Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2024/6398 E. 2025/7187 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2024/6398
Karar No
2025/7187
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/505 Değişik iş SUÇ : Sahte fatura düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 12.03.2024 tarihli ve 2024/58015 Soruşturma, 2024/21158 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2024 tarihli ve 2024/174 iddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair merci İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.03.2024 tarihli ve 2024/505 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 29.03.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.10.2024 tarihli ve 2024/18326 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2024 tarihli ve KYB-2024/108131 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2024 tarihli ve KYB-2024/108131 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Adı geçen şüpheli hakkında tanzim edilen iddianemenin, İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2024 tarihli kararında yer alan "...CMK'nın 170/3-i maddesi gereğince suç tarihinin iddianamede açıkça gösterilmesi zorunlu olup, suç tarihlerinin yanlış yazıldığı, Defter ve belge ibraz etmeme suçu yönünden şüpheliye hangi tarihte ne şekilde tebligat yapıldığının açıklanarak suç tarihinin belirlenmesi gerektiği, Dosyada bulunan Vergi Suçu Raporunda şüpheliye defter ve belge isteme yazısının 03/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmişse de bu tarihte tebligat yapıldığına dair tebligat mazbatası bulunmadığı, farklı tarihlerde yapılan tebligatlara dair mazbatalar bulunduğu, hangi tebligatın suç unsuru olarak kabul edileceğinin açıklanması gerektiği, Şüpheli savunmasında faturaları kendisinin düzenlemediğini, iş yerinin faaliyetleri için şirketin kuruluşu sırasında Kadir isimli şahısa ait vekaletname verdiğini beyan ettiğinden ilgili Noterlikten vekaletnamesinin araştırılarak tespiti halinde vekil tayin edilen şahsın beyanı alınarak sonucuna göre işlem yapılması gerektiği, Karşıt şirketlerle ilgili vergi inceleme raporları ve açılmış ceza davalarının tespiti gerektiği, .." şeklinde gerekçe ile iadesine karar verildiği anlaşılmış ise de; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında yer alan , "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklindeki, Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmında yer alan ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklindeki açıklamalar nazara alındığında; Şüpheli hakkında sahte belge düzenlemek, defter ve belgeleri yasal süresinde ibraz etmemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davasına ilişkin soruşturma dosyasında, İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 15/01/2024 tarihli vergi suçu raporunun, 23/01/2024 tarihli mütalaa formunun bulunduğu, olaya ilişkin yeterli anlatımın yapıldığı, eksik olduğu düşünülen hususların yargılamanın her aşamasında mahkemesince giderilebileceği, iade kararında sayılan gerekçelerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi nedenleri arasında bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 170 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174 üncü maddesinin birinci fıkrası; “(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, ...“ İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. Şeklinde düzenlenmiştir. 3. İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2024 tarihli ve 2024/174 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile kanun yararına bozma istemindeki gerekçeler doğrultusunda, suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlendiği belirtilen iddianamenin iadesine karar verilmiştir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda Mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında 2022 takvim yılında sahte fatura düzenleme ve 24.02.2023 tarihli isteme yazısının 03.03.2023 tarihinde tebliğine rağmen ibraz edilmemesi suretiyle defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçlarının işlendiği yönünde vergi tekniği raporu ve vergi suçu raporu düzenlendiği, dosya içerisinde dava şartı olan olan mütalaanın yer aldığı, defter ve belge isteme yazısına ilişkin tebligat parçasına dosya içerisinde rastlanmadığı, bununla birlikte, şüpheli ...'in alınan ifadesinde; şirketin kendi üzerine kurulduğunu, defter ve belge isteme yazısına ilişkin tebligatın geldiğini fakat defter ve belgelerin kendisinde bulunmadığı için ibraz etmesinin mümkün olmadığını söylediği, şüpheli her ne kadar şirketin Kadir isimli kişi tarafından işletildiğini beyan etse de, 15.01.2024 tarihli ve 2024-2014-2-.../6 sayılı vergi tekniği raporu ile eklerinin incelenmesinde; ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numaralı mükellefi .. .. .. nezdinde tanzim olunan karşıt tespit tutanağında, mükellef vekili .. ...'nın, "...firma yetkilisi ... ile muhatap olduk..." şeklinde beyanda bulunduğunun belirtilmesi karşısında, dosya içeriğine göre bu aşamada şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin 5271 sayılı Kanun‘un 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.03.2024 tarihli ve 2024/505 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/6398, K. 2025/7187, T. 16.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2024-6398-e-2025-7187-k-0986ae204614