Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/32667 E. 2024/12443 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/32667
- Karar No
- 2024/12443
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-f-son maddesinde yer alan "Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde ... adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." hükmüne göre Mahkemenin, menfaatin iki katından az olmamak üzere adli para cezasının miktarını takdir edebileceği anlaşıldığından Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın ve Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin Tebliğnameye aykırı olarak ayrı ayrı ONANMASINA, 24.10.2024 tarihinde sanığın savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığına dair ön sorun yönünden başkan vekili ...'ın karşı oyu ile oyçokluğu ile diğer yönlerden ise oy birliğiyle karar verildi.
KARŞI OY Dairemizin 24.10.2024 tarih, 2021/32667 Esas, 2024/12443 Karar sayılı çoğunluğun onama düşüncesine aşağıdaki belirttiğim sebeplerle katılmıyorum. Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık duruşmalardan bağışık tutulmak talebinde bulunan ancak hükmün verildiği oturumda bir başka suçtan hükümlü veya tutuklu olarak bulunan sanığın karar duruşmasında hazır edilmemesinin savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasındadır. Yerel mahkemece sanığın yokluğunda hüküm verildiği oturumda mahkemenin yargı çevresi dışında bir başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılmaktadır. Savunması alındığı sırada başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunan sanıkların bağışık tutulma hakkından söz edilemez. Çünkü, bağışıklık, kovuşturma evresinde hür olan sanıklara talimat mahkemesinde veya asıl mahkemesinde savunma yapma konusunda verilen bir haktır. Dolayısıyla başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunması sebebiyle bu konuda seçim veya tercihte bulunma imkanı bulunmayan sanığın “bağışık tutulma” beyanının hukuki sonuç doğurduğundan söz edilemez. Buna göre bir başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunan sanığın karar duruşmasına getirilmemesi son savunma ve son söz hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmuştur. Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının öncelikle CMK’nin 196/1 inci maddesi kapsamında savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum. 24.10.2024