Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/15621 E. 2024/12622 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/15621
- Karar No
- 2024/12622
- Karar Tarihi
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Katılanlar vekilinin temyiz talebinin, kendilerini vekille temsil ettiren katılanlar lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi talebine münhasır olduğu belirlenmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. Sanık ... Hakkında Her İki Katılana ve Sanık ... Köseci(Aydınlı) Hakkında Katılan ...'e Karşı Kurulan Hükümler Yönünden Sanık ...'ın, UYAP üzerinden MERNİS aracılığıyla ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra, 02.02.2022 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla, kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1 maddesi uyarınca; sanık ... Köseci(Aydınlı)'nin katılan ...'e karşı eylemini, katılanın beyanına göre 2011 yılı Ekim ayı içerisinde gerçekleştirdiği, sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4 maddeleri gereği belirlenen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, ilk uzlaşma teklifinde bulunulan tarih olan 02.10.2017 ile uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek Uzlaştırma Bürosuna teslim ettiği 01.03.2018 tarihi arasında 5271 sayılı CMK'nın 253/21 ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34. maddeleri gereği durduğu da dikkate alındığında, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık ... hakkında her iki katılana karşı ve sanık ... Köseci(Aydınlı) hakkında katılan ...'e karşı dolandırıcılık suçundan açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8 maddesi gereği Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak ayrı ayrı DÜŞMESİNE, II. Sanık ... Köseci(Aydınlı) Hakkında Katılan ...'e Karşı Kurulan Hüküm Yönünden 1. Yargıtay bozma ilâmına konu hükümle sanığın 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesi kapsamında yer alan dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde hatalı şekilde sadece hapis cezasına hükmedilmesi nedeniyle neticeten 2 kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve bu karar sadece sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 12.06.2017 tarihli ve 2017/14582 Esas, 2017/14579 Karar sayılı ilâmı ile uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekliliğinden bozulmasına karar verildiği gözetilmeden, bozma sonrası kurulan hükümde sanık tarafından temyiz edilmekle sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hak ortaya çıkmış ise de bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde sanığın eyleminin tanımını bulduğu 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesinde birlikte öngörülen hapis ve adli para cezalarına birlikte hükmedilmek suretiyle hüküm kurulması ancak 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulması suretiyle "1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının korunmasıyla hükmün infazının 1 yıl 8 ay hapis cezası üzerinden yerine getirilmesine" şeklinde karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 3. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1 maddesinde yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1 maddesi uyarınca 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılan ...'e verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.11.2024 tarihinde karar verildi.