Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/7838 E. 2023/2568 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/7838
- Karar No
- 2023/2568
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/2902 Esas, 2021/848 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü (Esas hakkında yeniden karar verilmesi suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Hayrabolu Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/6 E., 2018/103 K. Taraflar arasındaki devlet destekli bitkisel ürün sigorta poliçesinden kaynaklı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kendisine ait 5 adet parsele konola ürünü ektiğini ve taraflar arasında söz konusu parsellerin her biri için ayrı ayrı olmak üzere devlet destekli bitkisel ürün sigorta poliçesi akdedildiğini, 2014 yılı Haziran ayında yağan dolu nedeniyle ürünün büyük oranda zarar gördüğünü, ekspertiz raporunda, 263 ve 267 nolu parsellerde %17, 404 nolu parselde %8 oranında dolu zararı bulunduğu, diğer parsellerde ise hasar bulunmadığının belirtildiğini ancak bu tespitin gerçeğini yansıtmadığını, davadan önce yaptırdıkları delil tespitiyle, 262, 263 ve 264 nolu parsellerde %57 oranında, 267 nolu parselde %48 oranında, 404 nolu parselde ise %39 oranında hasar oluştuğunun ve toplam zarar miktarının 99.560,00 TL olduğunun belirtildiğini ileri sürerek 99.560,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksper raporuna göre 263 ve 267 nolu parsellerde %17 oranında, 404 nolu parselde ise %8 oranında dolu hasarı tespit edildiğini, 263 ve 267 nolu parsellerde hesaplanan tazminatın prim borcundan mahsup edildiğini, 404 nolu parselde hesaplanan hasar tutarının, sigorta bedelinin %10'u oranında olan muafiyetin altında olması nedeniyle tazminat ödenmediğini, diğer parsellerde dolu hasarı bulunmadığını, sigorta poliçeleri özel şartları ile genel şartları gereği dekar başına 265 kg verim üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, sigorta poliçelerinde muafiyet hükümleri de bulunduğunu, destek alamamaktan doğan zararın dolaylı zarar olup, teminat kapsamında olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dolu nedeniyle toplam zararının 89.315,62 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 89.315,62 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dolu nedeniyle verim kaybı konusunda alınan eksper raporu ile görüntü kayıtlarının yok sayıldığını, yokluklarında yapılan tespit raporunun aleyhlerine delil teşkil etme özelliği bulunmadığını, poliçelerde beyana dayalı olarak dekar başına 265 kg verim öngörülerek sigorta bedelinin belirlendiğini, hesaplamanın bu oran üzerinden yapılması gerektiğini, destek tutarının teminat kapsamında olmadığını, poliçede 263 nolu parsel için 2 dekar olarak sigorta bedeli hesaplanmışken, hükme esas alınan raporda hesaplamanın 2,20 dekar üzerinden yapıldığını, istinaf mahkemesinin kaldırma kararında hasar oranı ile meydana gelen zararın hesaplanmasında raporun denetime elverişli olmadığı belirtilmesine rağmen istinaf kararının gereğinin yerine getirilmediğini ve önceki rapora dayanarak hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ekspertiz raporlarında, hasar tespit oranları ve dekara verim miktarlarının bilimsel bir yöntem olan örnekleme metodu ile yapıldığı, incelenen görüntüler ile eksper raporunda tespit edilen dolu hasar oranları arasında bir uyumsuzluk olmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarına dayanak yapılan delil tespit raporunda ise, zarar oranlarının ve verimin hangi bilimsel yöntem kullanılarak belirlendiğine dair hiçbir açıklama olmadığı, rapor ekindeki fotoğraflar ile tespit edilen hasar oranları arasında bir uyumluluk olmadığı; bu nedenle hasar tespit oranlarının eksper raporuna göre hesaplanması gerektiği, poliçeye göre dekar başına 265 kg verim üzerinden hesaplanma yapılması gerekmekte olup, tespit raporunda 400 kg verim üzerinden yapılan hesabın poliçeye uygun olmadığı, buna göre 263 ve 267 parsellerde %17 oranında dolu zararı nedeniyle, %10 muafiyet bedeli düşüldükten sonra toplam hasar bedelinin 709,45 TL olduğu, 404 parselde %8 oranında dolu zararı bulunduğu, ancak poliçede muafiyet bedelinin altında kalan zararlar için tazminat ödenmeyeceğinin kararlaştırıldığı; davalının toplam 1.905,10 TL prim alacağı olup, bu miktar 709,45 TL hasar miktarından fazla olmakla birlikte dosyada davacının prim borcunun bulunup bulunmadığına dair bilgi ve belge bulunmadığı, davacı tarafça, %17 dolu zararı bulunduğu belirtilen 263 ve 267 parsellerin kenarda, 262 ile 264 parsellerin ortada yer almasına rağmen ortadaki tarlaların zarar görmemesinin mümkün olmadığını, 262, 263, 263 ve 267 parsellerin bitişik, 404 parselinde yakın olmasına rağmen, bir kısım tarlada dolu zararı bulunmadığının tespitinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, tanıkların da tarlalarda %70 oranında zarar olduğunu beyan ettiklerini belirterek rapora itiraz etmişse de, sigortalı tarlaların toplam alanının 320 dekarı aşması ve büyüklüğü gözetildiğinde, her bir tarlanın doludan aynı oranda etkilenmesinin beklenemeyeceği, kaldı ki dosya kapsamında alınan tüm raporlarda da tarlaların doludan farklı oranlarda etkilendiğinin tespit edilmesi karşısında rapora itiraz yerinde görülmediği gerekçesiyle başvurunun kabulü İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, 709,54 TL'nin dava tarihi olan 10.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince, olaydan hemen sonra uzman kişilerce olay yeri görülmek suretiyle hazırlanmış delil tespit raporu yok sayılarak salt davalı eksperlerinin raporuna dayalı olarak karar verildiğini, 263 numaralı parsel 22.000 m2 büyüklüğünde olmasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2.000 m2 olarak kabul edildiğini ve bu nedenle hatalı hesaplama yapıldığını, dolu yağışı sebebiyle kenarda bulunan parsellerin zarar görmesi ortadaki parsellerin ise zarar görmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu durumun dahi davalı tarafça düzenlenen ekspertiz raporlarının gerçeği yansıtmadığını gösterdiğini, keza %17 hasar oluştuğu bildirilen 262 ve 263 numaralı parsellere yakın bir yerde bulunan 404 numaralı parselde de sadece %8 oranında hasar oluşmasının da mümkün olmadığını, söz konusu tarlalarda %70 oranında hasar oluştuğunu bildiren tanık beyanlarına itibar edilmediğini ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, devlet destekli bitkisel ürün sigorta poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.