Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2025/482 E. 2025/10800 K. – Mühür Bozma
Konu: Mühür Bozma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/482
- Karar No
- 2025/10800
- Karar Tarihi
- Konu
- Mühür Bozma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/623 E., 2023/432 K. SUÇ : Mühür bozma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.06.2023 tarihli ve 2022/623 Esas, 2023/432 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/3232 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9648 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9648 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Mühür bozma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 203/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/06/2014 tarihli ve 2013/748 esas, 2014/412 sayılı kararının itiraz edilmeden 04/09/2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 18/08/2015 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanması ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 203/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/06/2023 tarihli ve 2022/623 esas, 2023/432 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan mühür bozma suçunun 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine, anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince ise 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, somut olayda suç tarihinin 22/07/2013, savunmasının alındığı tarihin 11/03/2014 olduğu ve sanık hakkında verilen 26/06/2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 04/09/2014 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 18/08/2015 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince 04/09/2014 ile 18/08/2015 tarihleri arasındaki 11 ay 14 günlük sürede dava zamanaşımı süresinin duracağı, denetim süresinde işlenen suçun tarihi olan 04/09/2014 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, sanığın savunmasının alındığı tarih olan 11/03/2014 ile hükmün açıklandığı 05/06/2023 tarihine kadarki 9 yıl 2 ay 24 günlük süreden 11 ay 14 günlük durma süresi mahsup edildiğinde, olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu nazara alınarak davanın düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 203 üncü maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.06.2014 tarihli ve 2013/748 Esas, 2014/412 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının kesinleştiği 04.09.2014 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlenen kasıtlı suçun suç tarihi olan 25.03.2018 tarihi arasında zamanaşımının durduğu ve durma süresi de dikkate alındığında, hükmün açıklandığı 05.06.2023 tarihine kadar olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmediği, her ne kadar kanun yararına bozma isteminde ikinci suçun suç tarihi 18.08.2015 olarak belirtilmiş ise de; ihbar eden Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.07.2020 tarihli ve 2019/49 Esas, 2020/382 Karar sayılı kararı incelendiğinde, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 18.08.2015 olarak yanlış yazıldığının görüldüğü ve istinaf incelemesi yapan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 30.03.2022 tarihli ve 2020/1671 Esas, 2022/591 Karar sayılı kararında da, "....zincirleme şekilde Cumhurbaşkanına hakaret suçunda suç tarihinin, suç teşkil eden son paylaşımın gerçekleştiği tarih olduğu, somut olayımızda; suç teşkil ettiği kabul edilen son paylaşımın 25/03/2018 tarihinde yapıldığı gözetilmeden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin iddianame ve diğer tutanaklarda belirlenenlerden farklı bir tarih olarak yazıldığı, maddi hata niteliğinde olmakla birlikte hükmün infazında tereddüte neden olabileceği düşünüldüğünden; gerekçeli karar başlığında "18/08/2015" olarak yazılan suç tarihinin "25/03/2018" olarak değiştirilmesi suretiyle, istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun CMK'nın 280/1-a madde, fıkra ve bendi gereğince esastan reddine,..." denildiğinin anlaşılması karşısında; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.09.2025 tarihinde karar verildi.