Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/3254 E. 2024/4331 K. – Kabul Beyanının

Konu: Kabul Beyanının İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3254
Karar No
2024/4331
Karar Tarihi
Konu
Kabul Beyanının İptali

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1290 Esas, 2021/1913 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2019/454 E., 2020/28 Karar Taraflar arasındaki kabul beyanının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davalı vekili 30.03.2018 tarihli dilekçesinde; 22.03.2018 tarihli dilekçeleri ile davacıların Antalya 12. İcra Müdürlüğünün 2017/1388 - 2017/5918 E., K. sayılı dosyalarından borçları bulunmadığına ilişkin bu mahkemede açmış oldukları menfi tespit davasını kabul etmiş iseler de kabul beyanının davacı ... ve ...'ın hilesine dayandığını, davacılar ile müvekkili arasında görülmekte olan dava dışında, Antalya 5. İcra Ceza Mahkemesinin 2017/1456 E. sayılı dosyası, Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/316 E. sayılı dava dosyası, Antalya 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/181 - 2017/577 E., K. sayılı dava dosyası, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/663 soruşturma numaralı dosyasının bulunduğunu, İsa ..., ... ve ...'ın Antalya 8. İcra Müdürlüğünde bulunan ve ... Yöntem'e borçlu olduğu iki dosyayı da kapatması (temlik alarak) ve müvekkilin de alacağını gerekirse ödeyeceği, davacıların ... adlı kişinin ... ve ...'a olan 535.000,00 TL borcu üstlendiği bir sözleşme vereceklerini beyan ettiklerini, konusunda vaatlerle müvekkilinin davalardan feragat ettiğini, bu davayı da kabul ettiğini, daha sonra davacıların borçlarını ödemeyeceklerini beyan ettiklerini, müvekkilinin feragat ve kabul beyanlarına karşılık elde ettiği hiçbir şeyin olmadığını, süregelen davaların değerlerinin çok yüksek olduğunu, elbette ki kabul ve feragat beyanında bulunmak için bir sebep olmasının gerektiğini, ancak herhangi bir sebebin olmadığını, davacıların müvekkilini kandırdığını ileri sürerek, iradesinin sakatlandığının kabulünün gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 311 inci maddesi gereğince kabulün iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davacılar cevap dilekçelerinde; kabul beyanının iptali talebin reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... mahkemelerinin 23.03.2018 tarih 2017/712 E. 2018/257 K. sayılı kararına neden olan kabul beyanın hile nedeniyle iptali gerektiğinden bahisle talepte bulunduğu, Mahkemelerinin 20.04.2018 tarih 2017/712 E., 2018/257 K. sayılı ek kararı ile kararın iptali isteminin dosya üzerinden değerlendirilmesine karar verilmiş, davalı ... vekili 26.04.2018 tarihli dilekçesi ile kabulden vazgeçmeye dair dilekçelerinden vazgeçme ve istinaftan vazgeçme kesinleştirme talepli dilekçe sunmuş, mahkemelerinin 08.06.2018 tarihli duruşmasında dava dosyasından el çekildiğinden bahisle taleplerin istinaf incelenmesinde değerlendirilmesine karar verilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 19.03.2019 tarih 2018/1462 E., 2019/537 K. sayılı istinaf talebinin feragat nedeniyle reddine, kabul beyanının iptali talebine ilişkin olarak eksik harç tamamlatılarak iptali istemi hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkememize geri çevrilmesine karar verildiği, Antalya Bölge Adliye 11. Hukuk Dairesinin geri çevirme kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapıldığı, hata, hile veya tehdit nedeniyle kabulün feshi için dava açılabileceği, davalı, mahkemenin kabul nedeniyle davanın kabulüne karar vermesinden önce aynı dava içinde de kabulün hata, hile veya tehdit nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürebileceği; bunun için ayrı bir kabulün feshi davası açmasının şart olmadığı, fakat karar verilmiş ise bu kez bunun iptali için ayrıca dava açılması gerektiği, Mahkemelerinin 20.09.2019 tarihli celsesinde 23.03.2018 tarihinde kabul beyanı üzerine karar verildiğinden, davalının kabul beyanın iptali talebinin yeni esasa kaydına ve eksik harçların ikmaline karar verildiği, kabul beyanının iptalini talep eden vekili tarafından 04.10.2019 tarihinde eksik harçlar ikmal edildiği, Mahkemelerinin 17.12.2019 tarihli celsesinde kabulün iptalini isteyen davalı vekiline irade sakatlığına ilişkin tüm delillerini sunması için iki haftalık süre verildiği, ... vekilinin 31.12.2019 tarihli dilekçeyi sunduğu, hiçbir menfaat sağlamadan alacağından vazgeçmesinin, davayı kabul etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirttiği, hile; gerçek durumu bilmesi halinde bir kimsenin kabul etmeyecek olduğu bir şeyi kabul etmesine diğer bir kimse tarafından yol açılmış olması gerektiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamayacağı, değeri yüksek bir davada çeşitli saiklerle (daha az vekalet ücreti ödemek, daha az harç vb.) de davalının davayı kabul etmesi mümkün olup, başlı başına dava değerinin yüksek olması ve maddi menfaat karşılığı olmaksızın davanın kabul edilmeyeceğini ileri sürmenin mümkün olmadığı gibi, irade fesadı nedeni ile kabul beyanının iptalini gerektiren nedenlerin oluşmadığı anlaşılmakla kabul beyanının iptali talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...'ın kabul beyanının hile nedeniyle iptali talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların, müvekkilini Hacı Can Polat'ın borcu üstlendiği yönündeki sözleşme aslını müvekkiline vermek vaadiyle kandırdıklarını, müvekkilinin hiçbir karşılıksız almaksızın 600.000,00 TL alacağından vazgeçmesinin aldatıldığını gösterdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hata, hile ve ikrar; her türlü delille ispat edilebileceği dosya kapsamının incelenmesinden, ilk derece mahkemesinin 17.12.2019 tarihli celsesinde kabulün iptalini isteyen davalı vekiline irade sakatlığına ilişkin tüm delillerini sunması için iki haftalık süre verdiği, ... vekili 31.12.2019 tarihli dilekçesi sunmuş bunda hiçbir menfaat sağlamadan alacağından vazgeçmesinin, davayı kabul etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunduğunun görüldüğü, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlandığı, hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusu olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesinin birinci fıkrası) açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamayacağı, değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilileceği, öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılmasının hiç bir şekle bağlı olmadığı, davalı tarafça, hile iddiası ispatlanamadığı gibi karşılık olmaksızın davanın kabulü durumunun tek başına hile iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kabul beyanının hile nedeni ile iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3254, K. 2024/4331, T. 27.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-3254-e-2024-4331-k-69e46c874885