Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/33372 E. 2024/6727 K.
Konu: Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/33372
- Karar No
- 2024/6727
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/216 E., 2016/200 K. SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2013/216 Esas, 2016/200 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında a. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f-son) bendleri, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 22000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi herhangi bir gerekçe içermemektedir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Katılan ... LTD şirket yetkilisinin şikayeti üzerine başlayan soruşturma kapsamında suça konu çalıntı olduğu anlaşılan çeklerin tanık ...'a katılan ... tarafından, katılana ise sanık tarafından verildiğinin belirlenmesi üzerine sanık hakkında çalıntı çekleri sahte kaşe ile kaşeleyip cirolayarak katılan ...'e vermesi biçimindeki eylemi nedeniyle kamu davası açılmıştır. 2. Sanığın, suça konu çekleri Turgutlu'da fırıncılık yapan ...'ın getirdiğini, katılan ... ile tanıştırdığını, ...'ın çekleri paraya çevirmek istediğini, kendisinin bir çıkarı olmadığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği, katılan ...'in çekleri yanında bir ile gelen sanığın verdiğini, kendisinin de tanık ...'a verdiğini beyan ettiği, tanık ...'ın ...'in beyanlarını doğruladığı, çekleri aldığında katılan şirket ... yetkililerini aradığında çalıntı olduğunu anladığını beyan ettiği, çekte keşideci gözüken, ciranta gözüken gerçek ve tüzel kişi yetkililerinin çeklerinin çalıntı olduğunu beyan ettikleri, çalınan çeklerle ilgili başvuruların bulunduğunun banka yazılarından anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporunda ... ciro ve imzasının katılan kurum yetkilisine ait olmadığının, sanığa ait olup olmadığı konusunda tespit yapılamadığının, keşideci imzalarının şirket yetkililerine ait olmadığının, yapılan araştırmada tanık ...'ın Turgutlu İlçesinde fırıncılık yapmadığının bildirildiği, tanığın alınan beyanında ise çekle bir ilgisinin olmadığını, fırınının bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. 3- Mahkeme tarafından sanığın kısmi ikrarı, tanık ve katılan beyanları ile bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın ne şekilde temin ettiği tespit edilemeyen suça konu çalıntı çekleri katılan ...'e vererek atılı suçları işlediğine karar verilerek temyize konu mahkumiyet kararlarının verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden 1 Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 2. Sanık hakkında kurulan hükümde; 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca, 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. B.Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden 1.Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilerek; Sanık hakkında UYAP sisteminde yapılan araştırmada benzer nitelikteki fiilleri nedeniyle Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/508 Esas ve 2015/233 Karar sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığının ve hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğunun anlaşılması karşısında, mükerrer yargılamanın önlenmesi ve zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilebilmesi bakımından, UYAP üzerinden ve sair surette varsa benzer davaları ile anılan dosyaların akıbeti araştırılarak ilgili dava dosyaları ile varsa diğer dosyalarının da getirtilerek incelenmesi, mümkün olması halinde davaların birleştirilmesi, aksi halde bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre sanıkların eylemlerinin, her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hükümler kurulması, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2013/216 Esas, 2016/200 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin kısımların tamamen çıkarılarak yerine ''sanığın 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi gereğince 1100 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 916 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince günlüğü 20 TL'den hesap edilerek sonuç olarak 18.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek adli para cezasının ödenmemesi durumunda 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereği Mahkemece belirlenen 4 gün üzerinden hapse çevrilmesi hususunun infaz aşamasında gözetilmesine" ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B.Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2013/216 Esas, 2016/200 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2024 tarihinde karar verildi.