Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/16389 E. 2025/347 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/16389
- Karar No
- 2025/347
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/174 E., 2019/138 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilerek ilk uzlaştırma teklifinin tebliğ edildiği tarihten itibaren uzlaşma teklifinin reddedildiği tarihe kadar zamanaşımı süresinin durduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek tamamlanan ve teşebbüs aşamasında kalan dolandırıcılık fiillerini işlemesine rağmen hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; TCK'nın 58/7. maddesi gereğince, "mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir" şeklindeki düzenlemeye rağmen, denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi ve hüküm fıkrasında 5271 sayılı CMK'nın 253/22. maddesi ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38. maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, 27.07.2015 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi ve sanık lehine bozulması karşısında lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin de hukuka aykırı şekilde sanığa yükletilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği, hüküm fıkrasında tekerrür uygulamasına ilişkin paragrafın sonuna '' ve TCK'nın 58/7 maddesi uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkrasında yargılama giderlerine ilişkin paragraf çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yargılama giderleri ile bozma sonrası yapılan uzlaştırmacı giderinin sanıkltan tahsiline, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışında yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına" ibaresinin yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.01.2025 tarihinde karar verildi.