Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2024/4340 E. 2024/13970 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/4340
- Karar No
- 2024/13970
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2605 E., 2024/2049 K. SUÇ : Dini inanç ve duygularının istismarı suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinin temyiz nedenlerini içerdiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve sanıklar müdafiilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Fethiye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2023 tarihli ve 2023/29 Esas, 2023/686 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dini inanç ve duygularının istismarı suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-a, 43/1, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 6'şar yıl 3'er ay hapis ve 57.000,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 03.05.2024 tarihli ve 2024/2605 Esas, 2024/2049 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemi Sanıkların katılana yönelik hileli hareketlerinin olmadığına, bu nedenle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, ayrıca eksik inceleme ile kararlar verildiğine, verilen cezaların fazla olduğuna, ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Katılanın, 2019 yılında Ali Güngör'ün ve ailesinin bir doktor tarafından tedavi edildiğini öğrendiği bunun üzerine Ali Güngör ile görüşüp doktor ile görüşmek istediğini belirttiği, 2019 Eylül ayı içerisinde ..., Ali Güngör ve ...'nun asistanı ...'in katılanın evine geldikleri ve görüştükleri, sanık ...'nin katılan ve ailesinde rahatsızlıklar bulunduğunu söyleyerek 365.000,00 TL istediği, bunun üzerine katılanın sanık ...'nin oğlu ve kızının hesapları ile sanık ...'nin kardeşinin hesabına 300.000,00 TL gönderdiği ayrıca sanık ...'nin beğendiği 65.000 TL değerindeki Hyundai i20 marka aracı aldığı, bunun karşılığında sanıkların 5 litrelik bidonlar içerisinde bazı karışımlar gönderdikleri, ilerleyen günlerde katılanın sanık ... ile Fethiye'de hastane açmak için görüşmeler yaptıkları, sanık ...'nin cihaz gerekli olduğunu ve 2.350.000,00 TL para gerektiğini söylediği, bunun üzerine katılanın 250.000,00 TL bedelli çeki sanık ...'ye verdiği, 1.100.000 ve 1.000.000 TL'lik çekleri de Ali'nin isteği üzerine temyiz dışı sanık ...'ün lehine düzenlediği ancak herhangi bir cihaz alımının olmadığı, daha sonra sanığın dolandırıldığını anladığı ve 250.000 TL'lik çekin tahsilinden sonra diğer iki çekin ödemesini durdurduğu bu sebeple 615.000 TL dolandırıldığı iddia ve kabul edilen somut olayda, katılanın soruşturma aşamasında alınan 12.07.2020 tarihli beyanında sanık ...'nin kendisini beyin cerrahı olarak tanıttığını, küçük yaşlarda Musevi bir aileye verildiğini, Londra'da doktorluk yaptığını söylediğini belirtmesi, 30.10.2020 tarihli beyanında da kendisine yönelik "doğaüstü güçleri olduğu ve geleceği gördüğüne dair" beyanlarının olmadığını söylemesi karşısında sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen ve uzlaşma kapsamında kalan "basit dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek hüküm kurulması, 2. Kabule göre de; 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle sanıkların savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 03.05.2024 tarihli ve 2024/2605 Esas, 2024/2049 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Fethiye 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2024 tarihinde karar veril