Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/19415 E. 2024/5453 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/19415
- Karar No
- 2024/5453
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/536 E., 2015/62 K. SUÇ :Kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin,12.03.2015 tarihli ve 2014/536 Esas, 2015/62 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... vekili hükmü temyiz ettiğine dair dilekçe sunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR Olay tarihinde sanığın, şikayetçi ...'ü telefonla arayarak, kendisini Ümraniye Belediye Başkan Yardımcısı olarak tanıtıp, Ümraniye Belediyesinin iftar yemeği için şirketinin sponsor olmasını talep ederek ve iftar yemeği maliyeti olarak 7.000,00 TL istediği, şikayetçinin sanıktan fatura istemesi üzerine sanığın , yardımseverlere toplu fatura vereceğini belirtmesi nedeniyle şikayetçinin şüphe ederek Ümraniye Belediye Başkan yardımcısı olan katılan ...'i aradığı, böyle bir olayın olmadığını öğrendiği, katılanın olayı polise ihbar etmesi ve sanığın parayı almak üzere şirkete gelmesi üzerine yakalandığı iddia olunmuş, sanık hakkında yüklenen suçtan beraat hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Sanığın şikayetçiyi telefonla kandırmasının nitelikli yalan-hile olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığından bahisle, mahkemesince unsurları oluşmayan suçtan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 maddesinin ikinci bendinin (a) fıkrası gereğince beraatine karar verilmiş ise de, sanığın hazırlık hareketlerini tamamlayıp fiilin icrasına geçtiği ancak elinde olmayan sebeplerden dolayı tamamlayamadığı anlaşılan somut olayda, sanık tarafından ortaya konulan hilenin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması nedeniyle nitelikli bir hile olarak kabul edilmesi gerektiği gibi, şikayetçinin kendisinden kaynaklanan dikkatli davranışı nedeniyle atılı suçun unsurlarının oluşmadığının kabulünün yerinde olmadığı, buna karşın sanığa atılı suçun kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu değil sanığın bizzat kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması, belli bir işin gördürüleceğini vaat etmemesi nedeniyle suç tarihinde 5237 sayılı TCK'nun 157 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan basit dolandırıcılık suçu kapsamında, suç tarihinden sonra ise 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile eklenen 5237 sayılı TCK'nun 158/1-l maddesi kapsamında kaldığı görülmüş ise de suç tarihinin 02.12.2016 tarihinden önce olması nedeniyle lehe olan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu belirlenerek yapılan incelemede, 1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 12.03.2015 tarihli sorgu işlemi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin,12.03.2015 tarihli ve 2014/536 Esas, 2015/62 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.