Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4487 E. 2022/8775 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/4487
Karar No
2022/8775
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.03.2018 tarih ve 2012/118 E. - 2018/373 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.10.2020 tarih ve 2018/1510 E. - 2020/1094 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 31/01/2006 tarihinde satış sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmede Cesa 695 SR Lastik Tekerlekli Kanal Kazıcı Yükleyici ve Furukawa F 6 Hidrolik Kaya Kırıcının satışının, ana makine için 60.000 EURO, kaya kırıcı için 6.000 EURO olmak üzere toplam 66.000 Euro olarak belirlendiğini, ödemenin leasing peşin olarak anlaşıldığını, 03/03/2006 tarihinde Alternatif Leasing A.Ş. ile müvekkilinin finansal kiralama sözleşmesi yaptığını, satın alınan ana makinede gizli ayıp çıktığını, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/106 E. ve 2010/385 K. sayılı dosyası ile ana makinenin ayıplı olduğuna karar verildiğini, kesinleşen mahkeme kararı ile 16/09/2011 tarihinde makinenin davalıya iade edildiğini, bu süre içinde makinenin hiç kullanılmadığını, makinedeki ayıp sebebiyle aşırı yakıt tüketimi olduğundan kullanılması durumunda davacıyı zarara uğratacak boyutta olduğunu, ana makine ayıplı olmasına rağmen, leasing sözleşmesi gereğince ödemeler gerçekleştiğini, İzmir 3.Asliyle Ticaret Mahkemesinin 2006/526 E. sayılı dosyası ile 23.08.2006 dava tarihine kadar yapılan 20.269, 62 EUR’luk ödemenin istirdadı ve 20.000.-TL menfi zararının davalı satıcı Çukurova Ziraat A.Ş. ve Alternatif Leasing A.Ş’den tahsilinin talep edildiğini, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/03/2008 tarihli 2006/526 E. ve 2008/160 K. sayılı kararında, davanın Alternatif Leasing yönünden reddine, davalı Çukurova A.Ş yönünden kabulüne, finansal kiralama sözleşmesinin feshine ve ödenen 20.269,62 Euro’nun iadesine, makinenin şirkete iadesine, 2.186,92 TL menfi zararın giderilmesine karar verildiğini, bu kararın 24/06/2010 tarihinde kesinleştiğini ve makinenin davalıya teslim edildiğini, ancak davalı taraf, davacıya ödediği 49.303,38 EUR bedeli iade etmediğini, bunun üzerine İzmir 25.İcra Müdürlüğünün 2011/10508 E. sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, ana makine için ödenen kira bedeli toplam 49.303,38 Euro iken, sehven 47.346,00 EUR ve 12.828,92 EUR işlemiş faiz üzerinden takip açıldığını, sehven talep edilmeyen 1.957,38 EUR kira bedeli ve ferileri ile diğer zararlardan kaynaklanan alacak haklarını saklı tuttuklarını, işbu icra takibinde, borcun sebebini İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/106 E.- 2010/385 K. sayılı ilamı olduğunun açıkça belirtildiğini, davalı tarafın bu takibe itiraz ettiğini, ancak davalının itirazının yerinde olmadığını, makinenin ayıp nedeniyle hiç kullanılmadığını, yapılan leasing sözleşmesi gereğince ödenen bedelin iadesini talep ettiklerini ve alacağın likit olduğunu ileri sürerek, İzmir 25.İcra Müdürlüğünün 2011/10508 sayılı icra dosyasına vaki itirazın iptali ve takibin 146.965,21 TL (60.174,92 EUR) üzerinden devamını, davalı aleyhine % 40’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep etmiş; birleşen davada ise; taraflar arasında düzenlenen 31/1/2006 tarihli satış protokolü ile 60.000 Euro bedelle Cesa 695 SR Lastik Tekerlekli Kanal Kazıcı Yükleyici ile 6.000 Euro bedelle bu ana cihazın mütemmim cüz'ü niteliğindeki kaya kırıcının leasing yöntemi ile satışının kararlaştırıldığını, satış konusu makinelerden kaya kırıcının teslim edilmediğini, teslim edilen kazıcı yükleyici ana makinenin ise, açtıkları dava sonunda İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/6/2010 tarihli 106/385 sayılı ilamı ile ayıplı olduğundan iadesine karar verildiğini ve iade edildiğini ileri sürerek, kaya kırıcı için leasing şirketine ödenen 8.300 Euro'nun, ana makine için leasing şirketine ödenen 1.510 Euro'nun, her iki makine için ödenen sigorta primleri toplamı 4.861,00 TL'nin, ruhsat ve tescil harçları için 2.070,00 TL'nin, ipotek harçları toplamı 900.00.-TL'nin, finansal kiralama sözleşmesi için yapılan 315,00 TL noter giderinin, ana makinenin fazla yakıt tüketmesi nedeniyle uğranılan 9.000.-TL zararın, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin anılan dosyasında yargılama giderlerine dahil edilmeyen 882,60 TL ihtarname gideri ve ipotek kaldırma gideri olarak Finansal Kiralama A.Ş.'ye ödenen 900.00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili; davacının leasing sözleşmesini Alternatif A.Ş. ile yaptığını, yapıldığı iddia edilen ödemelerin kendilerine değil, Alternatif Finansal kiralama A.Ş.‘ne yapıldığını, bu sebeple ne kadar ve hangi tarihlerde ödeme yapıldığının kendileri tarafından kesin olarak bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının ödemeleri konusunda da Alternatif Finansal Kiralama A.Ş. tarafından kendilerine bilgi verilmediğini, sadece sözleşmeden dolayı davacının 18.301,- EUR borcu olduğunu ve Mahkeme kararının eksik olduğundan bahisle, davacıdan teslim aldıkları malın resmi olarak satışının yapılabilmesi için davacının borcunun ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, bunun üzerine anılan leasing şirketine 6.372 Euro ödenerek makinenin devralındığını, ayrıca yapıldığı iddia olunan ödemeler nedeniyle müvekkili davalın temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle davacının faiz talebinin yerinde olmadığını, davacının bu ödemeler nedeniyle elde ettiği hem gelir vergisi, hem de kurumlar vergisi bakımından büyük oranda vergisel menfaatler elde ettiği, bu menfaatlerin varsa gerçek zararın hesabında dikkate alınması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş; birleşen davaya yönelik olarak ise; uyuşmazlığın çözümünde yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, uyuşmazlık hakkında İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/106 Esas sayılı dava dosyasında verilmiş ve kesinleşmiş hüküm bulunduğunu, davaya konu Frukawa marka kaya kırıcının, asıl dava konusu iş makinesinin mütemmim cüz'ü olmadığını, bu nedenle her iki makinenin faturalarının ayrı ayrı düzenlendiğini, kaya kırıcı makinenin 24/04/2006 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığını, gümrükleme işlemlerinin başlanıldığı leasing firmasına 28/04/2006 tarihinde fatura edilerek millileştirildiğini, kaya karıcı makinenin 28/04/2006 tarihinden itibaren müvekkili şirketin İzmir Bölge Müdürlüğünde teslime hazır olarak bekletildiğini, ancak teslim alınması için müracaatta bulunulmadığını, işbu nedenle davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davada davacı vekili; karşı davalının müvekkilden satın ve 2006 yılında teslim aldığı makinenin 2011 yılında iade edildiğini, karşı davalının teslim aldığı ve ayıplı olduğunu iddia ettiği malı satıcıya iade etme borcu bulunduğunu, karşı davalının 2006-2011 yılları arasında ayıplı olduğunu iddia ettiği dava konusu makineyi iade etmeyip, makinenin değer kaybetmesine sebebiyet verdiği, ayrıca davacının, makinenin işletilmesinden dolayı elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği semereleri de iade etmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin değer kaybı ve yoksun kaldığı kâr karşılığı şimdilik 5.000,00 TL zararı ile karşı davalının Finansal Kiralama Kanunu ve Vergi Kanunlarının sağladığı muafiyetler sebebiyle sebepsiz zenginleştiğini, bu nedenle davalının sağladığı menfaatlerin tespiti ile şimdilik 5.000,00 TL'de sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak dahil olmak üzere toplam 10.000,00 TL alacağın, karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davada davacı vekili; davanın reddini istemiştir. İlk derece mehkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davanın; ayıplı satıştan doğan alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali, birleşen davanın; ayıplı satıştan doğan zararın tazmini istemine ilişkin alacak, karşı davanın ise; satış ve teslim edilip de, iade edilmeyen makinenin değer kaybı ve satın alanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sağladığı menfaatlerden kaynaklı alacak istemine ilişkin olduğu, asıl dava bakımından; davacı ...'nın 03/03/2006 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamında, davalı Çukurova... A.Ş.'den "... şase seri no ve 00269729 motor nolu CASE 695 SR lastik tekerlekli kanal kazıcı" makine ile "Furukawa F 6 Hidrolik Kaya Kırıcının" alınmasının kararlaştırıldığı, davalı şirket tarafından tekerlekli kanal kazıcının, davacıya teslim edildiği, davacıya teslim edilen işbu makinenin aşırı yakıt tüketiminde bulunduğu, Yargıtay denetiminden geçerek, 13/06/2011 tarihinde kesinleşen, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2010 tarihli ve 2010/106 Esas - 2010/385 Karar sayılı kararı, dosya içerisine alınan bilirkişi heyeti raporları ve Bozdoğan Sulh Hukuk Mahkemesi tespit dosyası içeriğine göre, ayıplı olduğu anlaşılan işbu makinenin davacı tarafça 3 ay süreyle kullanıldığı, davacı şirketin finansal kiralama sözleşmesi kapsamında işbu makineler için finansal kiralama şirketine 69.573,12 Euro ödemede bulunduğu, yapılan işbu ödemenin 20.269,62 Euro'luk kısmı yönünden, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/106 Esas, 2010/385 Karar sayılı ilamı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, karar verilen işbu miktarın mahsubu halinde, bakiye 49.303,50 Euro ödemenin davacıya iadesi gerektiği, davacının ise işbu miktarın 47.346,00 Eurosunu İzmir 25.İcra Müdürlüğünün 2011/10508 Esas sayılı takip dosyasında icra takibinde talep ettiği, davacının makineyi kullandığı 3 aylık kullanım süresinde elde ettiği kazanç miktarı olan 17.900,00 TL'ye karşılık gelen 10.099,87 Euro düşüldüğünde, davacının asıl davaya konu icra takibinde davalıdan talep edebileceği asıl alacak miktarının 37.346,13 Euro olduğu, davalının takipten önce temerrüde düşürülmediğinden, takip talebinde talep edilen işlemiş faiz alacağı miktarının yerinde olmadığı, birleşen dava bakımından, davacının kendisine teslim edilmeyen kaya kırıcı için ödediği 8.300,00 Euro'nun dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan iadesini talep edebileceği, davacının birleşen dava kapsamında talep ettiği diğer alacak kalemlerinin menfi zarar niteliğinde olduğu ve İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen kararına esas teşkil eden bilirkişi raporuyla bu alacak kalemleri dahilinde ispatlanabilen miktarların dikkate alınarak menfi zarar hesabına katılmış olduğu, bu nedenle davacının bu alacak kalemlerine ilişkin taleplerinin isabetli olmadığı, yine davacının birleşen dava dosyası kapsamında talep ettiği 4.860,00 TL'sı sigorta primlerine ilişkin talebinde haklı olduğu, yine davacının ana makinenin ayıplı olması nedeniyle fazladan tükettiği yakıt için ödemiş olduğu 9.000,00 TL'sı zararın davalı şirketten talep edebileceği, yine davacının birleşen dava dosyasında, asıl davaya konu takip dosyasında takibe konu edilmeyen 1.957,50 Euro ödemenin davalıdan talep edilebileceği, karşı davanın ise, davacı karşı davalının, davalı karşı davacıdan aldığı kanal kazıcı, yükleyici makinenin ayıplı olmasından doğan zararının karşılanmaması sebebiyle, makineyi teslim aldığı 2006 tarihinden, makineyi teslim ettiği 2011 tarihleri arasında dava konusu makinenin teslimine ilişkin uyuşmazlığın görüldüğü davanın neticesinin beklenmesi ve bu süre içerisinde davacının makineyi, zararı karşılanıncaya kadar hapis hakkının olması sebebiyle karşı davacının makinenin bu süre içerisinde oluşan değer kaybını, karşı davalıdan talep edemeyeceği, yine karşı davalının finansal kiralama sözleşmesi kapsamında sağladığı, vergi ve vs. avantaj bulunmadığı, bu nedenle sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre karşı davacıya ödenmesi gereken alacak bulunmadığı gerekçesi ile, asıl davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı borçlunun İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2011/10508 Esas sayılı takip dosyasına konu 37.246,13 Euro asıl alacağa ilişkin itirazının iptali ile 37.246,13 Euro alacağın takip tarihindeki Türk lirası karşılığı 90.966,22 TL'sine takip tarihinden itibaren avans faizi oranı uygulanmak sureti ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacağın %40 miktarındaki 36.386,48 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddi ile kaya kırıcı için leasing şirketine ödenen 8.300,00 Euro, ana makina için leasing şirketine ödenen 1.915,00 Euro, sigorta primi için ödenen 4.860,00 TL ve fazla yakıt tüketim bedeli 9.000,00 TL olan alacaklardan, TL alacaklara dava tarihinden itibaren avans faiz oranı uygulanmak üzere, yabancı para alacaklarına ise dava tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro ile açılmış, bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Karara karşı, tüm taraflar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; takip talebinde alacağın Euro cinsinden belirtildiği, ancak İİK 58.maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, alacağın Türk Lirası ile tutarı ve yabancı para alacağının hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği takip talebinde belirtilmesi gerekmesine göre, alacaklının takip tarihinde veya fiili ödeme günündeki rayice göre ödeme yapılması yönünde talebi olmadığından itirazın takip tarihindeki döviz kuru dikkate alınarak Türk Lirası üzerinden karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, davacı tarafından ilk davada tahsil edilmeyen ve ilk mahkemenin kararı gereği ödenmeye devam edilen kira bedellerinin faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş olması ve İzmir 3.ATM'de görülen davada "karar kesinleştikten sonra finansal kiralama şirketine yapılacak ödemelerin durdurulmasına" karar verilmesinin, davacıyı, karşı tarafı temerrüde düşürme yükümlülüğünden kurtarmadığı, tacirler arası ihtarnamenin usullerinin kanunda yazılı olmasına rağmen bu usuller ile yapılmış bir ihtarnamenin söz konusu olmadığı, ek dava ile istenen faiz alacağı için davalı temerrüde düşürülmediğinden ve takip tarihinden itibaren faiz talep edileceğinden faizin başlangıcı hususunda bir usulsüzlük bulunmadığı, birleşen dava yönüyle ayıp ihtarnamesi bedeli ve noter masrafı talep edilmiş ise de, bu taleplerinin İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen 2010/106 Esas ve 2010/385 Karar sayılı dosyasında da talep edilmiş olmasına ve bu davada verilen kararın bu talepler yönünden kesin hüküm oluşturduğu, asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; mahkemece kabulüne karar verilen sigorta prim bedelinden 4.861,00 TL'nin 2.588,00 TL'sinin %50 fazla yakıt bedeli olarak kabul edilen 9.000,00 TL'nin tamamının ilk davada talep konusu edilmesine göre bu taleplere ilişkin menfi zarar istemlerinin kesin hükümleri nedeni ile reddi gerekmesine rağmen kabulünün usulsüz olduğu, ayrıca talep edilen sigorta prim bedeli yönünden davacının kendi hakimiyetindeki ürün için ödediği sigorta masrafına katlanması gerekirken sigorta bedelinin tahsili usulsüz olduğundan bu bedel yönüyle kabule karar verilmesinin usulsüz olduğu, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen 2010/106 Esas ve 2010/385 Karar sayılı ilamında aracın fazla yakıt sarfiyatı nedeni ile araçta gizli ayıp bulunduğu kabul edilmesine göre bu husus kesinlik kazandığında tartışma konusu yapılmadığı, davalının finansal kiralama sözleşmesi feshi nedeni ile davacıya ödeyeceği miktarı belirleyebilecek durumda olduğu ve alacağın likit olduğu anlaşılmakla, icra tazminatına hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, birleşen davanın davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; taraflar arasında yapılan sözleşmenin feshine karar verilmiş olmasına, kaya kırıcı makinenin de bu sözleşme içerisinde verilmesinin karara bağlanmış olmasına, dolayısıyla kaya kırıcı makine yönünden de sözleşmenin fesih edilmesine göre bedeli ödenen ve teslim alınmayan makine için iadesine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, ayrıca davacının vergi matrahında finansal kiraların gider yazılmadığı, herhangi bir vergisel avantajının olmadığı, dolayısıyla sebepsiz zenginleşmenin olmadığı, kaldı ki vergi mükellefinin vergi avantajlarından da yararlanabileceği, bu hususla ilgili davalının talep hakkı bulunmadığı, karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 205.maddesine göre elde etmekten kaçınılan menfaatlerin iade yükümlülüğü olmadığı, malın değerinde meydana gelen kaybın talebi hususunda karşı davacı tarafından karşı davalı temerrüde düşürülmediğinden araçta meydana gelen değer kaybını talep edemeyeceği gerekçeleri ile, davalı-karşı davacının istinaf istemlerinin asıl davada ve karşı davada esastan reddine, birleşen davada ise 4.860,00 TL sigorta prim bedeli ve 9.000,00 TL fazla yakıt bedeli için kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile kaya kırıcı için leasing şirketine ödenen 8.300,00 Euro, ana makina için leasing şirketine ödenen 1.915,00 Euro alacağın, yabancı para alacaklarına dava tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro ile açılmış, bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk lirası karşılığı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı ve karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 42,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 67,62 TL harcın temyiz eden asıl ve birleşen davada davalı karşı davada davacıya iadesine, 07/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4487, K. 2022/8775, T. 07.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-4487-e-2022-8775-k-3f5439dfa4f8