Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/2311 E. 2022/7722 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/2311
- Karar No
- 2022/7722
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28.02.2019 tarih ve 2017/33 E- 2019/60 K. sayılı kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 02.10.2020 tarih ve 2020/608 E- 2020/1016 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.11.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, uzun yıllardır akaryakıt bayiliği yapan müvekkili ile davalı şirket arasında aktedilen sözleşmeye diğer davalıların da müşterek ve müteselsil kefil olduklarını, tarafların öncelikle 23.06.2008- 01.09.2015 tarihleri arasında davalı şirkete ait tüm halk otobüslerine iskontolu fiyattan davacı şirketçe akaryakıt satışı yapacağının kararlaştırıldığını, sürenin dolması üzerine bu kez güncellenen iskonto bedelleri üzerinden 17.12.2015- 17.12.2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 17.12.2015 tarihli yeni bir Akaryakıt Alım Sözleşmesinin imzalandığını, buna göre davalının akaryakıt ihtiyacının davacıdan karşılayacağını, davacının da pompa fiyatı üzerinden %3 iskonto sağlamayı, ayrıca sözleşmenin 5 yıllık olduğu da dikkate alınarak KDV dahil 300.000.-TL prim ödemeyi, bu primi aylık kesilecek cari hesap faturalarından eşit şekilde düşmeyi taahhüt ettiklerini, yine davalı şirketin cari hesap borcunun sözleşmede öngörülen bir diğer miktar üzerine çıkması durumunda satıcının yasal faiz oranı nispetinde cari hesap alacağına ilave faiz faturası keseceğinin öngörüldüğünü, davalı şirketin yüksek miktarda akaryakıt aldığını, zamanında ödeme yapmadığını, ilave faiz faturası düzenlenmek zorunda kalındığını, davacının 2015 yılı başından 2016 yılı sonuna kadar KDV dahil 478.369,71 TL vade farkı faturası kestiğini, davalı şirketin cari hesap borcunun 2.007.219,01 TL’ye ulaştığı hususunda mutabakata varıldığını, davalı şirketin tüm sahip olduğu araçlarla halk otobüsü işletme hakkını Belediye’ye devretmek istediğinin, bu sayede 5 yıl süreli sözleşmenin fiilen ortadan kaldırılmak üzere olunduğunun haricen öğrenildiğini, sözleşmenin 5 yıl süre ile yürürlükte kalacağı inancıyla davalı şirkete ödenen 300.000.-TL’den 31.12.2016 tarihine kadar olan dönem için hesaplanan miktarın mahsubu ile sebepsiz kalan 211.820.- TL’nin iadesi için KDV dahil 249.947,60 TL bedelli faturanın 05.01.2017 tarihinde düzenlenip davalıya tebliğ edildiğini, davalının sahip olduğu araçlardan 15 adedini satıp diğerlerini de satmak üzere olduğunu, prim iade faturasını da ihtiva eden ve 3.139.351,70 TL’ye ulaşan cari hesap bakiyesinin tahsili için Balıkesir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/187 Esas sayılı dosyası ile davalı şirket ve müteselsil kefil diğer davalılar aleyhine başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu, cari hesap bakiyesinin akaryakıt satışlarından kaynaklanan satış faturalarından, sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen 250.000 Litrenin pompa satış fiyatını aştığı için düzenlenen ilave faiz faturası alacağından ve prim iade kalemlerinden oluştuğunu, bedelin likit olup her iki tarafın ticari defterlerine kaydedildiğini ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, kefalet sözleşmesinin geçerlilik ve kefillere doğrudan başvurulması için TBK’da aranan şartları taşımadığını, davacının, gerçek kişi müvekkillerini icra kefili olarak gösterdiğini, bu yönde usulüne uygun bir sözleşmenin de bulunmadığını, 23.06.2008 tarihli sözleşmede gerçek kişi davalıların imzalarının olmadığını, 17.12.2015 tarihli sözleşmede ise eski borçlardan sorumluluğa ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediğini, akaryakıt bedellerinin eksiksiz ödendiğini, cari hesap alacağına dayanak tutulan fatura konusu akaryakıtın müvekkiline teslim edilmediğini, vade farkı faturası kesilemeyeceğini, sözleşmedeki hiçbir şartın müvekkilince ihlal edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre, imzalanan Akaryakıt Alım Satım Sözleşmeleri gereğince taraflar arasında akaryakıt alım satımı ve borç-alacak ilişkisine dayalı ticari ve cari hesap ilişkisinin bulunduğu, davacının davalı şirket adına bu sözleşme şartlarına uygun düzenlediği faturaların, satış olarak ticari defterlerine usulüne uygun şekilde kayıt edildiği, 05.01.2017 tarihli KDV dahil 249.947,60 TL bedelli sözleşme gereği ödenen primin iadesi açıklamalı fatura haricinde, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen tüm fatura kayıtlarının ve davalı şirket tarafından davacı şirkete yapılan tüm ödeme kayıtlarının birbirini teyit ettiği, davacı kayıtlarına göre icra takip tarihi itibarıyla, davalı şirketten bakiye 3.139.351,71 TL alacaklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların takibe itirazlarının iptaline, takibin devamına, asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Tüm davalılar vekili istinaf yoluna başvurduğu gibi davalılardan ... vekili, ayrıca istinaf yoluna başvurmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2019 tarihli ek kararı ile süresi içinde harç ve masrafları tamamlanmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf talebi reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ...’ın istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; davacı ile davalı şirket arasındaki 17.12.2015 tarihli akaryakıt alım satımına ilişkin sözleşmeyi davalı ... ile diğer davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu olarak imzaladıkları, sözleşmede kefillerin sorumlu oldukları azami miktarların gösterilmediği, kefillerin şirket ortağı olmaları halinde dahi sorumlu oldukları miktarı, yükümlülük altına girdiği kefalet sözleşmesini, kendi el yazısı ile yazmaları gerektiği, TBK’nın 583. maddesinin “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefaletin tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır.” şeklinde düzenlendiği, anılan madde hükmünde belirtilen hususların kefillerin el yazısı ile yazılmamış olması sebebiyle doğmamış kefaletin geçerli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf talebinin esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davacının davalı ... aleyhine açtığı davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, takdir olunan vekalet ücretinin HMK’nın 330. maddesi uyarınca davacıdan alınarak davalıya verilmesi gerekirken davalı vekiline ödenmesine karar verilmesinin mahallinde her zaman düzeltilebilecek maddi hataya dayalı olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 02/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.