Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/3174 E. 2022/7692 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/3174
- Karar No
- 2022/7692
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.09.2018 tarih ve 2018/72 E.- 2018/638 K. sayılı kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.10.2020 tarih ve 2018/2276 E.- 2020/1061 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 01.11.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, müvekkili firmanın beton mikseri imalatı yaptığını, davalı şirketin ise hazır beton işi ile uğraşmakta olup davacı müvekkilinin satıcı, davalının ise alıcı konumunda olduğunu, ödeme yapılmaması nedeni müvekkilinin Lüleburgaz 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/12403 Esas sayılı dosyası ile 417.409,63 TL asıl alacak için icra takibi başlattığını, borçlu-davalının, müvekkil şirkete toplam tutarı 417.880,00 TL olan 7 adet çek verdiğini, bu çeklerin müvekkil firmaya 03.01.2018 tarihinde teslim edildiğini, davalı yanın süresinde borcunu ödemediği gibi zaman kazanmak için haksız ve kötü niyetli olarak, yapılan takibe itiraz ettiğini ileri sürerek borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, haksız itirazından dolayı %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı tarafından, icra takip dosyasında borçlu olarak gösterilen firma ile müvekkili firmanın hiçbir bağlantısının olmadığını, bu nedenle de gönderilen ödeme emrindeki borca itiraz edildiğini, bu yönü ile açılan davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından icra takip dosyasında, alacak açıklaması olarak "Fatura Kaynaklı Açık Cari Hesaptan Kalan Bakiye Alacak" gösterildiğini, icra takibine esas alacağın "cari hesap" alacağı olarak belirtildiğini, davacı ile müvekkil firma arasında yapılan bir cari hesap sözleşmesinin olmadığını, müvekkili tarafından davacı yana çek verildiğini, çeklerin davacı firma tarafından 03.01.2018 tarihinde teslim alındığını, açılan davanın açıkça kötü niyetli bir dava olduğunu belirterek, davanın reddine ve % 20 oranında icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama gideri ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi bulunduğu, davacının davalıdan 417.409,63 alacağını tahsil etmek amacıyla takip yaptığı, söz konusu takibin 26.12.2017 tarihinde başlatıldığı, ödeme emrinin 27.12.2017 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafça 29.12.2017 tarihinde takibe itiraz edildiği, 30.12.2017 tarihinde ise davalı tarafın davacı tarafa 7 adet çek verdiği ve bu çeklere ilişkin tahsilat makbuzu düzenlediği, söz konusu ödemenin her iki tarafın ticari defterlerinde yer aldığı, usul ve yasaya uygun bulunan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu suretle icra takibine konu alacağın 30.12.2017 tarihinde davacı tarafça tahsil edilmiş olduğu, işbu davanın ise 02.02.2018 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte davaya konu alacak tahsil edilmiş bulunduğundan işbu davanın açılmasında dava şartı olan hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın HMK m.114 gereğince usulden reddine karar vermiştir. Karara karşı, davacı vekilince ve katılma yoluyla davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; dosyaya ibraz edilen ve takip tarihinden sonra düzenlendiği anlaşılan 03.01.2018 tarihli belgede, takibe konu borç için 7 adet çek verildiği ve bu belgede çekler karşılığında icra takibindeki ödeme emrinin kaldırılacağının taahhüt edildiği, belgenin davacı tarafından imzalanmış olduğu, 03.01.2018 tarihli belge içeriğinden anlaşılacağı üzere, borcun kambiyo senedi verilmek suretiyle yenilendiği, davacının bu çekleri alırken açıkça temel ilişkiye dayalı takipten vazgeçeceğini beyan ettiği, artık davacının temel ilişkiye dayalı olarak icra takibine devam edemeyeceği, davacının sadece bahsi geçen çeklere dayalı olarak kambiyo senedine (çeklere) dayalı talep ve takipte bulunabilme hakkı olduğu, davalının katılma yoluyla istinaf talebinin süresinde olmadığı gerekçesiyle HMK'nın 346. maddesi uyarınca davalının katılma yoluyla istinaf dilekçesinin reddine, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesince dava şartının yanlış değerlendirildiği, hukukun olaya uygulanmasında hata edildiği kanaatine varıldığından, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davadan önce borcun yenilenmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 02.11.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.