Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/14861 E. 2024/12333 K. – Sigorta Bedeli
Konu: Sigorta Bedelini Almak Amacıyla Dolandırıcılığa Teşebbüs
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/14861
- Karar No
- 2024/12333
- Karar Tarihi
- Konu
- Sigorta Bedelini Almak Amacıyla Dolandırıcılığa Teşebbüs
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılığa teşebbüs HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanığın sahibi olduğu ... Oto Kiralama şirketi vekili Avukat ...'in 16.04.2008 tarihli yazılı talebi ile 16.02.2008 tarihinde ...ın kullandığı ...plakalı araca, ... yönetimindeki .... plakalı aracın kusurlu olarak çarparak hasar verdiği belirtilmek suretiyle Muhterem Balcı'nın aracının sigorta şirketinden tazminat talebinde bulunduğu, ancak sigorta şirketinin yaptığı incelemede müracaat ve ekli belgeler içerisindeki 27.02.2008 tarih ve 46941 yevmiye numaralı Beyoğlu 23. Noterliğinden alınan vekaletnamedeki ... adlı şahsın kimlik numarasıyla nüfus cüzdanındaki kimlik numarasının farklı olduğu, yine Antalya 5. Noterliğinden alınan 22.08.2007 tarih ve 17049 yevmiye numarasıyla onaylı sirkülerdeki imzaların farklı olduğunun katılan ... şirketi yetkililerince tespit edildiğinden talebe olumlu cevap verilmediği ve şikayette bulunulduğundan sanığın sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediği iddia ve kabul olunan olayda; Borçlar Kanunu'nun 502 vd maddeleri gereğince avukatla müvekkil arasındaki vekalet (temsil) ilişkisinin geçerliği kanunda herhangi bir şekle tâbi tutulmamıştır. Avukatın sunduğu vekaletname, müvekkil ile vekil arasındaki vekalet (temsil) ilişkisini ortaya koyan bir yazılı belge niteliğinde olup, sadece bu ilişkinin üçüncü kişiler ve mahkeme nezdinde ispatı bakımından önem taşıır. Öyle ki, vekaletnamenin bulunmadığı hallerde dahi, müvekkilin, vekalet (temsil) ilişkisinin varlığını ve yapılan işlemlere icazetini gösteren yazılı veya sözlü beyanının usul hukuku bakımından geçerli sonuçlar doğurduğu kabul edilmiştir. Somut olayda, sanığın savunmasına ve tanık olarak dinlenen avukat ...'in beyanlarına göre, sanığın aracının başka bir şehirde kaza yapmasından sonra fiilen sanığın elinde olmadığından avukat ...'in, imza ve kimlik numarası sanığa ait olmadığı anlaşılan vekalet ile sulh hukuk mahkemesinde tespit, sigorta şirketine başvuru, icra takibi, asliye hukuk mahkemesinde dava açmak gibi hukuki işlemler yaptığı, sanığın savunmasında İstanbul'dan değil Antalya'dan vekalet gönderdiğini söylediği ve buna dair vekaletler sunduğu, tanık ... hakkında olayla ilgili dava açıldığı ve beraat ettiği, vekaletin sahte veya gerçek olmasının sanık ile avukat arasındaki hukuki ilişkiyi ilgilendireceği, sanığın kendisinin de sigorta şirketine başvurup tazminat talep etme hakkı olduğu, bu durumun TCK'nin 158/1-k. maddesinde düzenlenen sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçuna vücut vermeyeceği anlaşıldığından sanık hakkında suç unsurları oluşmadığından beraati yerine mahkumiyet hükmü tesisi, Kabule göre de; suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nin 158/1-k. maddesinin cezasının "iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası" olduğu halde alt sınırın 3-10 yıl hapis cezası olduğu belirlenerek dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 61 inci maddesindeki ölçütler ve aynı Kanunun 3 üncü maddesindeki “fiilin ağırlığıyla orantılı ceza verilmesi ilkesi”ne aykırı olarak temel ceza belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2024 tarihinde karar verildi.