Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/39171 E. 2024/9063 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/39171
Karar No
2024/9063
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/400 E. 2021/83 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Temyiz kapsamına göre; İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2013/168 Esas, 2014/323 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesi, 39 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 1.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2013/168 Esas, 2014/323 Karar sayılı kararının sanık ... müdafii, sanık ... ve sanık ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 11.12.2017 tarihli ve 2017/24957 Esas, 2017/26482 Karar sayılı kararı ile" sanıkların eyleminin hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi kapsamında kaldığı ve delillerin takdiri ile değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu anlaşılmış ise de; halen geçerliliğini sürdüren 10.06.1942 tarih ve 26-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.05.2000 tarih ve 111-117 sayılı, 27.12.2011 tarih ve 158-2011/296 sayılı kararlarında vurgulandığı gibi merci tayini kararları kesin nitelikte olup kanun yolu incelemesi sırasında görev hususunun tekrar değerlendirme konusu yapılamayacağı, suç tarihinde 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinin yürürlükte bulunmaması nedeniyle, eylemin sanıklar lehine olan aynı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı dikkate alınarak, sanıklara yüklenen basit dolandırıcılık suçu nedeniyle hükümlerden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini zorunluluğu" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2018/400 Esas, 2021/83 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 2.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafii süre tutum dilekçesi vermiş, gerekçeli karar tebliğ edilmiş ancak gerekçeli temyiz dilekçesi vermemiştir. B. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, aksi halin kabulü halinde dahi teşebbüs ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve suç tarihinden itibaren 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiğine ilişkindir. C. Sanık ...'in temyiz isteği; katılan ...'ın mirasçılarının şikayetçi olmadıklarına ve uzlaşma hükümlerinden faydalanmak istediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılan ...'ı arayan erkek şahsın kendisini Cumhuriyet savcısı olarak tanıttığı ve katılanın kimlik bilgilerinin dolandırıcılık suçunda kullanıldığını söyleyerek failleri yakalayabilmek için hesabında bulunan parayı sanık ...'ın hesabına göndermesini istediği, katılanın da bu hileli sözlere kanarak sanık ...'ın hesabına 18.400,00 TL havale ettiği iddia olunmuştur. 2. Sanık ...'ın parayı çektikten sonra ... PTT'sinden çıkmadan emniyet görevlileri tarafından yakalandığı ve sanık ... 'ın verdiği bilgi ve yer göstermesi ile sanık ... Karadağ ile ve haklarındaki hüküm kesinleşen temyiz dışı sanıklar ... ve ...' nin de yakalandığı anlaşılmıştır. 3. Dosya bozma sonrası Uzlaştırma Bürosu'na gönderilmiş, ancak taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır. 4. Mahkemece; eylemin sanık ... tarafından organize edildiği, bu sanığın katılanı arayan kişi yada arayan kişilerle irtibatlı olduğu, paranın çekilmesi için sanık ... aracılığıyla sanık ... ile irtibata geçtiği, sanık ...'ın da paranın çekilmesi sırasında gözcülük yaptığı, bu suretle sanıkların fikir irade ve eylem birliği içerisinde üzerilerine atılı dolandırıcılık suçunu işledikleri kabul olunarak temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre öngörülen olağan ve/veya olağanüstü zamanaşımı sürelerinin hüküm ve/veya temyiz inceleme tarihlerine kadar gerçekleşmediği, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre toplanan delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabul ve uygulamasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından sanık ... müdafii, sanık ... müdafiii ve sanık ...'in temyiz istekleri yerinde görülmemiştir. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafii, sanık ... müdafiii ve sanık ...'in yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, 3. Ancak; "Hukuki süreç" başlığı altında belirtilen bozma ilamından önce sanıklar ... ve ... hakkında 1 yıl 3 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezasına, sanık ... hakkında ise 7 ay 15 gün hapis ve 1.240,00 TL adli para cezasına hükmolunması ve bu hükümlere yönelik aleyhe temyiz bulunmaması karşısında, bozma sonrasında sanıklar hakkında 3 yıl hapis ve 2.400,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle sanıkların ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının gözetilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuş olup, bu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenle İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2018/400 Esas, 2021/83 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii, sanık ... müdafiii ve sanık ...'in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulandığı paragraftan sonra; “bozma öncesi aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanıkların kazanılmış haklarının dikkate alınması suretiyle sanıklar ... ve ...'ın 1 yıl 3 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile, sanık ...'ın ise 7 ay 15 gün hapis ve 1.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/39171, K. 2024/9063, T. 03.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-39171-e-2024-9063-k-a76a82a0ba90