Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/290 E. 2023/3716 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/290
- Karar No
- 2023/3716
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/151 Esas, 2021/1803 Karar HÜKÜM : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2018/752 E.2020/322 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı arasında ticari ilişki sebebiyle faturalardan kaynaklanan bir alacak ilişkisinin söz konusu olduğunu, faturalardan kaynaklanan bu ilişkinin varlığı hem müvekkil şirket kayıtlar ile hem davalı kayıtları ile sabit olduğunu, davalının ticari kayıtlarında bulunan bu faturaların borcunun ise bu zamana kadar ödenmediğini, müvekkilinin davalıdan olan alacağına ilişkin olarak ilamsız icra takibi yapıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, itiraz sonucu takibin durduğunu, davacı şirketin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı sebebi ile yasal süresi içerisinde itirazın iptali davası açılmamış olması sebebiyle bu alacak davasını açmak zorunda kaldıklarını, davacı şirket tarafından davalı şirkete yapılan ticari satışlar sonrası kesilen faturaların davalıya teslim edildiğini, davalı taraf da bunun ticari kayıtlarında işlemesine karşın ödemesini yapmadığını, ödenmeyen faturalar toplamının 85.503,45 TL olduğunu ileri sürerek bu alacağın bu zamana kadar ödenmediği için faturaların ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın davalı aleyhine 2012 keşide tarihli 12 adet faturaya dayalı olarak bu davayı ikame etmiş olup, davaya ilişkin derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı taraf davaya konu faturalara ilişkin olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, itirazları üzerine söz konusu icra takibinin durdurulduğunu, davacı taraf aynı faturalara ilişkin olarak bir de alacak davası açarak tahsilat yoluna gittiğini, davacı şirket ile müvekkil arasında hiçbir şekilde ticaret yapılmadığını, ticari defterler ve diğer kayıtlarda kesinlikle söz konusu faturalara rastlanılmadığını, faturalar incelendiğinde faturaların üzerlerinde müvekkilinin imzası veya ismi bulunmadığını, bu faturaların kesinlikle müvekkiline tebliğ veya teslim edilmediğini, faturalara ilişkin olarak sevk irsaliyesi mevcut olmadığını, faturalara konu malların müvekkiline teslim edildiğine dair herhangi bir delilin söz konusu olmadığını, davacı şirketin sahte faturalarla şahıs ve şirketler aleyhine birçok icra takibi ve dava açarak insanları icra takibi ve davalara maruz bıraktığını, kendine haksız kazanç temin ettiğini tespit ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...'ın 01.09.2012 tarihinde Tepecik Vergi Dairesi'nden nakil geldiği, "Metallerin Makinede İşlenmesi" faaliyetinden dolayı 31.12.2012 tarihine kadar işletme hesabı esasına tabi gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu, ...'ın 2012 dönemi için işletme hesabı esasına tabi olduğundan Bildirim Alış (BA)- Bildirim Satış (BS) formu bildirimlerinin bulunmadığı, davacının iddiasını yasal delillerle ispatlamak zorunda olduğu, davacının davalı adına 12 adet toplam 84.503,45 TL tutarlı fatura düzenlediği, dosya kapsamından tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda söz konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafın BA formlarında da davacıya ait herhangi bir kayıt bulunmadığının görüldüğü, davacı vekilinin talebi üzerine davalı ait 2012 yılı Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin Katma Değer Vergisi (KDV) beyannameleri istenilmiş ise de bu belgelerde de faturalara ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı taraf söz konusu faturanın davalıya teslimine ilişkin olarak kesin süre içinde dosyaya herhangi bir belge sunmadığı, fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu, bir faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlı olduğu, bunun içinde öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerektiği, davalının faturaya konu sözleşmesel ilişkiyi inkar etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani hizmet ilişkisini ispat etmesi gerektiği, davacı tarafça sunulan faturalarda imza bölümlerinde imza bulunmadığı, bazılarında sadece isim yazılı olduğu, davacı tarafın defterlerinde gözüken 31.12.2012 tarihli 9.875,00TL nakit tahsilatı davalı tarafın kabul etmediği, tahsilata ilişkin başkaca bir belgenin de bulunmadığı, davacı tarafa dava dilekçesinde yemin deliline dayanmakla, dava konusu faturalar nedeni ile davalıdan alacaklı bulunup bulunmadığı hususunda yemin deliline dayanıp dayanmayacağı konusunda beyanda bulunmak üzere ihtarlı iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin yemin metnini sunduğu, davalının yemin davetiyesinde belirtilen 10.03.2020 tarihli duruşmaya gelerek, davacı şirket ile arasında hiçbir ticari ilişki olmadığı, daha öncede olmadığı, hiçbir şekilde aralarında mal alışverişi olmadığını beyan ettiği, dayanağı kanıtlanamayan dava konusu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olmasının tek başına akdi ilişkinin kanıtı olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;yerel mahkemece yanlı ve tarafı mahkemenin yerine beyan ve görüş bildiren bilirkişinin eksik ve hatalı raporları doğrultusunda karar verildiğini, yaptıkları itirazlarda bilirkişi daha gerçek şirket olan Yedmeksan Yedek Parça -... ile arasındaki bağlantıyı tespit edemeden davalı kayıtlarında inceleme yaparak, hatalı rapor tanzim edildiğine karşın yeniden davalı kayıtları üzerinde inceleme yapmaksızın ek rapor verildiğini, vergi dairesinden gelen cevabı yazılar müvekkil yanın iddia ettiği gibi davacıyla davalı ile ticari ilişki olduğu dönemlere ilişkin faturaların olduğu dönemde %500'e varan farkların olduğu ortaya çıktığını ancak davalı kayıtları üzerinden yeniden inceleme yaptırılmaması bozma sebebi olduğunu, yeniden davalı kayıtları üzerinde inceleme yaptırılsa idi davalının yemin beyanının da gerçeklere aykırı olduğunun tespit edileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki yanın defterlerinde yapılan inceleme neticesinde, satıma konu faturaların davacının ticari defterlerinde yer aldığı ancak davalının ticari defterlerinde ise bulunmadığı, her iki yanın defterlerinin bu anlamda bir birini doğrulamadığı, yine, davalı ile Yedmeksan isimli işletmenin aynı olduğu tek bir deftere tabi oldukları, mahkemece bu konuda gerekli araştırmaların yapıldığı, davalının teklif edilen yemini eda ettiği, sonuç olarak toplanan delillere göre davacının akdi ilişkiyi ve faturaya dayalı alacağı bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, faturalara dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacının alacağının olup olmadığı hususu uyuşmazlık konusudur. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun (5362 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi, 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına ilişkin karar, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (213 sayılı Kanun) 177 nci maddesi, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi