Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/15292 E. 2013/14571 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/15292
Karar No
2013/14571
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 37. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.07.2012 tarih ve 2011/49-2012/178 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin keşidecisi olduğu 19.05.2006 keşide, 31.12.2007 vade tarihli 3.000.000.00 USD bedelli bononun ciro yolu ile davalı bankanın eline geçtikten sonra müvekkillerine ibraz edilmeden usulsüz olarak protesto ettirilerek haksız şekilde alınan ihtiyati haciz kararının uygulandığını, anılan bononun davalı elinde olduğu öğrenildikten sonra, müvekkillerince bono bedelinin davalıya ödendiğini, ayrıca davalının talebi üzerine ve bononun geri alınabilmesi amacıyla 17.506.80 USD temerrüt faizi, 140.00 TL ihtiyati haciz ve vekalet ücreti, 335.00 TL ve 2.662,40 TL teminat mektubu komisyon masrafı olarak toplam 23.852.00 TL’nin de ödenmek zorunda kalındığını, İstanbul pazarında herkesçe bilinir olan müvekkilleri hakkında yeterli bir araştırma yapılmayarak müvekkillerinin ticari onur ve saygınlıklarının zedelendiğini ileri sürerek, haksız yere tahsil edilen 23.852,00 TL'nin iadesi ile 100.000.00 TL manevi tazminatın avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacılarca müvekkiline rehin cirosu ile tevdi edilen ve vadesinde ödenmeyerek protesto olunan dava konusu bononun usulünce ihbar edilerek, protesto ettirildiğini, ödenmeyen bono hamilince, TTK’nın 637. maddesi hükmüne göre faiz protestosu ve ihbarname masrafları ile diğer masrafların talep edilebileceğini, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, taraflar arasında imzalanan protokol gereği ödeme sonrasında tarafların birbirlerinden herhangi bir hak ve talepte bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 20.01.2008 tarihli "Protokol" içeriğinde belirlenen miktarda paranın ödenmesi ile senet borcunun bitmiş olacağının kararlaştırıldığı, bunun ibralaşma olduğu, davacı tarafça imzası inkar edilmeyen bu sulh ve ibra sözleşmesinden sonra davacının maddi tazminata ilişkin talebinin kabulüne imkan bulunmadığı; manevi tazminata ilişkin talep bakımından ise senedin tahsiline yönelik işlemlerdeki usule aykırılığın giderilmesi için icra müdürlükleri, icra mahkemesi ya da diğer hukuk mahkemelerinde dilekçe vermek veya dava açmak sureti ile hak aranması mümkün olup, davacı şirket, piyasadaki ticari itibarının sarsıldığını, senetleri ve çekleri bakımından problem çıktığını, yeni çek karnesi verilmediğini, müşterileri nezdinde itibarının sarsıldığını, kredi alamadığını ve satışlarında azalma olduğu ve müşteri kaybettiği yönünde manevi zarara uğradığını ispat edecek ve manevi tazminata hükmedilmesini haklı kılacak nitelikte bir delil sunamadığı gibi, davacı vekilince kesin süre içerisinde müvekkillerinden ...'in adresinin bildirilmediği, diğer müvekkiline ait olduğu belirtilen adresin ise doğru olmadığı, davacılar vekilince delil eksikliği tamamlanamadığından, davacılar hakkında araştırma yapılamadığı, bu nedenle davacıların manevi tazminat talebine ilişkin istemlerinden sarfı nazar etmiş sayıldığı, manevi zararın istenebileceği yönündeki bilirkişi görüşüne itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, bonoya dayalı haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece 29.01.2008 tarihli “Protokol” gereğince tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. İhtiyati haciz isteyebilmek için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257/1. maddesine göre, alacağın muaccel olması ve rehinle temin edilmemiş olması yeterlidir. Hamilin, bonoyu tanzim edene yani keşideciye ve onun lehine aval verene karşı ihtiyati haciz isteyebilmesi için, bononun vadesinin gelmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca ödememe protestosu çekmesi ve bu protestoyu bono ile birlikte ihtiyati haciz talebine eklemesi gerekmemektedir. Çünkü, yetkili hamil bu kişilere karşı doğrudan doğruya talep hakkına sahiptir (Bkz. Prof. Dr. B. Kuru, İcra ve İflas Hukuku, İstanbul, 1993, sh. 2500. Ayrıca, Bkz. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2.bası, 1997, sh.772). 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 691/1. maddesine göre, bir bonoyu tanzim eden kimse, tıpkı poliçeyi kabul eden gibi sorumludur. Bonoyu tanzim eden, tıpkı poliçede senedi kabul eden muhatap gibi sorumlu olduğuna göre, başka anlatımla, poliçeyi kabul eden muhatap, hamile karşı sebepsiz iktisap dolayısıyla borçlu kalabildiğine göre, onunla aynı durumda olan bono keşidecisinin de hamile karşı aynı nedenle sorumlu olması gerekir. (Bkz. Yaşar Karayalçın, Ticari Senetler, 4. Bası, Ankara, 1970, Sh 348) Ayrıca, bonoya tatbik olunacak hükümleri düzenleyen TTK’nın 690. maddesinin yaptığı atıf gereği aynı yasanın 620. maddesi uyarınca ödeme için ibraz edilmesi gereken bir bononun ibraz edilmemesi halinde borçlunun TTK’nın 624. maddesine göre bono bedelini notere tevdi etme hakkı da bulunmaktadır. Bu nedenlerle, alacaklının bono borçlularına gidebilmesi için önceden protesto düzenlemesine gerek bulunmamaktadır. Bu durumda, somut olayda davalı Banka'nın takip yapma hakkı bulunduğundan, mahkemece bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ise de, sonucu itibariyle doğru görülen kararın açıklanan değişik bu gerekçe ile onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın açıklanan değişik bu gerekçeyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15292, K. 2013/14571, T. 10.07.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2012-15292-e-2013-14571-k-4cbd3f3fab10