Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/35750 E. 2023/6020 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/35750
- Karar No
- 2023/6020
- Karar Tarihi
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi KARAR TARİHİ: 30.12.2020
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.03.2014 tarihli ve 2011/1571 Esas, 2014/166 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 2. Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.03.2014 tarihli ve 2011/1571 Esas, 2014/166 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafında temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 19.03.2019 tarihli ve 2017/6425 Esas, 2019/2859 Karar sayılı kararı ile, sanığın işyerinden ayrılırken teslim etmesi gereken mal bedellerini teslim edip etmediğinin, etmedi ise teslim edilmeyen para miktarının ne kadar olduğunun sanıktan ve katılandan sorulması, sanığın ve tanık ...’ın, sanık tarafından çalışanlardan teminat amacıyla alınan ilk senetlerin kaybolduğunun belirtilmesi nedeniyle suç konusu senedin katılan tarafından daha önce teminat amacıyla sanığa verilen senet olup olmadığının araştırılması, ayrıca sanığa ait işyerinde çalıştığı belirtilen ..., ..., Talha Karakman, ... ve ...’ın da tanık olarak dinlenmeleri ve olay hakkındaki bilgi ve görgülerinin sorulmasından sonra sanığın eyleminin TCK’nin 211. maddesinde düzenlenen “Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik” suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.12.2020 tarihli ve 2019/342 Esas, 2020/854 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 211, 62, 53 ve 58 inci maddeleri ile uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafiinin temyiz isteği; resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığı ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığa üst sınırdan ceza verilmesi gerektiği ve 5237 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılan ... GÜLER'in suç tarihi öncesinde sanığın firmasında çalıştığı ve sonrasında işten ayrıldığı, sanığın suç tarihinde 01.09.2011 ödeme, 19.04.2010 düzenleme tarihli, alacaklısı ..., borçlusu ... olan, 20.000 TL bedelli bonoyu belirlenemeyen bir şekilde düzenleyerek veya düzenlettirerek, katılan aleyhine icra takibi başlattığı, katılanın takibe konu senetteki imzaların kendisine ait olmadığını beyan edip şikayetçi olması üzerine sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır. 2. Sanık savunmasında, suça konu senedi kendisine katılanın verdiğini, katılanın işten ayrılırken aracın içindeki malları ve mal bedellerini kendisine iade etmediğini, ayrıca aracın trafik cezalarını da ödemediğini, zararının yaklaşık 20.000,00 TL olduğunu suçsuz olduğunu beyan etmiştir. 3. Tanık ... beyanında; sanığın işe girerken tüm çalışanlardan teminat senedi aldığını, suça konu senedin de katılandan alınan teminat senedi olduğunu, sanık tarafından alınan bu teminat senetlerinin kaybolduğunu, suça konu senedin borçlu bölümündeki ... yazısı ve adresi ile imzaların katılan tarafından doldurulmuş olduğunu, katılanın işten ayrılırken teslim ettiği malların paralarını sanığa vermediğini; tanık ... ise beyanında; katılanın işten ayrılırken mal bedellerini sanığa teslim etmediğini söylemiştir. Beyanları alınan diğer tanıklar ise, katılan da dahil olmak üzere işe girerken patronları olan sanığa teminat senedi verdiklerini beyan etmişlerdir. 4. Kriminal uzmanı bilirkişiden alınan 08.12.2011 tarihli raporda; suça konu bonodaki yazılar ile borçlu imzalarının katılanın eli ürünü olmadığı, Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan 17.02.2014 tarihli raporda ise senetteki borçlu imzalarının katılanın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. 5. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, Adli Tıp Kurumu raporu dikkate alınarak sanığın savunmasına itibar edilmediği ve sanığın bir şekilde katılanın imzasını taklit ederek sahte oluşturulmuş senedi takibe koyduğu, bozma sonrası dinlenen tanık beyanlarından sanığın çalışanlarından teminat amacıyla senet aldığı, suça konu senedin de bu şekilde teminat amacıyla sanığa verilen senetlerden olduğu, teminat olarak verilen senet aslının kaybolması üzerine sanığın suçu konu senedi düzenlediği, buna göre sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği ancak sanığın üzerine atılı suçu, katılan ile aralarındaki hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsiline yönelik gerçekleştirdiği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE Suç tarihinin suça konu bononun icra takibine konulduğu tarih olan 21.09.2011 olduğu gözetilmeden gerekçeli karar başlığında 2011 olarak eksik yazılmasının mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 1. Sanık savunmaları, katılan ve tanıkların beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, suçun yasal unsurları itibarıyla oluştuğu ve sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla sanık müdafiinin; eylemin hukuki bir alacağın tahsiline yönelik gerçekleştiği ve temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir bir sebep bulunmadığı anlaşılmakla da katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından temyiz konu karar hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.12.2020 tarihli ve 2019/342 Esas, 2020/854 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.09.2023 tarihinde karar verildi.