmün kesinleşmesini müteakip imha edilmesine, dava sonunda verilecek hüküm özetinin karının kesinleşmesini müteakip, masrafı davalılar tarafından karşılanmak üzere ülke çapında tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanmadan ve deliller de toplanmadan dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, davacı ...şirketinin davada aktif husumetinin bulunmadığını, zira bu şirketin, davaya dayanak tescilli markaların tescil sahibi olmadığını, davacıların tabii oldukları ülkenin dosya kapsamından anlaşılamadığını, öncelikle bu durumun belirlenerek teminat alınması gerekip gerekmediğinin tespitinin gerektiğini, davacı markalarının kapsamında "sınai amaçlı yağlar" mallarının bulunmadığını, bilirkişi seçiminin de usule aykırı biçimde yapıldığını, 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi kapsamında yapılan değerlendirmenin doğru olmadığını, davacı markasının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası kapsamında tanınmış marka olduğunun ispat edilemediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların karşılanmadığını, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında davacı taraf markasının kullanıldığının ispat edilemediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tüzel kişiliklerin tabiyetinde bulundukları Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’nin de taraf olduğu Sınai Mülkiyetin Korunmasına ilişkin Paris Sözleşmesini imzaladığı, bu sözleşmenin 2 nci maddesinde sınai mülkiyetin korunmasıyla ilgili olarak birlik ülke vatandaşları arasında eşit işlem ilkesinin kabul edildiği, sınai mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan bu davada yabancı tabiyetinde olan davacıların teminat yatırmalarının gerekmediği, davacı .... adına tescilli "TRW" ibareli markaların bulunduğu, davalı şirketlerce üretilen ve satışa sunulan ürünlerin üzerinde de "TRW" ibaresinin kullanıldığı, davalıların söz konusu ibareyi üzerinde kullandıkları "motor yağı" ve "araç fren temizleyici" malları ile anılan davacı şirketin markalarının kapsamında yer alan 12. sınıf mallar arasında da 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik olduğu, buna göre davalı kullanımlarının davacı .... adına tescilli markalardan kaynaklanan haklara tecavüz oluşturduğu, bu eylemin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği, her ne kadar davalı şirketlerin ortağı ve yöneticisi olan Sezai Bahadır adına 2017/99822 sayılı "TRW" ibareli marka mevcut ise de 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi uyarınca marka sahibinin, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu marka hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, dolayısıyla davalıların anılan hüküm karşısında 2017/99822 sayılı markaya dayanamayacakları, öte yandan davacı markasının Türkiye'de 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi kapsamında kullanıldığının da ispat edildiği, marka kapsamları arasında benzerlik olduğundan davacı markasının tanınmış marka olup olmamasının somut uyuşmazlık açısından önem arz etmediği gerekçesiyle, davalılar vekilinin davacı .... yönünden kurulan hükme ilişkin istinaf itirazlarının esastan reddine, davacı ... İnc. yönünden ise somut olayda davacı ...vekilince, müvekkiline ait markaya tecavüz edildiği ileri sürüldüğü, ancak dosyada bulunan marka tescil belgelerinin incelenmesinde, davaya konu markaların sahibinin diğer davacı şirket olduğunun anlaşıldığı, davacı ...şirketinin dava konusu markaların inhisari lisans sahibi olduğunun da iddia ve ispat edilemediği, buna göre marka sahibi olmayan anılan davacının, markaya tecavüz davasını açmasının da mümkün olmadığı, yine haksız rekabete dayalı istemler de yer almakta ise de iddia olunan haksız rekabet eylemi de esasen diğer davacı şirketin marka hakkından kaynaklandığından, anılan davacının haksız rekabete dayalı talepler yönünden de aktif dava ehliyeti bulunmadığı, anılan davacı yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu şirket yönünden de davanın kabulüne karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin anılan davacı yönünden istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı ... İnc. tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası, dokuzuncu fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.