Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/39476 E. 2025/1832 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/39476
Karar No
2025/1832
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Düzeltilerek esastan ret Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.07.2018 tarihli ve 2015/106 Esas, 2018/433 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı TCK'nin 204/1-3 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin ilam başlığında tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun sair itirazların reddi ile belirlenen temel cezanın 5237 sayılı TCK'nin 204/3. maddesi gereğince yarı oranında arttırıldıktan sonra sonuç cezanın 4 yıl 15 ay olarak belirlenmesi gerekirken 5 yıl 3 ay olarak fazla ceza tayin edilmesi sebebiyle hüküm fıkrasındaki bu hatanın düzeltilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyizi; müvekkilinin beraat etmesi gerekirken eksik araştırma ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanık ...'in, kardeşi olan mağdurun kimliğine kendi fotoğrafını yapıştırarak elde ettiği sahte nüfus cüzdanıyla 16.11.2011 tarihinde Aliağa 2. Noterliğine müracaat edip temyiz dışı sanık ...'e mağdur adına kayıtlı taşınmazın satış yetkisini de içeren vekaletname tanzim ettirdiği, bu vekaletname ile de 21.11.2011 tarihinde mağdur adına kayıtlı taşınmazı sanık ...'in temyiz dışı sanık ...'e sattığı, sanık ...'ın da 13.12.2011 tarihinde diğer temyiz dışı sanık ...'a sattığı iddiasıyla sanık hakkında kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle 16.02.2015 tarihli iddianame ile kamu davası açılmıştır. UYAP'tan elde edilen bilgilere göre sanık ...'in 18.01.2012 tarihinde mağdurun kimliğine kendi fotoğrafı yapıştırarak elde ettiği sahte kimliği bu kez mağdurun hesabından Menemen İlçesi Akbank şubesinden para çekmek üzere kullanması nedeniyle Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2013 tarihli ve 2012/946-2013/112 sayılı dosyası ile hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan yapılan yargılama sonrası 2 yıl hapsine dair karar verildiği ve kararın Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesinin 25.05.2016 tarihli ve 2015/7665-2016/4655 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, bu iki eylem arasında hukuki kesintinin olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un "Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği de gözetilerek, sanığın 16.11.2011, 21.11.2011 ve 18.01.2012 tarihli sahtecilik eylemlerinin aynı suç işleme kararının icrası kapsamında farklı zamanlarda işlendiğinden zincirleme suç kapsamında değerlendirilerek 5237 sayılı TCK'nin 204/1-3 ve 43. Maddeleri ile cezalandırılması ile YCGK'nın 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2013 tarihli ve 2012/946- 2013/112 sayılı dosyası kesinleşen 2 yıl hapis cezasının mahsup edilmesi gerektiği halde eksik araştırma ile mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiini temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin ilam başlığında tarihi ve sayısı belirtilen kararının 5271 sayılı CMK'nin 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 307/4.maddesi gereğince ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın korunmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nin 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/39476, K. 2025/1832, T. 12.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-39476-e-2025-1832-k-a7e9c174eca1