Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/40578 E. 2025/4602 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/40578
Karar No
2025/4602
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/149 E., 2020/1065 K. SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerininkooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı; sanık müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ 1. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2019/184 Esas, 2019/626 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-h, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 6 ay hapis cezası ve 80.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 22.06.2020 tarihli ve 2020/149 Esas, 2020/1065 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin, istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; suç vasfına, fazla ceza tayin edildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.“ hükmü, aynı Kanun'un 11. maddesinde“ Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır ibaresi, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir '' ve 15. maddesinde “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır“ düzenlemesi bulunmaktadır. 5237 sayılı Kanun'un 158/1-h maddesinde yer alan suçun oluşabilmesi için ise, öncelikle failin yukarıda açıklandığı şekilde tacir olması veya bir şirketin olması, failin ise o şirketin yöneticisi veya şirket adına hareket etmeye yetkili temsilcisi, şirket müdürü olması ve suçun, söz konusu kişilerin ticari faaliyetleri sırasında ve yine bu faaliyetle ilgili olarak üçüncü kişilere karşı işlenmesinin gerektiği nazara alındığında, sanığa yüklenen suçun vasfı yönünden, satıcı firma olarak sözleşmede ismi geçen ... Yapı ve İnşaat firmasının araştırılarak ticaret siciline kayıtlı firma olup olmadığı, sanığın bu firmayı temsil ve ilzama yetkili bulunup bulunmadığı, suçun adı geçen firmanın faaliyet alanı kapsamında işlenip işlenilmediğinin araştırılmasından sonra sanığın eyleminin, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olduğu dolandırıcılık kapsamında kalıp kalmadığının karar yerinde tartışılması, kalmadığının kabulü durumunda 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d maddesinde yer alan tapu müdürlüğünün aracı kılındığı göz önünde bulundurularak, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun TCK'nın 158/1-d ve h bentlerine aykırılık mı yoksa sadece 158/1-d nin ihlalimi olup olmadığının tartışılması suretiyle tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/40578, K. 2025/4602, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-40578-e-2025-4602-k-a14c6b3ca80b