Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4558 E. 2022/8653 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/4558
Karar No
2022/8653
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.01.2019 tarih ve 2017/2914 E. - 2019/55 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.12.2020 tarih ve 2019/654 E. - 2020/1171 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkilli firmanın davalı şirketten 27.01.2016 tarihine kadar toplam 1.147.805,47 TL mal alımı gerçekleştirdiğini, buna karşın ve mal alımı öncesi mal bağlantısı evrakı niteliğinde gerek kendi kıymetli evraklarını gerek nakit gerekse de müşteri evraklarıyla davalı firmaya ödeme yaptığını, müvekkilli firmanın ödeme miktarının 1.357.322,59 TL olduğunu, fazladan yapılan ödemelerin davalı firmaya yapılan bağlantı ödemeleri olup bu miktar malın daha müvekkili firmaya gönderilmesi gerekirken bugüne kadar davalı firma malları göndermediği gibi fazla ödemeleri de iade etmediğini, müvekkili firma adına, davalıya gönderilen ihtarname ile bakiye fazla ödemenin faiziyle birlikte ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı firmanın cevabı ihtarında borçlarının olmadığını bilakis alacaklı olduklarını iddia ettiklerini ileri sürerek davalı şirkete ödenip de karşılığı olan malların gönderilmemesi ve paranın da iade edilmemesi sebebiyle, davacı şirketin davalı şirkete yapılan bağlantı ödemelerin tespiti ile şimdilik 2.000,00 TL’nin (yapılacak tespite kadar - şimdilik - belirsiz alacak olarak) ödeme tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 20/10/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 179.517,12 TL olarak arttırmıştır. Davalı vekili, taraflar arasında 2015 yılından bu yana gelen ticari bir ilişki bulunduğunu, süregelen ticari ilişki esnasında son noktada alacaklı tarafın kendileri olduğunu, davacının birden fazla kere mal alımlarına ilişkin yapması gereken ödemeleri geciktirdiğini ve temerrüde düştüğünü, müvekkilli şirkete ait cari hesap tabloları incelendiğinde ise toplamda 35.519,63 TL alacaklı olduğunu, 2015-2016 yılları arasında pek çok kez temerrüte düşen davacı şirket kuvvetle muhtemel, karşılıksız çıkan çeklerini de cari hesabına dahil ederek tekerrüre esas olacak şekilde ödeme yapıldığı yanılgısına düştüğünü, müvekkilli şirkete bazı ödemeler çekle yapılmak istenmişse de bazı ödemeler de çekler karşılıksız çıktığını, bunun üzerine müvekkili şirketin davacı şirkete çeklerini iade ettiğini ve devam eden süreçte de faiz, vade farkı, kur farkı ödemeleri olmaksızın eksik ödeme olacak şekilde ödeme yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, davacı tarafından bu ilişki nedeniyle 179.517,12 TL'nin davalıdan tahsiline ilişkin olduğu, hükme esas almaya elverişli bilirkişisi raporunda, davalı tarafından düzenlenen toplam 1.147,805,47 TL'lik satışın davacı tarafından kabul edildiği, dolasıyla mal satışı yönünden taraflar arasında ihtilafın olmadığı, davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 179.517,12 TL alacağının olduğu ve davalının temerrüde düştüğü 07/10/2017 tarihinden itibaren faizini talep edebileceği anlaşıldığından davanın kabulü ile, 179.517,12 TL'nin temerrüt tarihi olan 07/10/2017 gününden itibaren işleyecek tarafların tacir olması nedeni ile avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiş davalı tarafından her ne kadar gecikme nedeni ile %10 oranında aylık finansman gideri düşülerek hesaplama yapılmasına yönelik itiraz ve beyanları var ise de bu konuda aldırılan ek raporda buna ilişkin sözleşmede hüküm bulunmadığı ve hesaplamanın kök rapor ile aynı olduğu belirtildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 179.517,12 TL'nin temerrüt tarihi olan 07/10/2017 gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında, gecikmiş ödemelerde kur farkı, vade farkı ve finansman gideri ödeneceğine ilişkin sözleşme bulunmadığı gibi, buna ilişkin ticari bir teamülün olduğunun da iddia ve ispat edilmediği, davalı tarafından davacıya düzenlenen faturalarda ise, fatura bedelinin fatura ibraz edildiğinde tahsil edileceği, aksi takdirde aylık %10 finansman masrafı uygulanacağı kaydının bulunduğu,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K.sayılı kararında, "....Taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı tarafça kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine" yönünde içtihatları birleştirmiş olup, davalının salt faturadaki kayda dayalı olarak vade farkı talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, öte yandan davalı tarafın davacıdan geç ödeme sebebiyle faiz talebinde bulunması için davacıyı temerrüde düşürmesi gerekmediği, somut olayda, davalı tarafın davacıya gönderdiği ihtarnamenin 02/10/2017 tarihli olduğu ve davacının 22/09/2017 tarihli ihtarnamesi üzerine keşide edildiğinin anlaşılığı, davacı tarafın 22/09/2017 tarihli ihtarname ile davalıdan 179.517,00 TL alacaklı olduğunu, 7 gün içerisinde ödenmesini ihtar ettiği ve davalıyı 07/10/2017 tarihinde temerrüde düşürdüğü, benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının en son 15/03/2017 tarihinde yaptığı havale sonucunda, cari hesap ilişkisinde davalıya toplam 179.517,12 TL fazla ödemesinin olduğu, davalı tarafın geç ödemeler sebebiyle faiz işletilmesine yönelik istinaf sebebinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, özellikle temyiz konusu yapılmayan sebeplerin bozma nedeni yapılamayacağına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 9.196,73 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 05.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4558, K. 2022/8653, T. 05.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-4558-e-2022-8653-k-6ce8c8ced995