Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/2155 E. 2023/5874 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2155
- Karar No
- 2023/5874
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/863 Esas, 2021/1470 Karar DAVA TARİHİ : 29.03.2016 HÜKÜM : Yeniden esas hakkında kurulan hükümle davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/316 E., 2017/763 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların murisi arasında imzalanan 31.12.2014 tarihli sözleşme doğrultusunda bir yıl süreyle ... Tic. ve Tur. Limited Şirketine bağlı olan ... Restoran isimli mekanı davacının işleteceğini, buna istinaden müvekkilinin davalıya 01.01.2015 ve 20.01.2015 tarihlerinde 25.000,00'er TL, 20.02.2015 tarihinde de 50,000,00 TL ödediğini, başkaca ödemeler de yaptığını, müvekkilinin bu ödemeleri yapmasına rağmen ruhsatla ilgili sıkıntıların çıkması ve davalı tarafın yanaşmaması nedenleriyle işletmeyi çalıştıramadığını ileri sürerek, 100.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdatını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... Ticaret şirketi yetkilisi olan ...'in sözleşmeyi kendi adına imzalamamış olması nedeni ile husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, işletmenin ruhsatının davacıya devrolunacağı yönünde hiçbir taahhütte bulunulmadığını, sözleşmede de bu yönde bir ibarenin kesinlikle yer almadığını, dava dilekçesinde, davacının Mesut İnci ile arasındaki sorunlardan bahsedilmediğini, karşı yanın, öncesinde Mesut İnci ile adi ortaklık sözleşmesi yaptığını, adı geçenin bu işletmeyi kendisininmiş gibi gösterdiğini, buna ilişkin olarak savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, davacının 2015 yaz sezonu için ...'e 200.000,00 TL ödeme yapacağını, işletmeyi idare etme karşılığında hasılatın kendisine ait olacağı yönünde teklifte bulunduğunu, davacının bunu kabul ettiğini, karşı tarafça ibraz olunan belgeye ve kararlaştırılan ödemelere bir itirazlarının bulunmadığını, bakiye 100.000,00 TL'ye dair bir ödemenin bulunmadığını, davacının müvekkiline Mesut İnci'den paraları geri aldığı takdirde borcunu kapatacağını beyan etmesi nedeni ile aleyhine herhangi bir takip başlatılmadığı gibi dava da açılmadığını, davacının sözleşmenin imzalanması ile birlikte işletmeyi çalıştırdığını, işletmenin semerelerinden faydalandığını, işletme hasılatının tarafınca kontrol edildiğini ve kullanıldığını, sözleşmenin imzalanmasından bir gün sonra şirketin çalışanı olarak gösterilmeye başlanıldığını, sigorta primlerinin yatırıldığını, davacının imzasının bulunduğu 26 adet faturanın da bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki ihtilafın restoranın davacıya teslim edilip edilmediği noktasında toplandığı, davacının söz konusu iş yerinde sigortalı olarak göründüğü, işletmeye alınan ürünlerin davacının imzası ile teslim alındığı ve davacının işletmede bulunduğu yönündeki tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde; 07.01.2015 tarihi itibari ile davacının fiilen işletmede bulunduğu ve buradaki çalışmasının sözleşme kapsamında gerçekleştiği, bu itibarla sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getiren ...'in iade yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'e ödeme yapmasına rağmen işletmeyi hiçbir zaman işletemediğini, iş yeri ruhsatı ile vergi levhasının kendi adına olması gerekirken bu resmi şartların davalı tarafından yerine getirilmediğini, müvekkilinin sadece sigortalı işçi olarak gösterildiğini, davacının bu işletmede sigortalı işçi olmak için 200.000,00 TL vermediğini, davacının işletmeyi kendi hesabına işletemediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olmadığını, nitekim şirketin başka ortaklarının da olduğunu, tek ortağının ... olmadığını, ...'in kendi adına olmayan bir işletmeyi sanki kendi adınaymış gibi müvekkiline kiralamaya kalkıştığını, ...'in müvekkilinden aldığı parayı iade etmesi gerektiğini, davalı tarafın tanıklarının, arkadaşları ve iş ortakları olduğunu, kaldı ki bu tanıkların bile ifadelerinde müvekkilinin ... Restorantı işletmediğini orada sigortalı gibi çalıştığını söylediklerini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) işe giriş bildirgesine göre dava konusu işletmede aşçı sıfatıyla çalıştığı, iş yerinin devrine ilişkin olarak taraflar arasında düzenlenen adi yazılı sözleşmede bahsi geçen ödemelerin ikisinin davacı tarafından yapılmadığı, dolayısıyla anılan sözleşmenin geçersiz olduğu, davacının 100.000,00 TL' yi işletme devir bedeli olarak ödediği hususunun davalının kabulünde olduğu, bu durumda davalının, davacıya sözleşme uyarınca işyerini kâr ve zararı davacıya ait olmak üzere teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği, ispat külfetinin davalıya düşmesi ve davalı tarafça bu yönde kesin bir delil sunulmaması nedeni ile işletme devir bedeli olarak aldığı 100.000,00 TL'yi iade etmesi gerektiği, bu itibarla davanın kabulü yerine yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen karar sonrasında müvekkili ...'in vefat ettiğini, TC kimlik numarasının ... olmasına rağmen yanlış kişiye ait kimlik numarasının yazıldığını, davacının 2015 yılında fiilen işletmede bulunduğunun sabit olduğunu, işletme ruhsatının vergi levhasıyla tamamen devrine yönelik işletme devir sözleşmesinin bulunmadığını, işletmeyi ... adına ...'nun idare edeceğinin sözleşme ile hüküm altına alındığını, bunun dışında bir taahhüdünün bulunmadığını, davacı tarafça 2015 yılı yaz sezonunun bitiminden çok sonra bu davanın açıldığını, taraflar arasında işletme devir sözleşmesinin hiçbir zaman olmadığını, sözleşmede işletmenin davalı adına idare edileceğinin yazılı olduğunu, bu itibarla hatalı ve hukuka aykırı olan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında davacı tarafından ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Yargılama süresince tarafların, dava ve taraf ehliyetine sahip bulunmaları, usul hukukunun temel ilkelerinden olup, aynı zamanda da dava şartı olduğundan yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Öte yandan, yargılama sırasında taraflarından birinin ölmesi halinde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 28 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca kişilik son bulacak ise de mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu durumda ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının davaya dahil edilmeleri gerekir. Somut olayda, dosya içerisinde yer alan tüm belgelerden davalı ...'in TC kimlik numarasının ... olmasına rağmen gerekçeli karar başlığında bir başka ...'in T.C. kimlik numarasının sehven yazıldığı anlaşılmış olup, davalı tarafça sunulan mirasçılık belgesinden, ... T.C. kimlik numaralı davalının, istinaf yargılaması devam ederken ancak henüz karar verilmeden 05.07.2020 tarihinde vefat ettiği, ne var ki Bölge Adliye Mahkemesince davalının mirasçıları davaya dahil edilmeden, ölü kişi hakkında hüküm kurulduğu görülmüştür. O halde Bölge Adliye Mahkemesince davalının mirası reddetmeyen mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, ölü kişi hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. 2.Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.