Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1954 E. 2023/6063 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1954
- Karar No
- 2023/6063
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/792 Esas, 2022/70 Karar DAVA TARİHİ : 18.09.2017, 18.10.2017, 25.09.2017 HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/150 E., 2019/6 K. BİRLEŞEN: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin2017/154 E. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda endüstriyel tasarım hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, meni, refi, maddi ve manevi tazminat davası ile karşı davada endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine, karşı dava yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı yanın müvekkilinin endüstriyel tasarımlarının tanınmışlığından ve tüketici nezdinde bıraktığı olumlu imajdan yararlanmaya çalıştığını, bu durumun müvekkilinin zararına olacak şekilde haksız rekabet yarattığını ve davalı firma eylemlerinin, müvekkili adına tescil edilmiş olan 2016/01331 numaralı tasarımına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek tasarımdan doğan haklara tecavüzün tespitini, durdurulmasını, haksız rekabetin önlenmesini ve giderilmesini, tasarımdan doğan haklara tecavüz suretiyle üretilen ürünlere, bunların üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araç ve gereçlere, makine ve bilhassa kalıplara el konulmasını ve karar kesinleştikten sonra imhasını ve 10.000,00 TL manevi tazminat ile sonradan artırılmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi zararın ve yoksun kalınan kazancın ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsilini ve hükmün ilanını talep etmiştir. 2.Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait tasarımın yeni ve ayırt edici niteliklere haiz olmadığını, davacı tarafın başvurusundan çok önce kamuya arz edilmiş olan tasarımları kendi tasarımlarıymış gibi kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek davacı-karşı davalı adına tescilli olan 2016/01331 sayılı tasarımın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir. 3-Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın müvekkili firma adına 2016/01331 numaralı tescilli tasarımına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemler gerçekleştiğini ve bu eylemlerinin devam ettiğini ileri sürerek davalı tarafça müvekkilin tescilli endüstriyel tasarım hakkına tecavüz tespiti ile durdurulması, haksız rekabetin önlenmesini 5.000,00 TL maddi ve 10.0000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı adına tescilli tasarım ile müvekkili tasarımının birbirine benzemediğini, zira tasarımların gerek kapak, gerekse gövde kısımlarında bulunan desenler ve üst kapaklarında yer alan tutma kısımlarının tamamen farklı olduğunu, tasarımlarda tek ortak özelliğin dikdörtgen geometrik şekline sahip olmaları ve hemen hemen aynı boyda olmaları olduğunu, ancak bu ortak özelliklerin tüm gıda saklama kapları için aynı olduğunu, bu yapının teknik zorunluluk nedeniyle ortak olmak zorunda olduğunu davacı tasarımı yeni ve ayırt edici olmadığından, işbu tasarım nedeniyle ileri sürülen ihlal iddiasının hukuki bir tarafının da olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 3.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterlerine haiz olmadığını, işbu tasarım nedeniyle ileri sürülen ihlal iddiasının hukuki bir tarafının bulunmadığını ve müvekkiline ait tasarım ile davacıya ait tasarımın birbirine benzemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya dayanak yapılan davacı adına tescilli 2016/01331-1 numaralı tasarımın başvuru tarihi olan 18.02.2016 tarihinden önce yaygın olarak başka firmalarca kamuya sunulduğu, yeni ve ayırt edicilik özelliğinin bulunmadığının anlaşıldığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 56 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tasarımın yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartı ile bu kanunla sağlanan haklar kapsamında korunacağı, aynı yasanın 64 üncü maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendi uyarınca da yeni olmadığı tespit edilen tasarım tescil taleplerinin reddedileceği, bilirkişi raporunda değinildiği üzere, davacı-karşı davalı adına olan tasarımın yenilik unsurunu taşımadığı gerekçesiyle karşı davanın kabulü ile davacı adına olan 2016/01331 tescil numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlük, geriye etkili sonuç doğurduğundan ve böylece davacının dayandığı tasarımın hükümsüzlüğüne karar verildiğinden, asıl ve birleşen davada davacının davalarının da dayanağı kalmadığından asıl ve birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karşı davaya yönelik bilirkişi raporunda hükümsüzlüğe mesnet gösterilen kamuya arz olgusunun varlığının usulüne uygun olarak kanıtlanamadığını, alınan bilirkişi raporunda asıl ve birleşen dava yönünden davalıların ürünlerinin müvekkilinin ürününe ayırt edilemeyecek derecede benzediği ve tasarımın müvekkilinin tasarım belgesi tarihinden önce kamuya sunulduğu tespit edilmişse de, bilirkişinin google arama motorunun görsel arama kısmında 01.01.2010-01.01.2016 yılları arası aratarak gelen arama sonucu üzerinden yaptığını, bu arama yönteminin mahkeme hükmüne esas alınamayacak, son derece hatalı sonuçlar verebildiğini, google arama motorunun, tarih etiketi verdiği sayfalar üzerinde yapılan değişiklikleri kaydetmediğini ve bir internet sayfası oluşturulduktan ve google üzerinden tarih etiketi aldıktan sonra üzerinde tüm sayfayı değiştirecek değişikliklerin yapılmasının mümkün olduğunu, yalnızca bu tespite dayanarak bir endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin mümkün olmadığını, internet siteleri üzerinde arama yaptırılmak suretiyle elde ettikleri sonuçları dilekçe ekinde sunduklarını, bilirkişi raporunda yer alan linke tıklatıldığında sayfanın yüklenme tarihinin farklı çıktığı gibi farklı ürün görsellerinin çıktığını, bunun da bu yöntemin güvenilir olmadığını gösterdiğini, hükümsüzlüğe mesnet ürünün tarihine ilişkin tespitin doğru kabul edilmesi halinde dahi müvekkilinin kullanımlarının daha eski olduğunu, davada tecavüze mesnet olarak gösterilen 2016 tarihli müvekkilinin tasarımının esasında 2004 tarihli olduğunu, ancak davalıların ürünleri doğrudan 2016 tarihli tasarımın kopyası olduğundan tecavüze mesnet tasarım olarak bu tasarım belgesinin ileri sürüldüğünü, müvekkilinin, Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde tescilli 2004/00775 numaralı "Saklama Kabı" başlıklı tasarım belgesinin de sahibi olup bu tasarımın da aynı ürüne ilişkin olduğunu, bu tasarımdan sonra müvekkilinin, iyi niyetli olarak bizzat tasarladığı tasarımının Borcam Kabı olarak kullanılmasını düşündüğü daha az derin olan halini de 2016 yılında tescil ettirdiğini, davalı Kastamonu Plastik tarafından dosyaya sunulan 17.02.2018 tarihli uzman görüşünün 3 üncü sayfasında müvekkilinin 2004 tarihli tasarımının incelendiğini, davalının da bu tasarıma delil olarak dayandığını, kabul anlamına gelmemek üzere Tuffex firmasına ait ürünün kamuya arz tarihi 2015 yılı olarak kabul edilse dahi müvekkilinin söz konusu tasarımı kullanma tarihinin davalının sunduğu uzman görüşü ile tespit olunduğu üzere 2004 yılına kadar uzandığından yine bu delile itibar edilmeyerek tasarım sahibi müvekkil firmanın haklarının korunması gerektiğini, davalılara toplamda yedi adet vekâlet ücreti ödenmesine hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmadığını, ortada üç adet dava olduğunu ve davalılar hakkında aynı sebeple davanın reddinde tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, asıl ve birleşen davalarda ret kararı verilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2016/01331 sayılı "Gıda Saklama Kabı" ürün adlı tasarım tescil belgesinin 18.02.2016 tarihinden itibaren davacı adına tescilli olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda google arama motoru üzerinde inceleme yapılarak alınan görsellerin değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, bu görsellerin siteye yüklenme tarihinin kesinlik arz etmediğini ve değiştirilebilir olduğunu ileri sürmüş ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporunun, davalı tarafça hükümsüzlüğe dayanak olarak sunulan 01.12.2008 başvuru tarihli 001048607-0007 numaralı (AB) tasarım tescili ile karşılaştırma yaptığı, davalı tarafça dosyaya sunulan uzman mütalaası içeriğinde Curver firmasına ait AB'de tescil edilen tasarımın tescil kaydına ve kayda ulaşılabilecek linke yer verildiği ve tasarımın 01.12.2008 tarihinde tescil edildiği, davacı-karşı davalı tasarımının başvuru tarihinden önce kamuya sunulmuş olduğundan, 2016/01331 sayılı tasarımın yenilik özelliğini ortadan kaldırdığı, asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalının tasarım üzerindeki hak sahipliğinin 2004 yılına dayandığı, 25.03.2004 tarihli 2004/00775 numaralı tasarım tescilinin de kendisine ait olduğunu ve 2016/01331 numaralı tasarımının önceki tasarımının daha az derin hali olduğu ileri sürülmüş ise de, 2004 tarihli tasarımın başvuru tarihinin 2016/01331 numaralı tasarım başvurusunun, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 57 nci madde gereğince, 12 aylık rüçhan süresinden önce olduğu ve karşı davalı yönünden tasarım korumasını 2004 tarihine taşımayacağı gibi, aksine davaya konu tasarım başvurusu yönünden de yenilik giderici delil olarak değerlendirilebileceğinden, bu yöndeki istinaf sebebinin de yerinde görülmediği, mahkemece asıl davanın ve birleşen davanın reddi nedeniyle, her iki davanın davalıları lehine reddedilen tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin tespiti meni ve refi yönünden karar tarihindeki tarifeye göre maktu, maddi ve manevi tazminat talepleri için de ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, asıl ve birleşen dava farklı davalılar aleyhine açıldığı gibi, davacı tarafça her iki davada ayrı birer davaya konu edilebilecek taleplerini, talep yığılması şeklinde tek bir davada ileri sürdüğünden, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davacı- karşı davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı- karşı davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda endüstriyel tasarım haklarına tecavüzün tespiti ile haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup; karşı davanın ise endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiye Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 56 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 64 üncü maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalarda davacı- karşı davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.