Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2024/4064 E. 2025/4730 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/4064
- Karar No
- 2025/4730
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında, İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2021 tarihli ve 2018/415 Esas, 2021/707 Karar sayılı kararı ile "2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme" suçundan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359/b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, hükümlünün istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 26.10.2021 tarihli ve 2021/3243 Esas, 2021/3269 Karar sayılı esastan ret kararıyla kesinleşmesini müteakip, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Daire Kanun'un (7394 sayılı Kanun) 4, 5 ve 6. maddeleri ile 213 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler nedeniyle uyarlama yapılması talebinde bulunması üzerine, aynı Mahkemenin 22.06.2023 tarihli ve 2023/263 Esas, 2023/958 Karar sayılı kararıyla önceki mahkûmiyet hükümleri ortadan kaldırılarak hükümlünün, 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca neticeten 5 yıl 18 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararına yönelik hükümlü müdafinin itirazın reddine ilişkin, mercii İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2023/1383 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 19.10.2023’te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309/1. maddesi uyarınca, 05.06.2024 tarihli ve 2024/10477 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB-2024/66428 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB-2024/66428 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2015/35186 esas, 2016/14377 karar sayılı ilâmında yer alan, "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarih ve 2006/4-227 esas, 2006/228 karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, esasen olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş ve hesap hatalarının "maddi yanılgı" veya "yazım hatası" olarak değerlendirilebileceği ve bu yanılgıların herhangi bir yöntem ve zaman sınırlamasına bağlı olmadan, bizzat bu hatayı yapan merci tarafından, kendiliğinden veya bir kanun yolu başvurusu üzerine verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebileceği, yargılama araçlarının belirli biçimde takdir edilmelerinden kaynaklanan değerlendirme hatalarının ise hukuki yanılgı olup, hukuki yanılgıların ancak başka bir mercii tarafından ve kanun yolu başvurusu üzerine düzeltilebileceği, somut olayda mahkemece 22.01.2014 tarihli kısa kararda 6136 sayılı Kanun'un 15/4. maddesi uyarınca alt sınırdan ceza tayin edildiği belirtilmesine rağmen öngörülen hapis cezasının alt sınırının 1 ay hapis cezası olduğu gözetilmeden 3 ay hapis cezasına hükmedildiği, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin tatbiki ile de sonuç ceza olarak 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmolunduğu, gerekçeli kararın yazımı sırasında da mahkemenin kısa kararda yaptığı hatanın farkına vardığı ve cezanın alt sınırdan takdir edilirken maddi hata ile 1 ay hapis cezası yerine 3 ay olarak belirlendiği gerekçesiyle 30.01.2014 tarihli tavzih kararı ile hükmü düzeltmeye çalıştığı anlaşılmış ise de, mahkemece 22.01.2014 tarihli kısa kararda yukarıda ayrıntıları belirtilen hatanın yapıldığı, bu hata "maddi yanılgı" ya da "yazım hatası" olarak değerlendirilip tavzih yoluyla düzeltilemeyeceğinden....BOZULMASINA" şeklindeki açıklamalara nazara alındığında; somut olayda, uyarlama yargılamasına ilişkin sanığın 5 yıl 18 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2023 tarihli ek kararını takiben sanığın 5 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair anılan Mahkemenin 09/11/2023 tarihli ve 2023/263 esas, 2023/958 sayılı ek kararının maddi yanılgı ya da yazım hatası olarak değerlendirilerek, tavzih olarak nitelendirilemeyeceği cihetle, anılan kararın hukuki değerden yoksun olduğu gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, mahkemesince sanık hakkında 213 sayılı Kanun'un 359/b maddesi gereğince belirlenen 4 yıl 3 ay hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi gereğince artırılması sonucunda 6 yıl 8 ay 3 gün hapis cezası yerine, 7 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verilmesini takiben, 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesinin uygulanması sonucunda 5 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası yerine, 5 yıl 18 ay 22 gün hapis cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmediği cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Suç tarihinde yürürlükte bulunan, 213 sayılı Kanun'un "Kaçakçılık suçları ve cezaları" başlıklı 359/b. maddesi; "b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir." Şeklinde düzenlenmiştir. 2. 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359/son maddesinden önce gelmek üzere; “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” cümlesinin eklendiği ve 7394 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 213 sayılı Kanun'a eklenen geçici 34. maddesinde; "Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359 uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir. 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemelerde yer alan zincirleme suça ilişkin koşulların belirlenmesi, duruşma açılmak suretiyle yapılır.” Hükümlerinin yer aldığı anlaşılmıştır. 3. Bu kapsamda dava dosyası değerlendirildiğinde, İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2023 tarihli ve 2023/263 Esas, 2023/958 Karar sayılı ek kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; hükümlü hakkında 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik olarak, 7394 sayılı Kanun uyarınca yapılan uyarlama yargılaması neticesinde, 213 sayılı Kanun'un 359/b. maddesi uyarınca tayin olunan "4 yıl 3 ay" hapis cezasından, zincirleme suç hükümleri uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi gereğince 4/7 artırım yapılarak "6 yıl 8 ay 3 gün hapis cezası" yerine "7 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına", devamında, geçmişteki iyi hali lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten "5 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına" karar verilmesi gerekirken, sonuç cezanın "5 yıl 18 ay 22 gün hapis cezası" olarak fazla tayin edildiği gözetilerek, uyarlama ilişkin karara karşı yapılan itirazın bu gerekçeyle kabulü yerine reddine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2023/1383 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi.