Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1369 E. 2023/5060 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1369
Karar No
2023/5060
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1123 Esas, 2021/1450 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/936 E., 2019/457 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin 11.06.2013 tarihinde yapılan 2010 - 2011 - 2012 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısında 3 yıl süre ile görev yapmak üzere şirket yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, söz konusu toplantıda yönetim kurulu üyelerine aylık net 5.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, müvekkilinin bahsi geçen görevinin 23.06.2016 tarihine kadar devam ettiğini, müvekkiline yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 11.06.2013-23.06.2016 tarihleri arasını kapsayan 36 aylık zaman diliminde aylık net 5.000,00 TL üzerinden toplam 180.000,00 TL ödeme yapılması gerekmekteyken, davalı şirket tarafından müvekkiline toplamda 38.454,91 TL ödeme yapıldığını, müvekkiline eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek davalı şirket tarafından müvekkiline ödenmeyen 141.545,09 TL huzur hakkı fark alacağının aylık tahakkuk tarihlerinden başlayarak işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya müvekkili şirket yönetim kurulu üyeliğini yaptığı 3 yıllık dönem boyunca, toplantıda belirlenen aylık 5.000,00 TL huzur hakkının kendisine ve kendisine vekaleten eşi ...’e eksiksiz olarak ödendiğini, davanın haksız olduğunu, davacının 2015 yılında düzenlenen 14 toplantıya katılmadığını, yine görevinin devam ettiği süre boyunca mazeretsiz iştirak etmediği toplantıların olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının genel kurulu kararı ile davacının 3 yıl süre ile davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, yönetim kurulu üyelerine aylık net 5.000,00 TL ücret ödenmesine karar verildiği, davacının yönetim kurulu üyeliği yaptığı süreçte toplam 182.000,00 TL ücrete hak kazandığı, davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin ise toplam 38.454,91 TL olduğu, davacının davalıdan 143.545,09 TL alacaklı olduğu, her nekadar davalı davacıya ödenmesi gereken ücretin davacının eşine ödendiğini iddia etmiş ise de davacının eşi ile davalı arasındaki ilişkinin davacının yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinden çok önce başladığı, davalı tarafından yapılan ödemelerin davacının ücretine mahsuben yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzur hakkının o dönemde çalışan yöneticilerin harcadıkları emek ve mesailerine karşılık, genel kurul kararları ile belirlenen ve yöneticilere aylık olarak ödenmesi kararlaştıran meblağ olduğunu, mahkemece davacının katılmadığı toplantıların tamamen göz ardı edildiğini, hükmolunan meblağı kabul etmediklerini, davacının hak etmiş olduğu huzur hakkı ödemelerinin davacının veya eşinin banka hesabına yatırıldığını, ilk derece mahkemesince yapılan bu ödemelerin göz ardı edildiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin olağan genel kurul toplantılarında davacının çalıştığı dönem için aylık olarak huzur hakkı yönünden belirleme yapılmış olduğu, davacıya davalı şirket tarafından bir kısım ödemeler yapıldığı ve davacının bakiye 143.545,09 TL ödenmemiş huzur hakkı alacağının kaldığı, davalı yanca davacının eşine yapılan ödemelerin davacı adına yapıldığına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı ve dava konusu dönemde huzur hakkı ödemelerinin aylık olarak yapılacağının kararlaştırılmış olduğu, davacı dışındaki diğer yönetim kurulu üyelerine de aylık olarak ödeme yapılması nedeniyle somut olayda davacının yönetim kurulu toplantısına katılıp katılmamasının sonuca etkili olmadığı, davacının haberi olduğu halde yönetim kurulu toplantısına katılmaktan kaçındığı ispat edilemediği gibi bu duruma ilişkin yasal haklarının da kullanılmadığı gözetildiğinde de ücretlerde indirim yapılmaksızın ilk derece mahkemesince taleple bağlı kalınarak davanın 141.545,09 TL huzur hakkının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklı bakiye ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir. T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı", 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı", (1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı", 1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" 2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir. Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd) Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99) 1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır. Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir. Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır. Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1369, K. 2023/5060, T. 18.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-1369-e-2023-5060-k-bf9176c69fa9