Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/2823 E. 2022/8158 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/2823
- Karar No
- 2022/8158
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17.05.2019 tarih ve 2010/373 E- 2019/182 K. sayılı kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.11.2020 tarih ve 2019/1984 E- 2020/1444 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalılar Nurgül ve ...’dan zirai ilaç satın aldığını, aldığı ilaçları deftere yazdığını, defterin alt kısmının bono biçiminde düzenlenmiş olduğunu ve müvekkilinin bonoyu baştan boş olarak imzaladığını, sonunda borç ödenince boş senedi geri alıp yırttığını, ancak senet icraya konulunca müvekkilinin yırttığı senedin renkli fotokopi olduğunu düşündüğünü, davalılardan ...'ın boş bonoyu anlaşmaya aykırı doldurarak diğer davalı ...'ya ciro ettiğini, davalı ...'nin de senedi icra takibine konu ettiğini, bu hususta Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/158 Esas sayılı dosyasından ceza yargılamasının devam ettiğini ileri sürerek, davaya konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalılar aleyhine % 40 oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davaya konu senedin verilme sebebinin ...Köyü’ndeki arazinin Kaplan kardeşlerce davalı ...'a satışı olduğunu, davacı ve kardeşi Yıldıray Kaplan'ın beyan ve ikrarlarından bu durumun anlaşılacağını, davacı tarafça hiçbir zaman ...'ın ...Köyü’nde arazisi olmadığı, 1466 parsel sayılı taşınmazın zilyetliğinin Hayrettin'e devredilmediğinin iddia edildiğini, senedin boş olarak verildiği, fotokopi olduğu, teminat karşılığı olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve benzeri iddiaların yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, davacının iddialarının tamamen soyut, hayali ve varsayımlara dayalı olduğu, dava konusu senetle de hiçbir ilişkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., taşınmaz alışverişi ile ilgili bilgisinin bulunmadığını, senedin düzenlenme nedeni bilmediğini, eşi ile müşterek çalıştığından senedin kendi adına düzenlenmiş olabileceğini, eşi olan diğer davalı ... cezaevinde iken onun talimatı ile senedi ciro ettiğini, senedin diğer kısımlarının ne şekilde doldurulduğunu bilmediğini, davacı ve kardeşleri tarafından eşine satılan taşınmazın bir kısmının orman arazisi çıktığını, eşi cezaevine girdikten sonra taşınmazın tehditlerle kendisine kullandırılmadığını, bu nedenle taşınmazda bulunan sera işletmesini diğer davalı ...'ye devrettiğini, davacının kendilerini mağdur ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davacının 2003 yılında kendisine 600.000,00 TL bedel ile 100 dönüm arazi sattığını, taşınmaz üstüne sera ve ev yaptığını, taşınmazın bir kısmının orman arazisi olduğu bir kısmının da başkası üzerine kayıtlı çıktığını, satılan araziden geriye 18 dönüm kadar bir yer kalması üzerine davacıdan 200.000,00 TL bedelli senedi aldığını, davacının kardeşi Yıldıray'dan da 250.000,00 TL bedelli senet aldığını, davacı tarafın sattığı araziye uyuşturucu madde ekmesinden dolayı 5 yıl hapse mahkum olduğunu, eşi Nurgül'ün şirket ortağı olduğunu, davacıdan senet alırken eşi Nurgül adına aldığını, cezaevine girdikten sonra eşinin bu yeri kullanamadığını, taşınmazı satışa çıkardıklarını, diğer davalı ...'nin taşınmaza alıcı olduğunu, elinde kalan 18 dönümü 350.000,00 TL bedelle Hilmi'ye devrettiğini, ancak davacı tarafın Hilmi'yi taşınmaza sokmadığını, Hilmi'nin taşınmazı kullanamadığı için parasını kendisinden geri istediğini, dava konusu senedin bu nedenle eşi Nurgül tarafından diğer davalı ...'ye ciro edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacının senedi davalılardan ziraatçi olan ...'a ilaç alımı sırasında boş olarak verdiği, borcunu ödediği halde senet aslının kendisine teslim edilmeyerek diğer davalılar adına doldurularak icra takibine konu edildiğini iddia ettiği, davalıların ise dava konusu senedin taraflar arasındaki arazi alımı nedeniyle verildiğini ileri sürdüğü, kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, davalı ...'nın davaya konu senedin davacıya ait ...Köyü’ndeki arazi alım satımından kaynaklı olarak verildiğini iddia etmekle ispat yükünü kendi üzerine aldığı, dosyaya gelen 2/b kayıtları, ecrimisil ihbarnameleri, davalıların ceza dosyalarındaki beyanları, davalı ...'ın senetlerin kendisi tarafından diğer davalılar ile arasındaki alacak ilişkisi nedeniyle kendi uğradığını iddia ettiği kayıplar karşılığı doldurduğu yönündeki beyanı, gelen tapu kayıtlarından ve dosyadaki mevcut belgelerden ...Köyünde 1466 parselde davacının adına kayıtlı herhangi bir zilyetliğin bulunmadığı hususları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının söz konusu senedi iddia ettiği gibi boş bir şekilde imzaladığı her nasılsa davalıların eline geçerek davalı ... tarafından doldurularak icra takibine konu edildiği kanaatine varıldığından davacının davalılardan ...'ya Antalya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/373 esas sayılı takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine, davalı ... aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, diğer davalılardan ...'ın takibe konu senette adının bulunmaması, ...'ın ise takibe konu senette keşideci konumunda olup, senedi davalıya imzalayarak veren borçlu pozisyonunda olduğu, davada kendilerine husumet düşmeyeceği gerekçesiyle bu davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, bononun boş olarak imzalanıp tedavüle sunulmasının mümkün olduğu, ancak bonoda boş bırakılan kısımların aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat yükünün davacı keşidecide olduğu, davacının bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delillerle ispatlaması gerekirken, bu yönde yazılı bir delil sunamadığı, yemin deliline de dayanmadığı, bu durumda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusu esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının tüm davalılara yönelik davasının reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.