Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21003 E. 2025/3869 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/21003
- Karar No
- 2025/3869
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, sanık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın 23.06.2015 tarihinde Sarıkamış Asliye Ceza mahkemesince talimat yoluyla tespit olunan savunmasında, katılanın zararını karşılamak istediğini beyan etmesi karşısında Mahkemece 29.09.2015 tarihli hüküm celsesinde; "Sanığın zararı karşılayacağım şeklinde beyanda bulunduğu, ancak talimatla beyanının alındığı 23/06/2015 tarihinden bugüne kadar katılanın zararını gidermediği görülmekle, savunmaya matuf bir hareket olduğu değerlendirilmekle, bu hususta başka işlem yapılmasına gerek olmadığına," şeklindeki değerlendirmeye istinaden sanık hakkında hüküm kurulmasında ve dosya kapsamına göre sanığın suç tarihinden itibaren katılanın zararını gidereceğini vaat etmesine rağmen hüküm tarihine kadar gidermediği anlaşılmakla Mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'nin bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.
Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3 maddesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği de gözetilerek hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamanın hukuka uygun olduğu, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 07.04.2025 tarihinde karar verildi.