Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4894 E. 2022/8988 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/4894
- Karar No
- 2022/8988
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.05.2019 tarih ve 2017/701 E- 2019/385 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.04.2021 tarih ve 2019/1249 E- 2021/538 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bu sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, müvekkilinin genel kredi sözleşmesini imzaladığını, kredi kartı ve diğer kredilere kefaletinin bulunmadığını, davacının mükerrer icra takibi başlattığını, kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu sürenin belirtilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının cevap dilekçesinde takibe dayanak sözleşmeyi kabul ettiği, icra takibinde de yazıya itirazının bulunmadığı, ikinci cevap dilekçesinde doğrudan yazıya itiraz edilmediği, el yazısı ile müteselsil kefil olduğu anlamına gelecek bir ibare olmadığı yönünde itirazda bulunduğu, cevap dilekçesi ile kabul edilen sözleşme için ikinci cevap dilekçesindeki itirazın usule uygun olarak yapılmış itiraz niteliğinde olmadığı, yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu, davalının savunmasının da ikna edici nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasında 196.002,55 TL asıl, 17.955,31 TL işlemiş faiz, 897,78 TL BSMV toplamı 215.855,64 TL'ye yönelik itirazının iptaline, asıl alacağın 40.067,15 TL'lik kısmına takip tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süreler için %28,08 gecikme faizi oranı ve %5 BSMV, 155.935,40 TL'lik kısmına takip tarihinden tahsil tarihine kadar %39 temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, Ankara 12. İcra Müd.'nün 2017/16530 sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 39.200,51 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, tarafların dilekçeler teatisinde karşı tarafın muvafakatine gerek olmaksızın iddia ve savunmalarını değiştirip genişletilebileceği, bu nedenle davalı vekilinin, ilk defa düplik dilekçesiyle ileri sürdüğü, kefalette yer alan “müteselsil kefil” ibaresinin müvekkilinden sadır olmadığına yönelik savunmasının kefaletin geçerliliğine etkisinin tartışılması gerektiği, müteselsil kefaletin söz konusu olabilmesi için kefilin, müteselsil kefil ibaresi veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısı ile yazması gerektiği, aksi halde ticari işler dışında kefaletin adi kefalet olarak kabul edileceği, 6102 sayılı TTK’nın 7. maddesiyle düzenleme altına alınan ticari işlerde teselsül karinesine göre, ticari borçtaki kefaletin yasa gereğince müteselsil kefalet olduğu, bu nedenle kefil el yazısı ile müteselsil kefil olduğunu belirtmese dahi kefaletin müteselsil kefalet olarak kabul edileceği, somut olayda, davalının ticari krediye kefalet verdiği gözetildiğinde davalının zikredilen savunmasının sonuca etkili olmayacağı, mahkemece, davalı savunmasının bu gerekçeyle reddi gerekirken yazılı gerekçeyle reddinin doğru olmadığı, kat ihtarnamesinin davalıya tebliğ edilemediği, bu nedenle, mahkemece, takip öncesi işlemiş faize hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de davalı vekilince bu husus açıkça istinafa getirilmediğinden kaldırma gerekçesi yapılmadığı, mahkemece infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm tesis edildiği, bu hususun ise resen gözetildiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bir kısım gerekçe ve kamu düzenine aykırılık yönünden kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın kararda gösterilen miktarlar bakımından kısmen iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 14.676,78 TL temyiz ilam harcı ile 397,80 TL temyiz başvuru harcının HMK 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davalıdan alınmasına, 13/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.