Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/3376 E. 2011/1841 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/3376
- Karar No
- 2011/1841
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.12.2008 tarih ve 2008/186 - 2008/596 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 21.1.1977 tarihinde Bursa Ticaret siciline kaydedildiğini ve bu tarihten beri kesintisiz olarak ilgili sektörde faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalının da 11.6.2003 tarihinde Bursa ticaret siciline kayıtla faaliyete geçtiğini, müvekkilinin aynı zamanda 2004/22117 ve 186814 nolu 06, 07, 08, 17, 19, 24, 25, 26, 35, 37, 40 ve 43. sınıflarda tescilli “KÖRÜSTAN” ibareli 2 markanın da sahibi olduğu, davalının müvekkilini ticaret unvanında yer alan ve markasına konu olan “KÖRÜSTAN” ibaresini ticaret unvanında kullanmak suretiyle iltibas yarattığını, bu durumun TTK'nun 57. maddesi gereğince haksız rekabet teşkil ettiğini, aynı zamanda müvekkilinin markasına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek davalının ticaret unvanında yer alan “KÖRÜSTAN” ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, davalının haksız rekabetinin tespiti ile bunun sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı şirketin aile şirketi olarak faaliyetine devam etmekte iken Müvekkili şirketin kurucu ortaklarından ....., .... ve ....’ın 2003 yılında davacı şirketten ayrıldıklarını, adı geçenlerin iki yeni ayrı şirket kurarak ticari faaliyetlerine devam ettiklerini, müvekkilinin ticaret unvanında “makine-metal”, davacının ticaret unvanında “Bursa saç pres” ibarelerinin ayırt edici ilaveler olduğunu, bu nedenle iltibastan söz edilemeyeceğini, davacının müvekkili şirketin kuruluşundan itibaren hukuki varlığından haberdar olmasına rağmen dava tarihine kadar ses çıkarmadığını, taraflar arasında ticari ilişkilerin gerçekleştiğini, ödemeler yapıldığını, hatta makine mühendisleri odasının 2007 yılı ajandasında tarafların reklamlarının aynı sayfada alt alta çıktığını, davacının uzun süre sessiz kalması nedeniyle dava hakkının kayba uğradığını, müvekkilinin “KÖRÜSTAN” ibaresini ticaret unvanında kullanmakla birlikte üretilen mal ve hizmetlerde marka olarak kullanmadığını, şirketin kuruluşundan beri üretilen mal ve hizmetlerde “PEMA MAGNET” markasının kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren uzun süre sessiz kalması nedeniyle davalının ticaret unvanındaki vurgu sözcüğünün silinmesini istemesi TMK'nun 2. maddesine aykırı bulunduğu, davalının ticaret unvanı usulüne uygun bir şekilde ticaret siciline tescil edilmiş olup kayıt iptal edilmeden varlığı süresince davalının ticaret sicilinde yazılı bulunan unvanını kullanması TTK'nun 57. madesinde öngörülen şekilde haksız rekabette teşkil etmediği, dava dilekçesinde, davacı, davalının arkasına tecavüz ettiği iddiasında bulunmakla birlikte dilekçe içeriğinden davacının 556 sayılı KHK'nin 61.maddesi dayalı markaya tecavüzün önlenmesine ilişkin açık bir talebinin olmadığı, kaldı ki, davalının “KÖRÜSTAN” ibaresini 556 sayılı KHK'nin 9.maddesi öngörüldüğü şekilde markasal anlamda kullandığı hususunun da davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle "KÖRÜSTAN" ibaresinin terkini ve haksız rekabetin tesbit ve önlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.