Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/5490 E. 2024/10412 K. – Özel Belgede
Konu: Özel Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/5490
- Karar No
- 2024/10412
- Karar Tarihi
- Konu
- Özel Belgede Sahtecilik
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/1182 Değişik iş SUÇ : Özel belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2023 tarihli ve 2022/77059 Soruşturma, 2023/2460 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.02.2023 tarihli ve 2023/1182 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 23.02.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11.09.2023 tarihli ve 2023/18434 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/100618 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/100618 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, şüpheli ...'in yetkilisi olduğu Medicel Ltd. Şti adına müşteki ile ... .... (yeni adresi; Mimaroba Mah. .... Büyükçekmece) İstanbul adresindeki taşınmazın kiralanması hususunda 01/07/2017 tarihinde kira sözleşmesi akdetmelerini müteakip 10/08/2017 tarihinde ek protokol düzenleyerek, "kiralanan yerin bir bölümünü veya bölümlerini başka kişi veya tüzel kişiliklere tıbbi ve medikal malzeme satışı, optisyenlik müessesesi, ağız ve diş sağlığı polikliniği, estetik, tıbbi lazer epilasyon, psikolog veya psikyatri, göz polikliniği alternatif tıp alanları(geleneksel tıp) olarak kiraya verebilir." şeklinde anlaşmaya vardıkları, geçen süreç içerisinde müştekinin ilgili taşınmaza ait İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu tahliye davasında, kiralanan yerin alt kiracıya verildiğini ve sözleşme dışı kullanıldığının tespiti üzerine şüpheli ... tarafından müştekinin imzalamadığı ve sahteliği iddia olunan bila tarihli alt kira sözleşmesinin ibraz edilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan başvuruyla yürütülen soruşturmada neticesinde, müştekinin iddiasının hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, soruşturma dosyası içinde yer alan suça konu kira sözleşmesi suretinin incelenmesinde, kiraya verenin müşteki ... kiracısının şüpheli ...'ın yetkilisi görünen Medicel Ltd. Şti olduğu, yürütülen soruşturmada suça konu kira sözleşmesi suretinde imzası bulunan şüpheli ...'ın ve imzası bulunmayan alt kiracı şüpheli ...'ün beyanın alınmadığı ve kira sözleşmesi aslının teminine yönelik herhangi bir araştırma yapılmadığının anlaşılması karşısında, şüpheliler ve müşteki arasında İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/1669 esas sayılı dosyasında görülen tahliyeye ilişkin dava dosyasının getirtilerek, şüpheliler ... ve ...'ün beyanlarının alınıp, suça konu kira sözleşmesi aslının temini için gerekli araştırmanın yapılması ve sözleşme aslının temini sağlandıktan sonra dosya arasında bulunan müşteki ve şüphelilere ait imza örneklerinin kriminal açıdan imza incelemesine gönderilmesi, bu suretle tanık ve toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Medicell Ltd.Şti.'nin yetkilisi olan şüphelilerden ... ile şikâyetçi arasında kira sözleşmesi düzenlendiğinin, 10.08.2017 tarihli ek protokol ile kiracının kiraladığı yeri belli alanlarda faaliyet gösteren kişilere alt kiraya verebileceğinin belirtildiğinin, buna karşın, taşınmazın ek protokole aykırı olarak alt kiraya verildiğinin tespiti üzerine, şikâyetçi tarafından tahliye davası açıldığının, görülmekte olan bu davada, alt kiracı olan diğer şüpheli ... tarafından, taşınmazın farklı iş kollarında faaliyet gösteren kişilere de kiraya verilebileceğine dair protokol başlıklı bir belge sunduğunun, bu belgenin sahte olup belgede bulunan imzanın şikâyetçiye ait olmadığının iddia edilmesi karşısında; şüphelilerin ifadelerine başvurulması, İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/1669 Esas sayılı dava dosyasının getirtilerek incelenmesi, onaylı suretinin dosya arasına alınması, suça konu belge aslının dosyaya celbi ile imzanın şikâyetçi ya da şüphelilere ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; “...müştekinin iddiasının hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, adli yönden soruşturma konusu yapılabilecek suç ve suç unsuru bulunmadığı, müştekinin yetkili ve görevli hukuk mahkemesinde dava açabileceği..“ şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bakırköy 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.02.2023 tarihli ve 2023/1182 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2024 tarihinde karar verildi.